Dergiler / Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2018 / Cilt: 18 - Sayı: 36
TÜRKİYE’NİN KIBRIS POLİTİKASININ EVRİMİNDE BİR DÖNÜM NOKTASI: LONDRA KONFERANSI (29 AĞUSTOS-6 EYLÜL 1955)
- Sayfa
- 323–347
- DOI
- —
Özet
Türkiye’de iç siyasetteki belirgin farklılıklara rağmen Atatürk dönemi, tek partili yıllar ve çok partili demokrasiye geçiş dönemlerinde takip edilen dış politika anlayışına bakıldığında şaşırtıcı bir devamlılığın olduğu gözlenmektedir. Bu durumun bariz örneklerinden biri olan Kıbrıs meselesi, büyük ölçüde Lozan Antlaşması’nın öngördüğü devletler arasındaki siyasal düzene olan bağlılıktan ileri gelen bir siyaset anlayışıyla Türk devlet adamlarının ilgi alanına girmemiştir. Kıbrıs Türk toplumu ile olan yoğun kültürel etkileşim, Türkiye’de siyasal karar alıcıların uzun yıllar boyunca ada sakinlerini Türkiye’ye göç etmeye özendirmek dışında radikal bir dış politik manevraya girişimlerine vesile olmamıştır. Kıbrıs’ı Türkiye’nin dış politikasındaki kırmızı çizgilerinden biri haline getiren Londra Konferansı,hem Kurtuluş Savaşı’ndan sonra dostluk ilişkisine evrilen Türk-Yunan ilişkilerini uzun sürecek bir istikrarsızlık sürecine sürüklemişhem de bölgesel bir krize neden olmuştur. Bu anlamda, Türkiye’nin Kıbrıs politikasını ilk kez dünyaya duyuran Londra Konferansı’nın ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerek Kıbrıs meselesinin tarihsel gelişimine katkı sunması bakımından gerekse de Türkiye’nin Kıbrıs meselesindeki temel tezlerindeki süreklilik ve değişimin daha iyi anlaşılması bakımından büyük bir önem taşımaktadır.
Abstract
Despite significant differences in domestic politics in Turkey, it is observed that there is a surprising continuity when looked at the foreign policy understanding that is followed in the Atatürk period, The single- party regime and the transition period to The multi-party democracy.The Cyprus issue, forming one of the obvious examples of this situation, has not entered into the interests of the Turkish statesmen with a political understanding that is largely due to the loyalty of the political order between the states envisaged by the Treaty of Lausanne. The intense cultural interaction with the Turkish Cypriot community was not conducive to a radical political maneuver other than political decision makers in Turkey encouraging the residents of the island for immigration to Turkey for many years.London Conference, making Cyprus as one of the red lines in Turkey’s foreign policy has not only led to a long period of instability in the Turkish-Greek relations that have evolved into friendship after the War of Independence but also caused a regional crisis. In this regard, the detailed examination of the London Conference, which announced Turkey’s foreign policy towards Cyprus to the world, is of great importance both in terms of contributing to the historical development of the the Cyprus issue and in terms of a better understanding to the continuity and change in the basic theses of Turkey in the Cyprus issue.