Dergiler / Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları / 2011 / Cilt: 6 - Sayı: 11

Quo vadis Kırgızistan?: Sovyet sonrası Kırgızistan'da İslami hareketler

Quo vadis Kyrgyzstan?: Islamic movements in post-Soviet Kyrgyzstan

Sayfa
18–50
DOI
—

Özet

Diğer Orta Asya devletleri gibi Kırgızistan da Sovyet sonrası dönemde İslami hareketlerin baş döndürücü bir hızla çoğalmasına sahne oldu. Kontrolsüz İslami hareketlerin radikal İslam’a dönüşebileceğinden korkan Batı alarma geçti. Kırgız devlet adamları ise İslami hareketlerin kendi siyasi iktidarlarını tehdit etmesini daha endişe verici bulmaktadırlar. Kırgız siyasetçiler iktidarlarını koruyabilmek için İslami hareketlere karşı sert ve çoğu zaman demokratik olmayan önlemlere başvurmaktadırlar ve bu politikanın yumuşaması halinde radikal İslam’ın ülkede hakim olacağı iddiasıyla yerlerini sağlamlaştırmaya çalışmaktadırlar. Ancak, bu düşünce ciddi hatalar barındırmaktadır. Güney Kırgızistan’daki etnik olarak ezi¬len Özbekler, yoksullaşan kitleler ve dini baskı altında tutulanlar yolsuzluğa batmış, gittikçe anti-demokratikleşen ve ekonomik olarak çöken Kırgızistan’da radikal İslami grupları bir kurtuluş olarak görmektedir. Her ne kadar komünist geçmiş ve Kırgızistan’ın terörzede Afganistan’a olan coğrafi yakınlığı Kırgızistan’daki seküler siyasi yapıyı tehdit etse de, yolsuzluğa karışmış ve iktidar hırsına sahip siyasetçiler İslami aşırılık tehlikesini manipüle ederek kendi pozisyonlarını meşrulaştırmaktadırlar. Kırgızistan’da istikrar ve huzura giden yol, halkın dini taleplerinin sistem tarafından içerilmesi ve daha şeffaf ve demokratik bir yönetişim anlayışından geçmektedir.

Abstract

Like the other Central Asian republics in the post-Soviet era, Kyrgyzstan has witnessed the mushrooming of Islamic movements at a head-turning rate among its citizens. Fearing that unchecked Islamic movements might lead to radical Islam, the West has become alarmed. So do Kyrgyz statesmen, whose main fear is that Islamic movements pose a threat to their elevated status. In order to keep safe power in their hands, Kyrgyz politicians have taken strict and often undemocratic measures against Islamic movements which are frowned upon by Western democracies, and try to bolster their regime with the claims that should the official policy towards Islamic movements is softened, Radical Islam shall obtain. However, this line of thought is seriously flawed. Islamic movements like Hizbu’t-Tahrir are gaining ground in Kyrgyzstan because they respond to the plights of many groups within the Kyrgyz society: ethnically underprivileged Uzbeks in the South Kyrgyzstan, the impoverished masses and the religiously oppressed all find a heaven in radical Islamic groups in the corrupt, increasingly anti-democratic and economically failed Kyrgyzstan. Although the Communist past and Kyrgyzstan’s proximity to terror-stricken Afghanistan are unmistakeably working against the stability of secular political structure in Kyrgyzstan, the corrupt and powermongering politicians manipulate the threat of Islamic extremism to legitimize their unpopular rules. It seems that, the road to stability and peace in Kyrgyzstan lies in more transparent and democratic governance which tolerates non-violent Islamic movements.