Dergiler / Mikrobiyoloji Bülteni / 2016 / Cilt: 4 - Sayı: 51

Vajinit Yakınmaları Olan 15-49 Yaş Arasındaki Suriyeli Mülteci Kadınlarda Trichomonas vaginalis Sıklığının Araştırılması

Investigation of the Prevalence of Trichomonas vaginalis Among Female Syrian Refugees with the Complaints of Vaginitis Aged Between 15-49 Years

Sayfa
590–597
DOI
—

Özet

Suriye iç savaşının başladığı 2011 yılından itibaren, Türkiye'nin uyguladığı açık kapı politikası ve sınırın genişliği nedeniyle Türkiye'ye birçok Suriyeli sığınmacı göç etmiştir. Türkiye'ye sığınan mülteci sayısının 2015 yılı sonunda 2.5 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Şanlıurfa, Suriye'ye en uzun sınırı bulunan bir şehir olması nedeniyle çok fazla sayıda mülteci akımına uğramaktadır. Trichomonas vaginalis, viral etkenlerin dışında, cinsel yolla bulaşan etkenler arasında en sık görülen parazittir. Bu çalışmanın amacı, Şanlıurfa'da şehir merkezinde, kamp dışında yaşayan, vajinit yakınmaları olan, 15-49 yaş arasındaki evli Suriyeli mülteci kadınlarda T.vaginalis sıklığının araştırılmasıdır. Harran Üniversitesi ve Birleşmiş Milletler Fonu ortaklığında çok amaçlı kesitsel araştırma niteliğinde yürütülen "Suriyeli Kadınlarda Genel Sağlık Durumu" araştırması için Harran Üniversitesi'nden Etik Kurul onayı alınmıştır. Olasılıklı küme örnekleme yönteminin kullanıldığı çalışmada, %95 güven düzeyi, %5 güven aralığı esas alınarak minimum 460 haneye ulaşılması planlanmıştır. İki kadın araştırmaya katılmayı reddetmiş olup, yanıtlama hızı %99.6'dır. Şubat-Mart 2015 tarihlerinde yapılan saha çalışmasında, iki Suriyeli hemşire, bir laborant ve Arapça/Kürt- çe bilen bir kişi görev almıştır. Veri toplamak için, sosyodemografik değişkenlerin yer aldığı anket formu, Arapçaya çevrilerek kullanılmış ve yüz yüze görüşme yöntemi uygulanmıştır. Anket verilerine göre, vajinal akıntı, anormal kanama ve/veya ağrılı cinsel ilişki yakınmaları olan kadınlar, muayene için Harran Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine davet edilmiştir. Jinekolojik muayene sırasında, arka forniksten alınan sürüntü örnekleri, direkt mikroskopi ve Giemsa boyama yöntemleriyle T.vaginalis trofozoitlerinin varlığı yönünden incelenmiştir. Anket araştırmasına katılan 458 kadından 232'si (%50.6) vajinit yakınmalarının olduğunu bildirmiş; buna göre semptomlu ve gebe olmayan 157 kadın hastaneye davet edilmiş, ancak sadece 89'u (%56.7) muayeneyi kabul etmiştir. Bu 89 kadının (yaş ortalaması: 31.6 ± 8.7 yıl) muayenesi sırasında alınan sürüntü örneklerinden 19'unda (%21.3) direkt mikroskobik inceleme ile, 32'sinde (%36) ise Giemsa boyama yöntemiyle T.vaginalis varlığı saptanmıştır. Muayene edilen kadınların %56.2'sine (50/89) klinik olarak vajinit tanısı konmuş; T.vaginalis pozitifliği ile klinik olarak vajinit tanısı alan ve almayan olgular arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p< 0.001). Çalışmamızın verileri, Suriyeli mülteci kadınlarda saptanan T.vaginalis prevalansının (%36), toplumumuz genelinde saptanan oranlardan (%3-13) yüksek, ancak riskli davranışları olan gruplardaki (seks işçileri) oranlara (%40) yakın olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, mültecilere yönelik sağlık taramalarının ve güvenli cinsel yaşam konusunda yapılacak sağlık eğitimlerinin, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların önlenmesinde yararlı olacağı kanısına varılmıştır.

Abstract

Since the Syrian civil war began in 2011, most of the Syrian refugees have immigrated to Turkey due to its open gate policy and the width of the border. By the end of 2015, it was estimated that there were 2.5 million Syrian refugees in Turkey. Many of the Syrian refugees live in Sanliurfa due to its location on the border with Syria. Trichomonas vaginalis, apart from viral agents is the most common parasite among sexually transmitted infection agents. The aim of this study was to determine the prevalence of T.vaginalis among female married Syrian refugees living outside of the camps in Sanliurfa city center, aged between 15-49 years with complaints of vaginitis. This multi-purpose survey was carried out between February and March of 2015, in collaboration with the United Nations Population Fund and Harran University. This study was approved under the heading of "General Health Status of Female Syrian Refugees" by the Ethics Committee of Harran University Faculty of Medicine. A total of 460 Syrian refugees house were selected using the probability cluster sampling method, with a 95% confidence level and a 5% confidence interval with a design effect. Two women refused to participate in the study, and the response rate was 99.6%. Two Syrian nurses, one laboratory technician, and one interpreter who knew Kurdish and Arabic were hired for the field survey. A structured questionnaire written in Turkish was translated to Arabic and used to collect the sociodemographic data during face to face interviews. According to the questionnaire data, the women with the complaints of vaginal discharge, unusual vaginal bleeding and/or dyspareunia were invited to the Gynecology Department of Harran University Research and Training Hospital for a medical examination. During gynecological examination, swab samples obtained from posterior fornix were evaluated by direct microscopy and Giemsa staining methods for the presence of T.vaginalis trophozoites. Of 458 women who have participated the questionnaire survey, 232 (50.6%) have declared that they had vaginitis complaints. Accordingly, 157 symptomatic and non-pregnant women were invited to the hospital, however only 89 (56.7%) accepted the invitation. T.vaginalis infection was detected in 19 (21.3%) by direct microscopy, and in 32 (36%) by Giemsa staining of the samples taken during the examination of those 89 women (mean age: 31.6 ± 8.7 years). In the gynecological examination, 56.2% (50/89) of the women were clinically diagnosed as vaginitis. A statistically significant association was detected between T.vaginalis positivity and the cases with or without the clinical vaginitis diagnosis (p< 0.001). Our data indicated that the prevalence of T.vaginalis (36%) detected in the female Syrian refugees is higher than the prevalence (3-13%) of our general population, but it is close to the prevalence (40%) in groups with risky behaviors (sex workers). In conclusion, health screening studies and health educations about safe sex life for Syrian refugees would be useful in the prevention of sexually transmitted diseases.