Dergiler / MN Kardiyoloji / 2008 / Cilt: 15 - Sayı: 1

Fibrinolitik tedavi uygulanan akut miyokard infarktüsü hastalarında hastaneye başvuru anındaki ortalama trombosit hacmi ile reperfüzyon başarısı arasındaki ilişki

Relation of admission mean platelet volume with reperfusion in acutest segment elevation myocardial infarction patients treated with fibrinolytic therapy

Sayfa
25–31
DOI
—

Özet

Amaç: Ortalama trombosit hacmi (OTH) trombosit aktivitesinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma, akut ST yükseklikli miyokard infarktüsü nedeni ile fibrinolitik tedavi uygulanmış hastalarda, hastaneye başvuru anında ölçülen OTH ile reperfüzyon başarısı arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Akutmiyokard infarktüslü, fibrinolitik tedavi uygulanan toplam179 hastadan, hastaneye kabulde OTH için kan örneklemesi alındı. Tüm hastalardan fibrinolitik tedavi başlanmadan ve tedavinin bitişinden sonra 90. dakikada standart 12 derivasyonlu EKG çekildi. Reperfüzyon 90. dakikadaki ST segment rezolüsyonu (STR) oranına göre değerlendirildi. Hastalar reperfüze olan (≥%70 STR) ve olmayan (<%70 STR) olarak iki alt gruba bölünerek istatistiksel analiz gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların 77 (%44)’sinde elektrokardiyografik olarak başarılı reperfüzyon sağlandığı saptandı. Bu hastalar, reperfüze olmayan hastalara nazaran hastaneye ağrı başlangıcından itibaren daha erken başvurmuştu (3.9±2.3 saate karşın 5.2±3.1 saat, p=0.012). Ön duvar miyokard infarktüsü reperfüze olmayan grupta anlamlı oranda daha sıktı (p=0.008). İncelenen hematolojik parametreler açısından iki grup arasında yalnızca OTH açısından anlamlı fark saptandı. Reperfüzyonun başarısız olduğu gruptaki hastalar, reperfüze gruptaki hastalara nazaran daha yüksek OTH’ne sahiptiler (8.8±0.9’ye karşın 8.0±0.7fL, p<0.001). Regresyon analizinde OTH reperfüzyonun bağımsız öngördürücüsü olarak saptanmıştır. Sonuç: Başvuruda daha yüksek OTH’ne sahip hastalar fibrinolitik tedavi sonrasında başarısız reperfüzyon açısından daha riskli bir grubu oluşturmaktadırlar. Akut koroner sendromların patogenezinde merkezi bir yer tutan trombositler, fibrinolitik tedaviye reperfüzyon cevabının oluşmasında da belirleyici bir role sahip olabilir.

Abstract

Aim: Platelet size measured as mean platelet volume (MPV) correlates with their reactivity. The aim of this study was to evaluate a possible relationship of admission MPV with reperfusion in acute ST segment elevation myocardial infarction (STEMI) patients treated wih fibrinolytic therapy. Material and Methods: Blood samples for MPV were obtained on admission in 179 acute STEMI patients who were subsequently administered fibrinolytic therapy. Standard 12 lead ECGs were taken on admission and at 90 minutes after completion of fibrinolytic treatment. Based on 90th minute ST resolution (STR) ratio patients were divided into reperfusion (&#8805;70% STR) and impaired reperfusion (<70% STR) groups. Results: In 77 (44%) patients electrocardiographic reperfusion was observed. Reperfusion group patients had sinificantly longer pain to needle interval when compared to the patients in impaired reperfusion group (3.9±2.3 vs 5.2±3.1h, p=0.012). Anterior MI was more frequent in impaired reperusion group patients (p=0.008). The patients in impaired reperfuson group had significantly higher MPV compared to patients in reperfusion group (8.8±0.9 vs 8.0±0.7fL, p<0.001). In regression analysis admission MPV was found to be an independent predictor of impaired reperfusion. Conclusion: The patients who had higher admission MPV were found to be under higher risk of impaired reperfusion in our study group. Platelets, apart from having a pivotal role in pathogenesis of acute coronary syndromes, may have an adverse effect on the reperfusion response to fibrinolytic treatment.

Anahtar kelimeler: Akut hastalık,Elektrokardiyografi,Fibrinolitik ajanlar,Trombolitik tedavi,Miyokard enfarktüsü,Kan trombositleri,Trombosit aktivasyonu,Reperfüzyon