Dergiler / Mikrobiyoloji Bülteni / 2007 / Cilt: 41 - Sayı: 1

Jinekolojik yakınmaları olan ve olmayan kadınlarda Chlamydia trachomatis pozitifliğinin sitolojik ve direk immünofloresans yöntemleriyle araştırılması

İnvestigation of Chlamydia trachomatis positivity in women with and without gynecologic complaints by cytologic and direct immunofluorescence methots

Sayfa
51–61
DOI
—

Özet

Chlamydia trachomatis enfeksiyonlarının büyük oranda asemptomatik seyretmesi, hem etkenin kronik enfeksiyona ve ciddi komplikasyonlara yol açmasına hem de toplumlarda hızla yayılmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, jinekolojik yakınmaları olan ve olmayan kadınlarda C.trachomatis varlığının araştırılması ve asemptomatik taşıyıcılık oranının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, hastanemiz Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı polikliniğine akıntı, kaşıntı, yanma ve/veya kasık ağrısı gibi yakınmalarda başvuran 68 hasta ile rutin kontrol amacıyla başvuran ve yakınmaları olmayan 132 kişi olmak üzere, gebe olmayan toplam 200 kadın (yaş aralığı: 20-81 yıl; yaş ortalaması: 40.2±10.4 yıl) dahil edilmiştir. Kadınlardan alınan servikal örnekler, C.trachomatis serotipe özgül majör dış membran proteinine özgül floresanla işaretli monoklonal antikorlar (Fluorotect Chlamydia, Omega Diagnostics, UK) kullanılarak direk floresan antikor (DFA) yöntemiyle incelenmiş ve tüm örnekler eş zamanlı olarak Papanicolaou yöntemiyle boyanarak sitolojik yönden taranmıştır. Çalışmaya alınan kadınların 49'unda (%24.5) DFA ile C.trachomatis antijen pozitifliği saptanmış, 19'unda (%9.5) ise sitolojik olarak klamidyal inklüzyon cisimciği tespit edilmiştir. DFA ile pozitif bulunan 49 örneğin 12'si (%24.5) ve negatif bulunan 151 örneğin 7'si (%4.6) sitolojik incelemede de pozitif sonuç vermiştir. Her iki yöntemle alınan sonuçlar arasında gözlenen toplam uyumluluk oranı (Po) %78 olarak belirlenmiştir. DFA ile C.trachomatis pozitifliğinin, semptomatik hastaların %16.2'sinde (11/68), asemptomatik kadınların ise %28.8'inde (38/132) mevcut olduğu izlenmiştir. Klinik yakınma varlığı ya da bulguların tipi ile C.trachomatis pozitifliği arasında bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak çalışma grubumuzda belirlenen yüksek asemptomatik taşıyıcılık oranı, kadın hastalıkları ve doğum polikliniklerine başvuran hastaların klinik yakınmasıolsun ya da olmasın C.trachomatis açısından taranması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu amaçla ekonomik ve pratik olması nedeniyle yaygın olarak uygulanan sitolojik tarama ile birlikte DFA yönteminin de kullanılması, tanısal duyarlılık ve özgüllüğü artıracaktır.

Abstract

The asymptomatic nature of the majority of Chlamydia trachomatis infections leads to persistent infections and serious complications as well as continuous transmission of bacteria in the populations. The aim of this study was to investigate the presence of C.trachomatis in non-pregnant women with and without gynecologic signs and symptoms, and to detect the rate of asymptomatic carriage. Cervical specimens collected from 200 nonpregnant women (age range: 20-81 yrs; mean age: 40.2±10.4 yrs) who were admitted to Gynecology and Obstetrics Clinics of Hacettepe University Hospital were included to the study. Of them 68 had clinical complaints such as vaginal discharge, itching/irritation, inflammation and inguinal pain, while 132 had not any clinical complaints. All the samples were examined by direct immunofluorescence (DFA) method (Fluorotect Chlamydia, Omega Diagnostics, UK) with fluorescein isothiocyanate labeled monoclonal antibodies against C.trachomatis serotype specific major outer membrane proteins, and the samples were simultaneously screened cytologically by Papanicolaou staining method. As a result, C.trachomatis antigen positivity was found in 49 (24.5%) of the samples by DFA method, and chlamydial inclusion bodies were detected in 19 (9.5%) of women by cytologic method. Twelve (24.5%) of the 49 DFA positive samples, and 7 (4.6%) of the 151 DFA negative samples yielded positive results cytologically. The observed proportion of overall agreement (Po) was estimated as 78% between the results of methods. C.trachomatis antigen positivity was detected in 16.2% (11/68) and 28.8% (38/132) of women with and without clinical symptoms, respectively. There was no statistically significant difference' between C.trachomatis positivity and neither the presence of clinical signs and symptoms nor the characteristics of the signs and symptoms (p>0.05). In conclusion, the high asymptomatic carriage rate detected in our study population indicated that, for the prevention of bacterial transmission in the populations, the women who were admitted to gynecology and obstetrics clinics should be screened for C.trachomatis positivity even if they had no clinical complaints. The use of DFA method together with the widely used, practical and economical cytologic examination method, would increase the sensitivity and specificity of C.trachomatis diagnosis.

Anahtar kelimeler: Chlamydia trachomatis,Serviks uteri,Taşıyıcılık,Floresans antikor tekniği, direkt,Chlamydia enfeksiyonları