Dergiler / MN Oftalmoloji / 1996 / Cilt: 3 - Sayı: 2
Fakoemülsifikasyon tekniğine geçiş döneminde görme keskinliği sonuçları ve komplikasyon insidansının değerlendirilmesi
- Dergi
- MN Oftalmoloji
- Sayfa
- 168–171
- DOI
- —
Özet
Ocak 1995-Temmuz 1995 tarihleri arasında kliniğimizde fakoemül-sifikasyon ile göz içi lens implantasyonu yapılan olgularda görme sonuçlarını ve komplikasyon insidansıu analiz etmek amacıyla yapılan bu çalışmada yaşlan 27 ile 85 arasında değişen 69 hastanın 81 gözüne 3.2/5.2 mm skleral tünel insizyonu ile D.O.R.C (Harmo¬ny) marka vitrektomi cihazının phacoemulsification ünitesi kullanılarak lensektomi ve göz içi lens implantasyonu gerçekleştirildi. Hastaların takip süreleri 2 ile 7 ay arasında değişmekteydi. Posto-peratuvar dönemde 60 gözde (%89.5) 5/10 ve üzerinde görme elde edildi. Operasyon sırasında arka kapsül rüptürü olan 6 olgudan 4'ünde nükleus emülsifikasyonu sırasında, 2'sinde de korteks aspirasyonu sırasında arka kapsül rüptürü meydana geldi. 4 olguda nükleus fragmanları vitre içine disloke oldu. Arka kapsül rüptürü olan bir olguda ön kapsül önüne, bir olguda da kapsül içine GİL implantasyonu gerçekleştirildi. Silikon lens implante edilen bir olguda ön kapsül önüne, bir olguda da kapsül içine GİL implantasyonu gerçekleştirildi. Silikon lens implante edilen bir olguda operasyondan 1 gün sonra steril endoftalmi gelişti ve bu olguya lens explantasyonu ve vitrektomi uygulandı. Fakoemülsifikasyon tekniğinin öğrenme döneminde komplikasyon oranının yüksek olması en önemli dezavantajıdır. Buna rağmen postoperatuvar erken dönemde astigmatizmanın az olması, hızlı görsel rehabilitasyon sağlaması, insizyona bağlı daha az komplikasyon oluşturması katarakt cerrahisinde küçük insizyon ve fakoemülsifikasyon tekniğinin tercih edilmesine yol açmaktadır. Olgulanmızdaki görme sonuçlan ve komplikasyon insidansı fakoemülsifikasyona yeni başlayan (geçen) cerrahlar için aydınlatıcı olabilir.
Abstract
We analysed the visual outcome and incidence of complication in cases who underwent phacoemulsification and IQL implantation from January 1995 through July 1995. We performed phacoemusification and IOL implantation to 81 eyes of 69 patients aged 27-85 throught 3.2/5.2 mm şderal tunnel insicion with the phacoemulsification unit of D.O.R.C. In the postoperatuar period visual acuity was 5/10 or more in 60 eyes (%89.5). Peroperatuar posterior capsular rupture occured during nucleus emulsification in 4 cases, during cortex aspiration in 2 cases. In two of these cases we implanted IOL, one on anterior capsule the others in the bag. We performed lens eplantation and vitrectomy to a case in whom steril endophthalmitis developed at the first day following silicon lens imp¬lantation. The most important disadvantage of phacoemulsification technique is the high complication rate in the education period. However early visual rehabilitation, reduction in complications due to insicion and low rate of astigmatism results with the preferance of this technique. Visual outcomes and incidence of complications in our cases can enlighten surgeons who newly begin to perform phacoemulsification.