Dergiler / İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Dergisi / 2020 / Cilt: 10 - Sayı: 2
Yenidoğan Döneminde Direkt Hiperbilirubinemi Saptanan Olguların Değerlendirilmesi
- Sayfa
- 143–149
- DOI
- —
Özet
Amaç: Yenidoğan dönemindeki direkt hiperbilirubinemi tanı konulması güç, tedavi ve prognoz açısından farklılıklar gösteren hastalıklar grubudur. Çalışmamızda, yenidoğan döneminde direkt hiperbilirubinemi saptanan olguların, demografik, antropometrik, klinik, laboratuvar özellikleri ve etiyolojik dağılımının araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamıza hastanemiz yenidoğan ünitesine 2013-2016 yılları arasında direkt hiperbilirubinemi saptanan 52 hasta dahil edilmiştir. Bu hastaların demografik özellikleri, başvuru yakınmaları, fizik bakı bulguları, laboratuvar ve radyoloji tetkik sonuçları, etiyolojik dağılımları, uygulanan tedavi ve tedaviye yanıtları değerlendirildi. İntrahepatik ve ekstrahepatik nedenli olgular, ayrıca sepsise ve diğer nedenlere bağlı direkt hiperbilirubinemisi olanlar klinik ve laboratuvar özellikleri açısından karşılaştırıldı. Bulgular: Hastalarımızın 23’ü (%44,2) kız, 29’u (%55,8) erkekti. Hastaların %53,8 oranı ile büyük kısmını sepsise bağlı direkt hiperbilirubinemi olanlar oluşturdu. İkinci sırada (%9,6) safra tıkacı ve çamuruna bağlı olgular mevcuttu. Hastalar etiyolojik tanılarına göre intrahepatik ve ekstrahepatik olmak üzere iki gruba ayrıldı. İki grup arasında demografik özellikler ve laboratuvar bulguları açısından anlamlı farklılık saptan-madı. Doğum ağırlığı, en yüksek AST ve en yüksek ALT değerleri sepsise bağlı direkt hiperbilirubinemi olgularında anlamlı olarak düşük bulundu. Gestasyon yaşına göre doğum ağırlığı düşük olan olgularımızın en yüksek AST ve en yüksek ALT değerlerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu görüldü. Sonuç: Çalışmamızda, intrahepatik ve ekstrahepatik direkt hiperbilirubinemi ayırımında demografik özellikler ve laboratuvar verilerinin ayırt edici özelliği bulunmamıştır. Etiyolojik araştırmada tanı spektrumunun geniş olduğu, bunlardan ilk sırayı sepsisin aldığı görüldü. Aminotransferaz değerlerindeki daha ılımlı yük-seklikler sepsisi desteklerken daha belirgin yüksekliklerde sepsis dışı nedenler daha olası olabilmektedir. Sonuç olarak, direkt hiperbilirubinemi saptanmış olan her hasta kolestazın tüm ayırıcı tanıları düşünülerek değerlendirilmelidir.
Abstract
Objective: It may not be easy to diagnose the diseases with conjugated hyperbilirubinemia that vary in management and prognosis. We aimed to evaluate the demographic, anthropometric, clinical, laboratory features and etiological distribution in neonates with conjugated hyperbilirubinemia. Method: Fifty two patients with conjugated hyperbilirubinemia which had admitted to our Neonatology Unit between 2013-2016 were enrolled. Demographic features, initial complaints, physical examination findings, laboratory and radiology results, etiological distribution, treatment and responses of these patients to the treatment were evaluated. Patients were divided into groups as with intrahepatic and extrahepatic etiologies besides cases due to sepsis and other reasons were compared with regard to clinical and laboratory features. Results: There were 23 (44.2%) girls and 29 (55.8%) boys. Cases with conjugated hyperbilirubinemia due to sepsis consisted majority (53.8%) of the patients followed by cases with biliary plug and sludge (9.6%). Patients were divided into two groups as intrahepatic and extrahepatic cases with regard to their etiologic diagnoses. No significant intergroup difference was detected in demographic and laboratory findings. Birth weight of the cases with highest AST and ALT levels were significantly lower in cases with hyperbili-rubinemia secondary to sepsis. Highest AST and ALT levels were significantly higher in cases with SGA. Conclusion: Demographic and laboratory data were not discriminative between intrahepatic and extrahe-patic conjugated hyperbilirubinemia. A wide spectrum of diagnoses was found during etiologic research, and sepsis ranked first among them. While mild elevation in aminotransferase levels supports sepsis, in cases with higher levels etiologies other than sepsis may be more probable. In conclusion, every patient with established hyperbilitubinemia should be evaluated taking all possible differential diagnoses into account.