Dergiler / Mikrobiyoloji Bülteni / 2010 / Cilt: 44 - Sayı: 1
2008 yılı Kırım-Kongo kanamalı ateşi olgularının laboratuvar tanısında PCR ve ELİSA-lgM sonuçlarının irdelenmesi
- Sayfa
- 57–64
- DOI
- —
Özet
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Afrika, Asya, Doğu Avrupa ve Orta Doğu'da görülebilen ölümcül seyirli zoonotik bir viral enfeksiyondur. Bunyaviridae ailesi, Nairovirus cinsi içinde yer alan KKKA viru-su (CCHFV), insanlara Hyalomma ve lxodidtürü kenelerin ısırmasıyla bulaşmakta, ancak kan ya da kanlı vücut sıvılarıyla temas da kişiden kişiye bulaşta rol oynamaktadır. KKKA, Türkiye'de 2002 yılından bu yana endemiler yapmaya başlamış ve önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Ülkemizde CCHFV enfeksiyonlarının özgül laboratuvar tanısı ve doğrulaması Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığında moleküler ve serolojik yöntemler kullanılarak yapılmaktadır. Bu amaçla, Türkiye'nin her bölgesinden KKKA şüpheli olgulardan alınan serum ve/veya plazma örnekleri "olası vaka bildirim formu" ile birlikte laboratuvarı miza gönderilmektedir. Laboratuvarımızda uygulanan algoritmaya göre, olası akut olgulardan gönderilen ilk kan örnekleri, öncelikle "in house" gerçek zamanlı (real time) revers transkriptaz-po-limeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemi ile incelenmekte, negatif bulunan örnekler "in house" ELISA yöntemi ile CCHFV-lgM antikor pozitifliği açısından değerlendirilmektedir. Laboratuvarımızda 2008 yılında, 2855 KKKA ön tanılı hastaya ait 4634 örnek CCHFV yönünden araştırılmış ve hastaların 1315 (%46)'inde moleküler ve/veya serolojik yöntemlerle pozitiflik belirlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, labo-ratuvarımıza en az iki örneği gönderilmiş olan, bu örneklerden en az birisinde PCR ve/veya ELİSA-lgM pozitifliği saptanan ve olası vaka formunda istenilen verileri tam olan 726 olguya ait sonuçların irdelenmesi ve pozitiflik saptanma oranlarının örneklerin alınma zamanına göre değerlendirilmesidir. Çalışmamızda, olguların %94.1 (683/726)'inin ilk serum örneğinde ELISA veya PCR yöntemlerinden en az birisi ile pozitif sonuç alınmıştır. Hastaların 567 (%78.1)'si PCR ile pozitif bulunmuş; PCR negatif saptanan 159 örneğin 116 (%72.9)'sında CCHFV-lgM pozitifliği belirlenmiştir. Test sonuçları, hastalarda semptomların başlama zamanı ile klinik örneklerin alınma zamanı arasındaki süreye göre değerlendirildiğinde; ilk klinik örneğin semptomların başlamasından sonraki ilk 5 günde alındığı olgularda PCR pozitifliğinin %83.4; 6-10. günlerde alındığı olgularda ise %67.5 olduğu görülmüştür. PCR pozitiflik oranının azaldığı 5. günden itibaren ise CCHFV-lgM pozitiflik oranı %95'e ulaşmıştır. Olası olgulara ait 10. günden sonra gönderilen 196 tekrar örneğinde PCR pozitifliği saptanmamış, 153 (%78) olguda ELİSA-lgM pozitifliği tespit edilmiştir. Beklenildiği gibi ile ilk 5 güne ait örneklerde RT-PCR ile, 5. günden sonra ise ELISA ile IgM pozitiflik saptama oranı yüksek bulunmuştur. Ayrıca, klinik semptomların başlaması ve örneklerin alınma tarihlerinin formlara düzenli olarak kaydedilmesinin, laboratuvar yönteminin seçimi ve verilerin değerlendirilmesine ve sonuçların hızlı ve güvenilir şekilde bildirilmesine yardımcı olacağı kanısına varılmıştır.
Abstract
Crimean-Congo hemorrhagic fever (CCHF) is a fatal zoonotic viral haemorrhagic infection described in Africa, Asia, Eastern Europe, and the Middle East. CCHF virus (CCHFV) classified in Bunyaviridae family and Nairovirus genus, is transmitted to humans by tick (Hyalomma and Ixodid) bites and human to human transmission may occur by direct contact with blood or other infected tissues. The disease became endemic and a public health problem since 2002 outbreak in Turkey. The specific laboratory diagnosis and confirmation of the disease is performed in Refik Saydam National Public Health Agency, by using molecular and serological methods. For this purpose serum and/or plasma samples from suspected CCHF patients are submitted to the reference laboratory with an official "possible case report form". According to the algorithm in our laboratory, the first samples which were sent from possible acute cases were searched initially by an in-house real time-polymerase chain reaction (PCR) method and those which were found negative with PCR, were then studied by in-house ELISA method in terms of CCHF-IgM antibodies. In 2008, a total of 4634 samples obtained from 2855 CCHF suspected patients have been examined for the positivity of CCHFV, and 1315 (46%) cases were found to be positive by molecular and/or serologic methods. The aim of this study was to evaluate the results of 726 cases whose at least 2 samples were sent to laboratory, with at least 1 positivity in at least 1 clinical sample with either PCR or IgM ELISA, or both, and with complete informations in possible case report form, during 2008 in Turkey. The positive results were also analyzed according to the starting date of the complaints and the date samples received in order to evaluate the positivity rates of molecular and serological methods with regard to the time. The first serum samples in 94.1% (683/726) of cases were found to be positive with PCR and/or ELISA-IgM methods. PCR positivity was found as 78.1% (567/726), while CCHFV-IgM positivity was detected in 116 (72.9%) in the remaining 159 PCR negative samples. In the first sera, PCR and ELISA results were evaluated in relation to the start of complaints and the date samples received. After the onset of symptoms, PCR positivity was determined as 83.4% in the samples taken in the first 5 days, and reduces to 67.5% in the samples between 6-10 days. The detection rate of CCHFV-IgM increases up to 95% when PCR positivity rate decreases after the 5th day. As expected, positivity is determined to be high by PCR in the first days, and ELISA-IgM after the 5th day. In conclusion, recording clinical data such as the onset of disease and the date of sample received ensure the accurate evaluation of the disease and the laboratory results are reliably accomplished in a short time.