Dergiler / Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2019 / İzmir'in İşgali
YUNAN İŞGALİ ÖNCESİ İZMİR VE ÇEVRESİNDE RUM FAALİYETLERİ
- Sayfa
- 29–61
- DOI
- —
Özet
30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Yunanlıların uzun yıllardır bekledikleri fırsat karşılarına çıktı. Mütarekeye göre, Osmanlı Devleti’nin orduları terhis edileceği için Anadolu’da güvenlik zafiyeti ortaya çıkacaktı. Böylece Rumlar, İzmir ve çevresindeki emellerini kolayca gerçekleştirebileceklerdi. Mütarekenin 7. maddesine göre güvenlik zafiyeti yaşanan bölgelere İtilaf Devletleri müdahale edebilirlerdi. İzmir’de yaşayan Rumlar, beşinci kol faaliyetlerinde kullanılmak için uzun süredir kilise, okul ve basın aracılığıyla hazır hale getirilmişti. Durumdan faydalanmak isteyen Rumlar, İzmir’in asayişini bozarak güvenlik zafiyeti çıkartmak için faaliyete başladılar. Rum teşkilatları ve metropolithane bu sürecin en büyük destekçileriydi. Rum çeteleri özellikle kıyı şeridinde köy basma, adam kaçırma, yol kesme gibi faaliyetlerle Türk ahaliyi bölgeden uzaklaştırmaya çalıştılar. Şehir merkezinde ise her fırsatta gösteri ve taşkınlık yapmaktan geri durmadılar. Yunanistan hükümeti ise Salib-i Ahmer/Kızılhaç adı altında bölgeye, silah ve cephane sevk etti. İzmir’deki Türk idaresi ilk günlerden itibaren olayın mahiyetini anlamasına rağmen İstanbul’dan yapılan müdahalelerle sürekli olarak idareciler değiştirildi. Bu durum karşısında Rum teşkilatları ile etkili bir mücadele yapılamadı. Bu çalışmada; Mondros Mütarekesi’ni takip eden süreçte İzmir ve çevresinde Rumlar tarafından İtilaf Devletleri’nin müdahalesini sağlamak için yapılan faaliyetler arşiv belgeleri ışığında ele alındı.
Abstract
With the Armistice of Mudros that was signed on 30 October 1918, Greeks found an opportunity for which they had been waiting for long years. Since the Ottoman Empire’s armies would be discharged according to the Armistice, a vulnerability of security would occur in Anatolia. Thus, Greeks would be able to accomplish their purposes in and around Izmir. Pursuant to article 7 of the Armistice, the Allied Powers were entitled to intervene in regions where such a vulnerability occurred. For a long time, Greeks living in Izmir had been prepared via churches, schools and journalism to be used in fifth column activities. In order to exploit the situation, they began activities for creating a vulnerability of security by disturbing the public order of Izmir. Greek organisations and the metropolitan bishop’s church were the biggest supporters of this process. Greek gangs tried to drive Turkish community away from the region by village raids, kidnappings, forestalling, etc. especially on the coastline. They also made demonstrations and rampages in downtown at every opportunity. The Greek government sent Greek gangs, arms and ammunition to the region under the name of the Red Cross. Although the Turkish administration in Izmir understood what was going on from the first days, administrators were replaced continuously by interventions made from Istanbul. Therefore, it was not possible to make an effective struggle against Greek organisations. Drawing on archival documents, the current study addresses the activities carried out by Greeks in and around Izmir for ensuring an intervention by the Allied Powers in the process that followed the Armistice of Mudros.