Dergiler / İzmir Tepecik Eğitim Hastanesi Dergisi / 2016 / Cilt: 26 - Sayı: 1

Levonorgestrelli rahim içi araç kullanan kadınlarda uygulama öncesi ve sonrasındaki pap smear sonuçlarının karşılaştırılması

Comparison of Pap smear results before and after insertion of levonorgestrel-releasing intrauterine device

Sayfa
35–40
DOI
—

Özet

Amaç: Rahim içi araç uygulaması, günümüzde, başta kalkınmakta olan ülkeler olmak üzere, dünya genelinde en yaygın olarak kullanılan geri dönüşümlü kontrasepsiyon yöntemidir. Kalkınmakta olan ülkelerde reprodüktif çağdaki kadınların % 27'si rahim içi araç kullanmaktadır. Rahim içi araçların servikovajinal sitoloji üzerine etkileri tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı levonorgestrelli rahim içi araç kullanımının servikal sitolojik değişiklikler üzerine etkisini araştırmaktır.Yöntemler: Bu çalışma İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada 129 hastanın levonorgestrelli rahim içi araç uygulaması öncesindeki ve sonrasındaki pap smear sonuçlarını inceledik.Bulgular: Uygulama öncesinde 20 (%15,5) hastanın smear sonucunda enflamasyon saptanmış iken, levonorgestrelli rahim içi araç uygulaması sonrasında bu sayı 59 (%45,7) olarak saptanmıştır (p<0,001). Benzer olarak, uygulama öncesinde 3 (%2,3) hastada kronik servisit saptanmış iken, uygulama sonrası kontrol smear sonuçlarında 15 (%11,6) hastada saptanmıştır (p=0,003). Levonorgestrelli rahim içi araç uygulaması sonrasında sitopatolojik anormallikler açısından anlamlı bir sonuç saptanmamıştır.Sonuç: Levonorgestrelli rahim içi araç uygulaması sonrasında anlamlı bir sitopatolojik anormallik saptanmamıştır fakat uygulama sonrasında non-spesifik enflamasyon oranlarında artış gözlenmiştir. Hastalar uygulama öncesinde non-spesifik enflamasyon riski açısından bilgilendirilmeli ve uygulamadan 12 ay sonra Pap smear kontrolü önerilmelidir

Abstract

Objective: The intrauterine device is the most widely used reversible method of contraception in the world today, particularly in developing countries where it is used by 27 % of women of reproductive age. The impact of intrauterine devices on cervicovaginal cytology is not certainly known. The aim of the study was to investigate changes in cervical cytology associated with use of levonorgestrel intrauterine device. Methods: This study was conducted at department of Obstetrics and Gynecology, Izmir Tepecik Training and Research Hospital. We evaluated Pap smear test results of the 129 patients before and after insertion of levonorgestrel-releasing intrauterine device. Results: Inflammation was observed in 20 (%15.5) patients before insertion of levonorgestrelreleasing intrauterine device and in 59 (% 45.7) patients after its insertion (p<0.001). Similarly, before insertion 3 (%2.3) patients were diagnosed with chronic cervicitis and after insertion 15 (%11.6) patients were diagnosed with chronic cervicitis (p=0.003). No significant results were found with respect to cytopathological abnormalities following insertion of the levonorgestrelreleasing intrauterine device. Conclusion: No significant cytopathological abnormalities were detected following insertion of the levonorgestrel-releasing intrauterine device but higher frequency of nonspecific inflammatory changes were observed after its insertion. Patients should be informed about the risk of nonspecific inflammation before insertion and Pap smear test should be recommended 12 months after insertion