Dergiler / OLBA / 2006 / Sayı: 13

A New Excavation in Western Anatolia: Kadıkalesi (Ancient Anaia) (A Preliminary Report for Prehistoric Results 2001-2005)

Batı Anadolu'da Yeni Bir Kazı: Kadıkalesi (Antik Anaia)

Dergi
OLBA
Sayfa
1–33
DOI
—

Özet

Aydın'ın Kuşadası İlçesi'nin yaklaşık 8 km güneyinde yer alan Kadikalesi Bizans kalesi bir höyük üzerine kurulmuştur. Söz konusu arazi, hem Samos (Sisam) Boğazı' nı denetleyen konumu, hem de Söke Yaylaköy civarındaki tarımsal potansiyeli ya da iç kesimlerdeki ticaret mallarını denize aktarabilecek, dışarıdan gelecek ürün ve malları alabilecek limanıyla oldukça önemli bir konumdaydı. Bu sebeple, Kadika­lesi çok geniş bir zaman diliminde değişik halk kitleleri tarafından yerleşime sahne olmuştur. Höyüğün ve üzerindeki yerleşimin antik çağda Anaia adıyla anılan kentin hem kendisi hem de limanını mı, yoksa sadece liman kesimi mi olduğu konusu henüz tam olarak açıklığa kavuşmasa da kalenin güneybatısında, kıyıdan 150 m. açıkta deniz içerisindeki liman kalıntıları en azından liman kısmının burada yer al­dığı kesin olarak söylememize olanak sağlamaktadır. Kadikalesi'nde yüzeyde yapılan araştırmalarda Bizans dönemi öncesine ait mimari parçalara rastlamak pek mümkün değildir. Hellenistik-Roma dönemine ait birkaç blok Bizanslılar tarafından devşirme malzeme olarak değerlendirilen eser­lerdir. Buna karşın dikkatli bir yüzey taramasında arazide Erken Tunç Çağı'run I. evresine kadar inen değişik dönemlere ait seramik parçalarına ulaşmak mümkün­dür. Gerek bu yüzey araştırmalarında gerekse 2001, 2002, 2003, özellikle 2004 ve 2005 yılı kazılarında ele geçen buluntular, sırf konumu açısından değil, buluntular açısından da oldukça önemli bir prehistorik-protohistorik yerleşimle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Tabaka buluntusu olmamakla birlikte N4 plankare-sinde, Bizans duvarları arasında ele geçen Hitit üslubundaki tunç erkek heykelciği, M5 plankaresinde Bizans dolgusunda ele geçen akbaba-kartal başlı, kanatlı, insan gövdeli tunç heykelcik (hançer başı?) ve son olarak kalenin giriş kapısı yakınla­rında D 16 1 plankaresinde ele geçen Miken tarzındaki figürün son derece önemli eserlerdir. Kadıkalesi'nde 2004 ve 2005 yılı sezonunda yürütülen kazılarda ise ilk defa II. binyıl ve III. binyıl tabakalarına ulaşılmıştır. Buna göre Kadıkalesi'nde beş ana tabaka saptanmıştır (Kadıkalesi I-V). Bu tabakalar içerisinde en dikkat çeki­ci olan Geç Tunç Çağı'nın özellikle son dönemlerine ait olup, Ege Arkeolojisinde LH IIIC olarak adlandırılan dönemin Miken ithal ve taklit yerli seramiklerden oluşmaktadır. Henüz, çok yeni bir kazı olmasına ve höyük tabakalarının iki sezondur kazıl­masına karşın ele geçen buluntuların yoğunluğu ve niteliği, Kadıkalesi'nin Batı Anadolu'nun özellikle tarihi coğrafya kapsamında sorunlar içermekte olan II. bin-yılın ikinci yarısının yani Geç Tunç Çağı'nın daha iyi anlaşılmasına katkıda bulu­nacağı şüphesizdir. Bilim adamlarının genellikle fikir birliğine vardıkları eşleştir­me şekliyle Ephesos (=Apasas) (=Selçuk-Ayasuluk) ile Miletos (=Millawanda) arasındaki kesimde ve Samos'un (Sisam) doğusundaki alanda kazısı yapılmakta olan tek M.Ö. II. binyıl yerleşimi olduğu unutulmamalıdır.

Abstract

Kadikalesi Byzantium castle, located approximately 8 km. south of Kuşadası in Aydın in Western Anatolia, is essentially constructed on a prehistoric-protohis-toric mound. This territory had a highly significant location in terms of its position controlling the Samos (Sisam) Channel, its agricultural potential around Söke Yaylaköy, and its ports big enough both to transfer the goods from the hinterland (Söke Plain) to the sea and to receive the delivered products and goods. For this reason, Kadikalesi had been inhabited by various people for a long period of time. It has not yet been brought to light whether the mound and the settlement on it in­cluded only the port, or both the port and the city, which was called "Anaia" in the ancient Greek times. However, the submerged remains of the port within 150 me­ters of the south-west of the mound provide us with sufficient clues to affirm that at least the port was situated in this region. Today it is not quite possible to encounter architectural remains from the By­zantine period around Kadikalesi Mound. The few pieces discovered from Helle­nistic and Roman times were used as building material. However, a careful sur­face research can detect pottery pieces belonging to different periods dating back to the first phase of Early Bronze Age. The findings obtained in these surface re­searches and the excavations carried out in 2001, 2002, 2002, 2003, but especially 2004 and 2005 reveal the existence of a prehistoric-protohistoric settlement, which is highly significant in terms of both its location and the findings. Despite the absence of stratified findings, considerable pieces have been uncovered, such as the bronze male figurine in Hittite style found inside the Byzantine walls, the winged bronze figurine with a vulture-eagle head, human body and winged un­earthed in the Byzantine fill in grid sguare M5 inside the fortress, and finally the female figurine in Mycenaean style obtained in grid square D 16 1 near the en­trance gate of the castle. In the excavations carried out in 2004 and 2005 in Kadikalesi, layers dating back to the Late Bronze Age, Middle Bronze Age and also to the Early Bronze Age I-II-III have been reached for the first time. Five main building levels are as­signed at Kadikalesi (Kadikalesi I-V). The findings, which can be dated to Late Bronze Age, consist of imported and local Mycenaean pottery belonging especial­ly to the late periods of Late Bronze Age also named as LH IIIC in Aegean termi­nology. Although the excavation is new and the prehistoric-protohistoric settlements of the mound have been unearthed recently, the significant amount and quality of the findings obtained will definitely contribute to the better understanding of the Late Bronze Age in Kadikalesi, including problems regarding especially the his­torical geography and archaeology of Western Anatolia. It should also be consid­ered that it is the only settlement dating back to the second millenium B.C. to be excavated east of Samos (Sisam) and in the region between Ephesus-(=Apasas) (=Ayasuluk-Selçuk) and Miletos (=Millawanda) (=Balat).