Dergiler / İzmir Tepecik Eğitim Hastanesi Dergisi / 2018 / Cilt: 28 - Sayı: 3
Dirençli hipertansiyon ve NT-proBNP düzeyleri arasındaki ilişki
- Sayfa
- 203–207
- DOI
- —
Özet
Amaç: Dirençli hipertansiyon (DHT), en iyi tolere edilebilen dozlarda en az 3 farklı grup antihipertansif ilaçla tedaviye rağmen, kan basıncının yüksek seyretmesidir. Tanım gereği ilaçlardan biri diüretik olmalıdır. DHT sık bir klinik sorun olmasına rağmen, gercek prevalansı bilinmemektedir. Bir alt grup olarak DHT hastaları yeterince incelenmemiştir. Bu çalışmada, bir kardiyoloji ayaktan hasta kohortundaki DHT hastalarının demografik özellikleri ve NT-proBNP düzeylerinin ilişkisi araştırılmıştır. Yöntem: 1 Ocak-30 Haziran 2015 tarihleri arasında İzmir Kemalpaşa devlet hastanesi kardiyoloji kliniğine başvuran 957 ayaktan hastanın kayıtları incelenmiştir. Psödo-dirençli HT (tedaviye uyumsuzluk, yetersiz ilaç dozajı, beyaz gömlek HT, vb.), sekonder HT (kronik renal veya renovasküler hastalık vb.) ve düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği hastaları dışlanmıştır. Taranan 957 hastada EF> %50 olan, orta-ciddi kapak hastalığı bulunmayan ve renal disfonksiyon saptanmayan 68 hasta gerçek DHT olarak tanımlanmıştır. Bulgular: NT- proBNP üst sınırı 75 yaşından genç hastalarda 300pg/ml ve 75 yaştan yaşlı hastalarda 600 pg/ml olarak olarak belirlenmiştir. Median NT-proBNP düzeyi genç DHT hastalarında normal limitlerde (NT-proBNP = 175 pg/ml) iken, yaşlı hastalarda yüksek (NT-proBNP = 916 pg/ ml, p=0021) bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışma, DHT’da altta yatan mekanizmaların yaşa göre farklı olabileceğini düşündürmektedir. Normal NT-proBNP düzeyi, genç dirençli HT da hipervolemiyi dışlamaktadır. Bu hastalarda dirençli HT dan intrensek renal nedenler sorumlu olabilir ve yine bu hastalar renal denervasyon tedavisi için aday olarak seçilebilirler. Gerçek DHT olan 75 yaşından yaşlı hastalarda NT-proBNP düzeyleri yüksek olmakla birlikte, ne yazık ki sayı istatistiksel anlam için çok azdır. Çalışmanın sınırlı sayıda hastaya sahip olması, tek merkezli ve retrospektif tasarımı nedeniyle ileri çalışmalar gereklidir.
Abstract
Objective: Resistant hypertension (RHT) is defined as persisting high blood pressure despite use of three antihypertensive medications at best-tolerated doses. By definition, one of the drugs should be a diuretic. Though, RHT is a common clinical problem and the exact prevalence of RHT is not known. As a subgroup, RHT has not been studied adequately.. In the present study, the relationship between demographics and the N-terminal pro-brain natriuretic peptide (NT-proBNP) levels of RHT patients in a cardiology outpatient cohort has been investigated. Method: The data of 957 ambulatory patients who consulted cardiology clinic between 1st of January and 30th of June 2015 have been investigated İzmir Kemalpaşa State hospital’s hypertension specialty clinic has been reviewed retrospectively. The patients with pseudo-RHT (treatment incompliance, inadequate drug doses, white-coat HT etc), secondary HT (chronic renal or renovascular disease. etc) and heart failure patients with reduced ejection fraction (EF) were excluded from the study. Among 957 patients, 68 patients have been identified as true RHT with EF>50% without moderate to severe cardiac valve regurgitation and renal dysfunction. Results: The upper limits of normal (ULN) NT-proBNP level were defined as 300pg/ml, and 600 pg/ml for patients younger and older than 75 years of age respectively. Median NT-proBNP level was within normal limits in younger RHT patients (NT-proBNP = 175 pg/ml) whereas it was higher than ULN in older RHT patients (NT-proBNP = 916 pg/ml, p=0.021). Conclusion: The current study suggests that the underlying mechanism might be different in RHT according to age. Normal NT-proBNP levels exclude hypervolemia factor in younger patients. In these patients, intrinsic renal etiologies may be responsible, and these patients may be selected for renal denervation therapy. Although higher levels of NT-proBNP were detected in patients with true RHT older than 75 years, unfortunately the study group is inadeqate to be statistically significant. Since this is a single-center study with retrospective design encompassing limited number of patients, further studies are needed.