Dergiler / Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi / 2019 / Cilt: 19 - Sayı: 1
Dindarlık ve Evlilik Uyumu İlişkisi: Evli Bireyler Üzerine Bir İnceleme
- Sayfa
- 202–224
- DOI
- —
Özet
Bu çalışmanın amacı, evlilik uyumu ve dindarlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Dinler, birey ve toplum hayatında önemli bir yeri olan evlilik ve aile yaşantısına fazlaca ilgi göstermişlerdir. Bu iki kurumun muhafazası amacıyla birtakım emir ve yasaklar ortaya koymuşlar, eşler arasındaki ilişkinin huzurlu ve uzun süreli olmasını amaçlamışlardır. Ancak son dönemlerde yaşanan modernleşme ve sekülerleşme gibi büyük çaplı değişimlerin, dinlerin insanlar üzerindeki etkisini azalttığı öne sürülmekte, bu azalan etki evlilik ve ailenin yapısı ve işleyişinde de hissedilmektedir. Bilhassa son yüzyılda cinsellik algısının, kadın ve erkek rollerinin belirgin bir şekilde değişmesi, nikâhsız birliktelik, boşanma ve tek ebeveynli aile oranlarının artması gibi somut bulgular bu açıdan değerlendirilmektedir. Bu bağlamda dinî yaşayış ile evlilik ve aile hayatı arasındaki ilişkinin günümüzde devam edip etmediği sorusu önem kazanmaktadır. Araştırmanın örneklemi, en az bir yıllık evli olan 418 bireyden oluşmaktadır. Veriler Çift Uyum Ölçeği ve Dinsel Yaşayış Ölçeği ile toplanmıştır. Toplanan veriler Pearson Moment ve Spearman Rho korelasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre evlilik uyumu ve dindarlık arasında pozitif yönde, anlamlı, ancak düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı şekilde dindarlık ve evlilik uyumunun alt boyutları ile evlilik uyumu ve dindarlığın alt boyutları arasında da pozitif yönde, genellikle anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ortaya çıkan bu araştırma bulguları ilgili literatür bağlamında tartışılmış ve yorumlanmış, ileride yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur. Bu bağlamda dinlerin, sosyal kontrol ve sosyal destek özellikleri vasıtasıyla bireyin evlilik uyumuna katkı sağlayabilecekleri, çiftler için sosyal bir ağ vazifesi görebilecekleri, birlikte yapılan dinî pratiklerin evliliğe olumlu yansımalarının olabileceği, geleneksel dinî kabullerin evlilik uyumuna destek olmakla birlikte modern dönemde birtakım problemleri beraberinde getirebileceği, travmatik olaylar karşısında tercih edilen dinî başa çıkma tarzının çiftlerin ilişkisinde etkili olabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca evlilik uyumunu etkileyen birçok faktör olduğu için, dindarlığın, evlilikteki bütün problemlerin anahtarı olduğunu öne sürmenin doğru olmayacağı, dindarlığın ikincil bir faktör olarak daha çok evlilik uyumunu etkileyen faktörlere bakışı şekillendirdiği belirtilmiştir. Öneriler kısmında ise dindarlık düzeyinden ziyade dindarlık tarzlarını ölçen ölçeklerle de çalışmaların yapılması gerektiği, bu sayede bazı dindarlık tarzlarının evlilik uyumu üzerindeki olası negatif etkilerinin ortaya çıkarılabileceği, farklı kültürel kabullerden mütevellit evlilik uyumuna dair uyarlama ölçeklerin yerelleştirilmesine ya da kültürle uyumlu ve onu temsil kabiliyetine sahip özgün ve yerli ölçekler geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğu, evlilik uyumu çalışmalarında boylamsal çalışmaların daha sağlıklı sonuçlar vereceği, çalışmamızda elde ettiğimiz bulguların evlilik ve aile terapilerinde dinî yaşayışın kullanılmasına ilişkin çalışma yapacak uzmanlara veriler sunabileceği belirtilmiştir.
Abstract
The purpose of this study is to examine the relationship between marital adjustment and religiosity. Religions show a great deal of interest in marriage and family life which has an important place in individual and community life. In order to preserve these two institutions, they have introduced a number of orders and prohibitions, and they have aimed to ensure that the relationship between spouses is peaceful and long-term. However, large-scale changes experienced in recent times, such as modernization and secularization, have been suggested to reduce the influence of religions on people, and this reducing influence is also felt in the structure and functioning of marriage and family. In particular, concrete findings such as a significant change in the perception of sexuality and the gender roles of women and men, and the increase in the rates of cohabitation, divorce and single-parent families are evaluated in this respect. In this context, the question of whether the effect of religious life on marriage and family life continues today is gaining importance. The sample of the study is consisted of 418 individuals who were married for at least one year at the time of the study. The data were collected by Dyadic Adjustment Scale and Religious Living Scale. The collected data were analyzed by Pearson Moment and Spearman Rho correlation analysis. According to the results, there is a positive, significant but low-level correlation between marital adjustment and religiosity. Likewise, it is determined that there is a positive, generally significant and low-level correlation between the religiosity and sub-dimensions of marital adjustment and the marital adjustment and sub- dimensions of religiosity. These emerging research findings are discussed and interpreted in the context of the relevant literature, and suggestions have been made for future work. In this context, it is expressed that religions can contribute to individual’s marital adjustment by means of their social control and social support features, and can serve as a social network for couples; the religious practices that are performed together may have a positive effect on marriage; although traditional religious acceptances support the marital adjustment, they may bring some problems in the modern period; the preferred way of religious coping against traumatic events may be effective in the relationship of couples. Moreover, since there are many factors affecting marital adjustment, it is stated that it is not right to argue that religiosity is the key to all problems in marriage, actually it shapes the view of the primary factors affecting the marital adjustment as a secondary factor. In the suggestions section, it is indicated that studies should be done with scales measuring religiosity styles rather than religiosity levels, and by this means the potential negative effects of some styles of religiosity on marital adjustment can be revealed; because of different cultural acceptances there is a need to localize the adapted scales on marital adjustment or to develop original and indigenous scales that are compatible with and reflective of culture; longitudinal studies in marital adjustment will give healthier results; the findings of our study will be able to present data to experts who will work on the use of religious life in marriage and family therapies.