Dergiler / İZMİR BAROSU DERGİSİ / 2019 / Cilt: 84 - Sayı: 3

VINTER VE DİĞERLERİ v. BİRLEŞİK KRALLIK DAVASINDAN GÜNÜMÜZE İNDİRİLEMEZ MÜEBBET HAPİS CEZASI ve UMUT HAKK

FROM THE CASE OF VINTER AND OTHERS v. UNITED KINGDOM TO THE PRESENT DAY IRREDUCIBLE LIFE SENTENCE AND THE RIGHT TO HOPE

Sayfa
209–265
DOI
—

Özet

Ölüm cezasının kaldırılmasının ardından hukuk sistemlerinde bu cezanın yerine müebbet hapis cezasının ikame edildiği göze çarpmaktadır. İndirilemez bir başka deyişle salıverilme imkanı olmayan müebbet hapis cezasının AİHS m. 3 hükmü ile uyumluluk ilişkisi ise son yıllarda sıkça gündeme gelmektedir. Vinter v. Birleşik Krallık Kararı ile birlikte umut hakkı daha sık tartışılır olmuş ve bu kararla birlikte AİHM, iç hukuklardaki müebbet hapis cezalarının yasal olarak ve fiilen indirilebilir nitelikte olup olmadığını daha ayrıntılı bir şekilde incelemeye başlamıştır. Trabelsi v. Belçika kararı ile birlikte ise umut hakkı içtihadının suçluların iadesini de etkilediği gözlemlenmektedir. AİHM umut hakkı içtihadı bağlamında; Öcalan 2/Kaytan/Gurban/Boltan v. Türkiye kararlarında Türkiye hakkında ihlal kararları vermiştir. Son örneğini Litvanya’da gördüğümüz üzere Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerin mevzuatlarını AİHM’in umut hakkı içtihadı ile uyumlulaştırma çabaları da artmaktadır. Bu nedenledir ki Türk ceza hukukundaki koşullu salıverilme yasaklarına dair düzenlemelerin, AİHM içtihatları bakımından yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Abstract

Following the abolition of the death penalty, it is noteworthy that life imprisonment has replaced death penalty in many legal systems. The compatibility between the irreducible life sentence, in other words, life imprisonment without any prospect of release and Article 3 of the ECHR has become a current issue in recent years. The term of “The Right to Hope” has been frequently argued through the Vinter v. United Kingdom decision and following this decision European Court Human Rights has commenced examining in more detail whether life-long sentences are both de jure and de facto reducible in domestic laws. It can be seen through Trabelsi v. Belgium decision that included the extradition of offenders has affected the Court’s case-law on the right to hope. In this context, the Court has ruled against Turkey in the cases of Ocalan N.2/Kaytan/Gurban/Boltan v. Turkey. As we have seen the recent example in Lithuania, the efforts that aimed to adapt legislations of Council of Europe member states to the Court’s case-law on a right to hope are getting raised. Due to these reasons, there is a need to reevaluate prohibitions related to conditional release in Turkish criminal law in consideration of the Court’s case-law.