Dergiler / Mikrobiyoloji Bülteni / 2011 / Cilt: 45 - Sayı: 1
Erzurum merkez ve kırsalında yaşayan riskli gruplarda tularemi seroprevalansı
- Sayfa
- 67–74
- DOI
- —
Özet
Francisella tularensis tarafından oluşturulan tularemi, ülkemizde yeniden önem kazanan hastalıklardan biri haline gelmiştir. Enfeksiyon insana, enfekte hayvanların doku ve ürünleri ile temas ve kontamine su ve gıdaların tüketilmesi ile bulaşır. Son yıllarda Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden, özellikle de Marmara ve Batı Karadeniz bölgelerinden artan oranlarda olgular ve epidemiler rapor edilmektedir. Kuzey Doğu Anadolu bölgesinde yer alan Erzurum, tarım ve özellikle büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yaygın olduğu bir ilimizdir. Daha önce bölgemizden tularemi olgusu bildirimi yapılmamış ve seroprevalans ile ilgili herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada, Erzurum merkez ve kırsalında yaşayan kişilerde tularemi seropozitifliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya tularemi için risk grubunda yer alan (çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan) 134 erkek (yaş ortalaması: 36.2, yaş aralığı: 17-75 yıl), 106 kadın (yaş ortalaması: 39.1, yaş aralığı: 16-77 yıl) olmak üzere toplam 240 gönüllü dahil edilmiştir. Serum örneklerinde F.tularensis’e özgül antikorlar, lam aglütinasyonu (BD, ABD) ve Serazyme ELISA (anti-F.tularensis IgG/IgA/IgM, Seramun, Almanya) yöntemleri ile araştırılmıştır. Bu testler ile pozitif sonuç veren serum örnekleri, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı (RSHMB) Ulusal Tularemi Tanı Referans Laboratuvarında yerli suştan hazırlanmış antijen kullanılarak F.tularensis mikroaglütinasyon testi (MAT) ile de çalışıl mıştır. MAT ile pozitiflik saptanan serum örneklerinde, çapraz reaksiyon varlığını değerlendirmek için Brucella ve Salmonella’ya karşı oluşmuş antikor araştırılmıştır. Çalışmaya alınan 240 gönüllünün 71 (%29.6)’inde lam aglütinasyon testi (LAT) ile pozitiflik saptanırken, 5 (%2.1) örnek ELISA ile total antikorlar yönünden pozitif bulunmuştur. LAT pozitif 71 örneğinin 21’inde 1/20-1/40, dördünde ise 1/80- 1/160 titrelerde olmak üzere toplam 25’inde MAT ile F.tularensis antikor pozitifliği belirlenmiştir. Ancak MAT pozitif tüm örneklerin (n= 25) Brucella ve/veya Salmonella testleri ile de pozitif sonuç verdiği izlenmiştir. MAT ve ELISA pozitifliği karşılaştırıldığında; MAT ile 1/40 titrede pozitiflik saptanan dört serum örneğinden biri ve ≥ 1/80 titrede pozitiflik saptanan dört örneğin hepsi ELISA ile pozitif sonuç vermiştir. MAT ile çapraz reaksiyon oranının çok yüksek olması nedeniyle, duyarlılığı daha yüksek olan ELISA ile pozitif bulunan beş birey tularemi yönünden seropozitif (%2.1) olarak değerlendirilmiştir. Bu bireylerin (dört kadın, bir erkek; yaş aralığı: 27-38 yıl) dördünün Alaca, birinin ise bu köye komşu olan Tebrizcik köyünde yaşadığı; hepsinin hayvan besiciliğiyle uğraştığı ve ikisinin aynı zamanda çiftçilik yaptığı izlenmiştir. Olguların hiçbirisi fare ya da av hayvanı ile temas veya kene ısırması öyküsü vermemiş; ancak her iki köyde de, klorlanma yapılmayan şebeke suyunun kullanıldığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak çalışmamızın verileri, Erzurum ilinde tarım ve/veya hayvancılıkla uğraşan özellikle kırsal kesimde yaşayan popülasyonun tularemi yönünden risk altında olduğunu vurgulamaktadır.
Abstract
Tularemia which is a zoonotic infection, caused by Francisella tularensis, has become a re-emerging disease in Turkey. Infection is often transmitted to human by handling animal tissues and products, but it is also possible to acquire the disease from contaminated water or food. Recently several cases and epidemics of tularemia have been reported in the northwest areas of Turkey, particularly in Marmara and West Black Sea regions. Erzurum is a city in Eastern Anatolia Region, Turkey and animal husbandry is the main agricultural activity in that area. However, neither tularemia cases were reported from this province nor seroprevalence studies were performed. In this study we aimed to determine F.tularensis antibody seropositivity in the risky population living at both rural and urban area of Erzurum. Blood samples from 240 volunteer subjects (134 male with mean age: 36.2, age range: 17-75 years and 106 female with mean age: 39.1, age range: 16-77 years) whose occupations were farming and animal husbandry, were included in the study. Serum samples were screened for the presence of F.tularensis antibodies by slide agglutination method (BD, USA) and Serazym ELISA kit (anti-F.tularensis IgG/IgA/IgM, Seramun, Germany). The positive samples with those tests were also retested by microagglutination test (MAT) in National Tularemia Reference Laboratory of Refik Saydam Hygiene Center, using antigen prepared in the same laboratory from the local strain. The serum samples were also searched for the presence of Brucella and Salmonella antibodies in terms of cross-reactivity. Seropositivity was detected in 71 (29.6%) out of 240 subjects by slide agglutination test (SAT), whereas only 5 (2.1%) gave positive result for total antibody by ELISA. Twenty-five of the 71 SAT positive samples yielded F.tularensis antibodies by MAT, of which 21 were between 1/20-1/40 and four were between 1/80-1/160 titers. However, all of the MAT positive samples (n= 25) were found reactive in Brucella and/or Salmonella antibody tests. One of the four MAT positive samples with 1/40 titer and all of the four MAT positive samples with ≥ 1/80 titer yielded positive results in ELISA. Since MAT gave very high cross reactive results, the five subjects (2.1%) found positive with ELISA were evaluated as seropositive for tularemia. Of those subjects (four were female, one was male; age range: 27-38 years), four were the inhabitants of the same village, and one from another neighboring village. All of the seropositive subjects were dealing with raising livestock and two were also farming. No history of contact with rat and wild animals or tick bite were detected, however it was noted that non-chlorinated fountain water has been used in both of these villages. In conclusion, our data emphasized that, populations inhabiting especially in rural area and dealing with farming and stock raising in our region are at risk for tularemia.