Dergiler / Mikrobiyoloji Bülteni / 2015 / Cilt: 49 - Sayı: 2

Ulusal Tüberküloz Laboratuvar Sürveyansına İlk Adım; Ankara, 2011

The First Step for National Tuberculosis Laboratory Surveillance; Ankara, 2011

Sayfa
143–155
DOI
—

Özet

Ülke düzeyinde ilaç direnci sıklığının izlenmesi ve gerekli kontrol önlemlerinin alınması için en etkili yöntem, laboratuvara dayalı sürveyans sisteminin kurulmasıdır. Bu çalışma ile ülke genelinde laboratuvar kalite güvence sistemine dayalı olarak ilaca dirençli tüberküloz (TB) olgularının seyrinin izlendiği, direnç yükünün belirlendiği ve laboratuvarların kapasitelerinin değerlendirilip geliştirildiği Tüberküloz Laboratuvar Sürveyans Ağı (TuLSA)’nın Ankara’da 2011 yılında başlatılan kurulum çalışmalarının özetlenmesi amaçlanmıştır. TuLSA çalışmaları Ulusal Tüberküloz Referans Laboratuvarı (UTRL) koordinasyonunda TB laboratuvarları ve verem savaş dispanserleri katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Sağlık kuruluşlarından TB bildirimi yapılan hastaların örnekleri TB laboratuvarlarından izlenmiş, hastalara ait epidemiyolojik bilgiler dispanserlerden toplanmıştır. TB laboratuvarları her hastaya ait bir izolatı kendi ilaç duyarlılık testi (İDT) sonuçları ile birlikte UTRL’ye yollamış, UTRL’de tüm izolatlar hem genotipik (MTBDRplus, Hain Lifescience, Almanya) hem de fenotipik (MGIT 960, BD, ABD) İDT’ne alınmış, ayrıca spoligotiplendirme ve MIRU/VNTR ile moleküler epidemiyolojik analiz yapılmıştır. Rifampisine dirençli tüm izolatlara ikinci seçenek İDT uygulanmıştır. 1 Ocak-31 Aralık 2011 tarihleri arasında 1276 hastanın bildirimi yapılmış, bildirimi yapılan olgulardan 335’i Ankara ili akciğer TB olgusu olarak tanımlanmıştır. Bu olguların %67.5’i erkek, yaş ortalamaları ise 43.4 ± 20 yıldır. Olguların %94.6’sı (n=317) yeni olgu olarak belirlenmiştir. Akciğer TB olgularından ortalama 3.26 ± 2.88 adet örnek alınmış, kültür pozitifl iği 229 (%68.3) olguda tespit edilmiştir. Kültürden izole edilen suşların tümüne İDT uygulanmış; izolatların %90.4’ü (207/229) test edilen beş ilaca (izoniyazid, rifampisin, streptomisin, etambutol, pirazinamid) da duyarlı bulunurken, çok ilaca dirençli TB (ÇİD-TB) oranı %3.5 (8/229) olarak saptanmış; yaygın ilaç direnci tespit edilmemiştir. ÇİD-TB görülme riskinin önceden tedavi görmüş olgularda 63.3 kat, yabancı uyruklu olgularda 73.3 kat daha fazla olduğu izlenmiştir. Akciğer TB olgularında tedavi başarısı %91.9 olarak saptanmıştır. Spoligotiplendirme yapılan 221 M.tuberculosis kompleks suşlarının dokuz küme içerisinde dağılım gösterdiği, SIT41’in en sık (105/221; %47.5) saptanan spoligotip olduğu bulunmuş; MIRU-VNTR sonuçlarına göre kümeleşme oranının %16.3 olduğu tespit edilmiştir. Kümeleşen suşların tamamı duyarlı bulunurken, ÇİD-TB izolatlarının tamamı özgül MIRU-VNTR profi li göstermiştir. Sonuç olarak, 2011 yılında Ankara’da başlatılan TuLSA çalışmaları tüm ülke çapında genişletilmeye devam edilmektedir. Bu çalışma ile, ÇİD-TB olgularının laboratuvara dayalı sürveyans verisi ilk kez elde edilmiş ve böylece Türkiye ile ilgili ilk kez Dünya Sağlık Örgütü Küresel TB raporunda 2011’de bölgesel, 2012’de ise ulusal laboratuvar sürveyansı verisi yer almıştır.

Abstract

The most effective method for monitoring country-level drug resistance frequency and to implement the necessary control measures is the establishment of a laboratory-based surveillance system. The aim of this study was to summarize the follow up trend of the drug-resistant tuberculosis (TB) cases, determine the load of resistance and evaluate the capacities of laboratories depending on laboratory quality assurance system for the installation work of National Tuberculosis Laboratory Surveillance Network (TuLSA) which has started in Ankara in 2011. TuLSA studies was carried out under the coordination of National Tuberculosis Reference Laboratory (NRL) with the participation of TB laboratories and dispensaries. Specimens of TB patients, reported from health institutions, were followed in TB laboratories, and the epidemiological information was collected from the dispensaries. One isolate per patient with the drug susceptibility test (DST) results were sent to NRL from TB laboratories and in NRL the isolates were rechecked with the genotypical (MTBDRplus, Hain Lifescience, Germany) and phenotypical (MGIT 960, BD, USA) DST methods. Molecular epidemiological analysis were also performed by spoligotyping and MIRU/VNTR. Second-line DST was applied to the isolates resistant to rifampin. A total of 1276 patients were reported between January 1st to December 31th 2011, and 335 cases were defi ned as “pulmonary TB from Ankara province”. The mean age of those patients was 43.4 ± 20 years, and 67.5% were male. Three hundred seventeen (94.6%) patients were identifi ed as new cases. The average sample number obtained from pulmonary TB cases was 3.26 ± 2.88, and 229 (68.3%) of them was culture positive. DST was applied to all culture positive isolates; 90.4% (207/229) of cases were susceptible to the fi ve drugs tested (ethambutol, isoniazid, pyrazinamide, rifampicin, streptomycin). Eight (3.5%) of the isolates were multidrug-resistant (MDR-TB), while no extensively drug-resistant strains were detected. MDR-TB is likely to occur in 63.3 times more among previously treated cases, and 73.3 times more in legal aliens. The achievement of therapy among pulmonary TB cases was 91.9%. Spoligotyping performed for 221 M.tuberculosis complex isolates, showed that all strains were clustered in nine groups. SIT 41 (105/221; 47.5%) was the most frequent spoligotype detected, and clustering rate based on MIRU-VNTR results were found as 16.3%. All of the clustered strains were sensitive while all of MDR-TB isolates showed specifi c MIRU-VNTR profi les. In conclusion, TuLSA studies started in Ankara in 2011 and the system is still expanding in the country. Our data obtained with TuLSA have been published as a regional surveillance data in the WHO Global Tuberculosis Report 2011, and as a national surveillance data in Global Tuberculosis Report 2012.