Dergiler / Turkish Studies - Social Sciences / 2020 / Cilt: 15 - Sayı: 3
Deviance in the Digital Era: Cyberbullying
- Sayfa
- 1087–1099
- DOI
- —
Özet
The aim of this article is to provide an overview of the main scientific researches made on cyberbullying and cyberharassment. These attacks which take place in the digital world seem to increase every year with the advances of technologies. They correspond to the repetitive attack of someone by another individual or a group, through the digital devices, with the purpose of causing humiliation and embarrassment. The effect online bullying has on a victim’s life is profound and can even lead, in certain cases, to suicide. We observe that, in history, this kind of attack has been systematically considered as an extension of bullying experienced in school by children. That explains why it has been treated essentially as a problem related to and afflicting “youth”. Moreover, we argue that some new kind of online attack should also be added to the existent literature and considered as humiliation. These attacks, such as happy slapping, even if not repetitive, have still an impact on the victim’s reputation and cause an extreme psychological distress. Here, our aim is to propose another conceptualization of the terms used in the literature and to point out that everybody in the society, whatever the age, can be a victim of these digital attacks. We believe that this approach will contribute to the improvement of the awareness campaigns.
Abstract
Bu makalenin amacı, siber zorbalık (cyberbullying) ve siber taciz (cyberharassment) üzerine yapılan bilimsel araştırmalara genel bir bakış sunabilmektir. Dijital dünyada bu saldırıların, teknolojideki gelişmelerle birlikte, her yıl daha da arttığı saptanmaktadır. Dijital cihazlar aracılığıyla yapılan ve bir kişi veya bir grup tarafından bir bireye karşı gerçekleştirilen ve genelde onu utandırmayı hedefleyen bu eylemlere, “siber zorbalık” isminin verildiğini görmekteyiz. Zorbalık gibi, bu tür şiddetin de kurbanının hayatı üzerindeki etkisi etkili ve derin olmakta ve bazı durumlarda onları intihara dahi sürükleyebilmektedir. Tarihte ve dünya literatüründe, sanal dünyada gerçekleşen bu saldırıların, sistematik olarak okullarda yaşanan akran zorbalığının bir uzantısı olarak değerlendirilmekte. Bu durum, sözü geçen bu saldırıların neden hep genç kitlelerine yönelik, özel veya sürekli bir « gençlik » fenomeni olarak algılandığını açıklar. Bununla birlikte, günümüzde gerçekleşen saldırılara bakıldığında, git gide, toplumdaki herkesin de, yaşı ne olursa olsun, bu dijital saldırıların kurbanı olabileceği gözlemlenmekte. Bu çalışmada bizim amacımız, literatürde kullanılan terimlerin çoğalan sanal saldırı türlerine uymadığını saptayarak, onları yeniden tarif etmenin gerekliliği ve önemini vurgulamaktır. Başka bir deyişle, buradaki hedefimiz, siber zorbalığın sanal tacizden farklı bir şiddet çeşidi olduğunu görerek, bu iki kavramı ayrıştırma gereğini vurgulamaktır. Bu makalede, yeni tür çevrimiçi saldırıları ele alarak, siber zorbalığın aslında “süreklilik” özelliği taşımayan bir sanal “aşağılama” olduğunu ve bir bireyin itibarını zedelemeyi hedefleyen bir saldırı türü olduğunu savunuyoruz. Kanaatimizce, bu tür sanal saldırganlık, mağduru mesajlar ile psikolojik olarak “yormayı” hedefleyen ve ısrarcı olarak algılanabilecek bir davranış olan “sanal taciz”’den farklıdır. Buradan yola çıkarak, akademik literatürde bu tür sanal saldırganlıkları betimlemek için kullanılan terimlerin başka şekilde kavramsallaştırılması konusunda dikkat çekmeyi öneriyoruz. Bu yaklaşımın, farkındalık kampanyalarının ve önleme programlarının geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.