Dergiler / Meandros Medical And Dental Journal / 2019 / Cilt: 20 - Sayı: 2
Management of Diffuse Abdominal Cellulitis After Cesarean Section
- Sayfa
- 174–178
- DOI
- —
Özet
In present case report, diffuse abdominal cellulitis is discussed under light of data in literature. Thirty-nine years old patients refered to our clinic, with the cesarean wound dehiscence and diffuse abdominal erythema, pain, increased temperature at 6th day of cesarean section. Initial diagnosis was diffuse abdominal cellulitis after cesarean section. In spite of antibiotic treatment and drainage, clinic of patient did not regress. So, a transverse insicision at left lumbar area near to midline and below umblicus was performed and phannenstiel insicion was extended upwards to right side under general anestesia. Drainage and debridement was performed. Between two insicions, skin and subcutaneous tissues were left as a bridge and tissue above the fascia was under arch of bridge. Necrotic tissues was excised. The insicions at abdominal area, were expected to heal secondarily. When the clinic and symptoms of patient was improved, at postoperative 36th day, she was discharged with daily wound dressing and control. In conclusion, serious superficial and subcutaneus tissue infections developed after cesarean section should be taken into intensive care and treatment protocols. Besides, these cases should be under observation due to increased risk of sepsis.
Abstract
Bu olgu sunumunda sezaryen sonrası gelişen ciddi karın duvarı selüliti olgusu literatür bilgileri eşliğinde tartışılmıştır. Otuz dokuz yaşında hasta sezaryen sonrası postoperatif 6. günde yara yeri açılması ve karın cildinde yaygın eritem, ağrı ve ısı artışı şikayeti ile refere edildi. Sezaryen sonrası gelişen karın duvarı selüliti düşünüldü. Antibiyotik tedavisi ve drenaja rağmen kliniği düzelmeyen hastaya, genel anestezi altında umbilikus sol lumbar bölgenin orta hattı geçen yakın yerinden transvers kesi uygulandı ve pfannenstiel kesisi sağa yukarıya doğru uzatıldı. Drenaj ve debridman yapıldı. İki kesi arasında köprü olarak deri ve deri altı enfekte yapılar bırakıldı, fasyanın üstü köprüaltı boşluk olarak kaldı. Nekrotik alanlar cerrahi olarak çıkarıldı. Mevcut açık yaralar sekonder iyileşmeye bırakıldı. Postoperatif 36. günde klinik durumunun düzelmesi üzerine hasta günlük kontrol ve pansumanlara çağrılmak üzere taburcu edildi. Sonuç olarak, sezaryen sonrası gelişen ciddi yüzeyel deri ve deri altı doku enfeksiyon olguları yoğun bir izlem ve tedavi protokolüne alınmalı, bu hastaların sepsise ilerleme riskleri bakımından gözlem altında tutulmalıdırlar.