Dergiler / Manas Journal of Social Studies / 2019 / Cilt: 8 - Sayı: 2

SİYASİ GÜÇ VE DİNİ MEŞRUİYET AÇISINDAN BÜYÜK SELÇUKLU-ABBASİ HALİFELİĞİ İLİŞKİLERİ

IN TERMS OF POLITICAL POWER AND RELIGIOUS LEGITIMACY THE GREAT SELJUK-ABBASI CALIPHATE RELATIONS

Sayfa
2060–2081
DOI
—

Özet

Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulduğu on birinci asrın ilk yarısında Deylemi, Büveyhi ve Fatimi baskısı altında bulunan Bağdat’taki Sünni Abbasi halifeliği, Selçuklu sultanları tarafından içerisinde bulunduğu zor durumdan kurtarılmıştır. Bağdat’a gelerek halifenin elinden saltanatının dinî meşruiyetini tasdik ettiren Tuğrul Bey, halifeliğin üzerindeki nüfuzu kırmakla kalmamış, kendisi de Sünni İslâm dünyası nezdinde büyük bir itibar kazanmıştır. Abbasi halifeleri, Selçukluların yükseliş döneminde sultanlar ile ilişkilerini akrabalık tesis etme seviyesine çıkararak siyasi ve askeri desteğin artmasını sağlamışlardır. Sultanlar ise bu akrabalık yoluyla Bağdat’ta kendi kanlarından olan halife adaylarının olmasını istemişlerdir. Sultanların sınırları genişletme ihtiyaçları, halifelerin de nüfuz alanını genişletme istekleri ilişkilerin esasını oluşturmuştur. Ancak Melikşah’ın devlet merkezini İsfahan’dan Bağdat’a taşıma düşüncesi, ilişkilerin seyrini değiştirmiş, gizli rekabete dönüştürmüştür. Melikşah, stratejik öneme sahip Bağdat’ın devlet merkezi olması halinde batıda Bizans’a karşı yapılacak seferlerde ve devletin hâkimiyet alanlarında avantaj sağlanacağını hesaplamıştır. Sultan’ın Bağdat’a yaptığı son ziyarette halifeden, on gün içerisinde şehri terk etmesini istemesi, ilişkilerin seyrini düşmanlığa çevirmiş ve hatta sultanın burada zehirletildiği iddia edilmiştir. Melikşah’ın teşebbüsünden Nizamülmülk vasıtasıyla haberdar olan halife, av dönüşünde verdiği yemekte sultanı zehirletmiştir. Bundan sonraki dönemlerde sultan-halife ilişkileri sağlıklı olmamış ve ortaya çıkan taht kavgalarına halifeler taraf olmuştur. Çalışmamızda, Selçuklu sultanlarının halifelerle olan ilişkilerini, siyasi güç ve dini meşruiyet açısından seyrini vermeye çalıştık.

Abstract

In the first half of the eleventh century, when the Great Seljuk State was founded, the Sunni Abbasid rule in Baghdad under the pressure of Deylemi, Buveyhi and Fatimid was rescued by the Seljuk sultans. Tuğrul Beg, who came to Baghdad and approved the religious legitimacy of the reign of his, has not lost his influence on the caliphate, but has gained a great reputation in the Sunni Islamic world. The Sultan then expanded both the boundaries of his state and the religious domain of the caliph in the same way that he conquered Turkestan and Byzantine borders. Tuğrul Beg accompanied his wife Arslan Hatun, a Caliph Kaim-Biemrillah, to Baghdad. Thus, kinship between the Seljuks and the caliphate was established. The Seljuk Sultan wanted this political marriage and a mother who had a Turkish mother in the caliph's palace. Although Tuğrul Beg had difficulties in marrying the caliph's daughter, the marriage had taken place with the conviction of Khalifa. In the ascension period of the Seljuks, the Abbasid caliphs brought political and military support to the level of establishing kinship relations with the sultans. The sultans wanted to have caliphate candidates from their blood in Baghdad through this kinship. The need for sultans to expand borders and the desire to expand