Dergiler / Medenî Usûl ve İcra - İflâs Hukuku Dergisi / 2019 / Cilt: 15 - Sayı: 44
SENETLE İSPAT MECBURİYETİ GERÇEKTEN BİR MECBURİYET Mİ?
- Sayfa
- 813–845
- DOI
- —
Özet
Senetle ispat mecburiyeti vakıaların ispatsız kalmasına neden olabildiği ve davanın taraflarının hak kaybına sebep olduğu için ispat hakkına yönelik orantısız bir sınırlamadır. Medenî usul hukuku maddî hukukun gerçekleştirilmesini sağlayan bir fonksiyona sahiptir. Yalancı şahitliğin engellenmesi ve işlem güvenliğinin sağlanması maddî hukuk ile usul hukuku arasındaki farklılığın gerekçesi olamaz. Bunca yıllık uygulamaya rağmen hangi vakıaların senetle ispat edilmesi gerektiği ile senetle ispat mecburiyetinin istisnaları konusunda fikir birliği bulunmadığından bu mecburiyet ispat hukukunda arzu edilen basitlik ve yalınlığı sağlamamıştır. Yalancı şahitlik riski, çekişmeli vakıalar hakkında bilgi sahibi olan kişilerin tanık olarak beyanına başvurmanın yasaklanmasını haklı çıkarmaz. Mahkemenin tanık beyanına başvurması ile tanık beyanının hangi ölçüde hükme esas alınabileceği birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken iki ayrı meseledir. Yargılamanın temel amaçlarından biri olan gerçeğin tespitini sağlamak için senetle ispat kuralı kaldırılmalı ve hâkimin delilleri serbestçe değerlendirmesi ilkesi tam anlamıyla tatbik edilmelidir.
Abstract
Turkish rules of civil procedure contain an important restriction with respect to the admissibility of witness testimonies. According to the rule “requirement for documentary evidence” or “inadmissibility of witness testimony”, except for small cases, any legal transaction with a monetary value can only be proved by documentary evidence. The rule of requirement for documentary evidence, which allegedly aims avoiding perjury is an obstacle unduly restricting the discretion of the court, and must be abandoned.