Dergiler / OLBA / 2008 / Sayı: 16
Huwası Rocks, Baityloi, and Open Air Sanctuaries in Karia, Kilikia, and Cyprus
- Dergi
- OLBA
- Sayı
- 2008 · Sayı: 16
- Sayfa
- 73–93
- DOI
- —
Özet
Doğu Akdeniz bölgesini bir bütün olarak bağdaştıran Demir Çağı koine’si, uzun zaman önce din tarihçileri açısından bir ritüelleri araştırma alanı olarak farkedilmişti. Şüphesizidr ki kült ve kültle ilgili uygulamalar kültürel bütünlük açısından yaşayan bir olgudur. Bu çalışmada, Karia, Kilikia ve Kıbrıs’dan bir dizi tapınım alanı ele alınarak onların topografik ve mimari konumları ile dağılımları açısından gösterdikleri ortak özellikler incelenmektedir; iddiama göre bu ortaklıkların kökeni Demir Çağındaki ortak tapınıma geri gitmektedir. Bu çalışma Geç Demir çağından Roma Dönemine kadar, Doğu Akdeniz tapınım alanlarının yapısı, oluşumu ve gösterdiği değişimi araştırmaktadır. Özellikle Helenistik ve erken Roma dönemlerinde, bölgesel kült kökenlerin etnik kimliklerin ortaya çıkmasında büyük rol oynadığı görülmektedir. Bir anlamda Helenleştirilmiş dünya bakış açısına bölgesel veya Anadolu açısından karşılık veriyorlardı.
Abstract
A conspicuous Bronze Age koiné including and binding together the Eastern Mediterranean has long been recognized within the field of ritual studies by historians of religion. Indeed, cult or cultic practice seems to have been a vital component of this cultural coherence. In this paper I present a series of sanctuaries in Karia, Kilikia, and Cyprus, which share a number of characteristics in their topographic and architectural setting and layout; features that I suggest have their origin in an ancient concept of the divine shared within the Bronze Age koiné. This small-scale experimental investigation is intended to form a concrete study of the nature, formation and transformation of the Eastern Mediterranean sanctuaries from the Late Bronze Age to the Roman period. It seems that especially during the Hellenistic and early Roman Imperial period, the local cultic roots played a major role in the manifestation of ethnic identities in an internationalised world; they formed a sort of local or Anatolian reply to a Hellenised world-view.