Dergiler / Flora İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Dergisi / 2020 / Cilt: 25 - Sayı: 2
Onkoloji Hastanesine Başvuran Mastit Tanısı ile Takip Edilen Hastaların Değerlendirilmesi
- Sayfa
- 172–179
- DOI
- —
Özet
Giriş: Mastit; meme dokusunda infeksiyöz ve noninfeksiyöz olarak meydana gelen inflamatuvar sürecin genel isimlendirmesidir. Tanısında fizik muayene, kültür, infeksiyon parametreleri, histopatoloji ve radyolojik görüntülemeler kullanılmaktadır. Bu çalışmada, mastit hastalarının klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendirerek mastitlerle ilgili epidemiyolojik veriler elde etmek ve mastit tanısıyla gelen hastalara antibiyotik tedavisinde ve takibinde daha rasyonel yaklaşım sağlamak amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 01 Ocak 2006-01 Ocak 2015 tarihleri arasında tedavi edilen mastit hastaları değerlendirildi. Hastaların başvuru günü, üçüncü gün, birinci hafta, ikinci hafta ve üçüncü hafta infeksiyona ikincil olarak artan akut faz reaktanları, mikrobiyolojik özellikleri, klinik ve laboratuvar verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmamız gözlemsel epidemiyolojik çalışma olup sonuçlar Mann-Whitney U testi ve ki-kare ve Fisher’s Exact testi ile IBM SPSS istatistik programı versiyon 23.0’da değerlendirildi. Yorumlamada p< 0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya dört laktasyonel, 29 nonlaktasyonel mastit hastası olmak üzere toplam 33 hasta dahil edilmiştir. Hastalardan alınan doku örneklerinden birer tanesinde Enterobacter cloacae, Escherichia coli ve Pseudomonas aeruginosa izole edilmiş, ikişer örnekte Candida albicans, metisiline dirençli koagülaz-negatif stafilokok ve metisiline duyarlı koagülaz-negatif stafilokok, üçünde ise metisiline duyarlı Staphylococcus aureus üretilmiştir. Tedavi olarak oral veya parenteral antimikrobiyal uygulanmıştır. Takip ettiğimiz hastaların tümünde memede kızarıklık, 28’inde hassasiyet, 12’sinde ülsere lezyon, 20’sinde pürülan akıntı, 21’inde ateş, dördünde meme başı çekintisi ve dördünde aksiler lenfadenopati tespit edilmiştir. Ampirik antibiyoterapi ile tedaviye en az cevap veren klinik bulgu meme başı çekintisi, en iyi cevap göstergesi ise ateş olarak tespit edilmiştir. Hastaların 19’unda malignite olup, malignite varlığı eritrosit sedimentasyon hızı, C-reaktif protein düzeyleri ve verilen ampirik tedaviye, klinik ve laboratuvar yanıt açısından istatiktiksel olarak anlamlı fark oluşturmamıştır. Sonuç: Mastit sıklıkla gram-pozitif mikroorganizmaların etken olduğu bir klinik olup, ampirik tedavi bu etkenleri kapsar nitelikte olmalıdır. Tedavi takibinde en etkin parametreler ateş, kızarıklık, hassasiyet ve C-reaktif protein değerleri olarak tespit edilmiştir. Tedavi süresi 2-3 haftayı dolduran ve bu süre sonunda tedaviye yanıtsız olgularda invaziv girişimlerle etken mikroorganizmanın saptanması ve direnç durumunun belirlenmesi tedaviyi daha rasyonel hale getireceği kanaati oluşmuştur.
Abstract
Introduction: Mastitis is the general nomenclature of the inflammatory process in infectious and noninfectious breast tissue. Physical examination, culture, infection parameters, histopathology and radiological imaging are used in the diagnosis. The aim of this study is to obtain epidemiological data about mastitis and to provide a more rational approach to the treatment with evaluating the clinical and laboratory findings. Materials and Methods: Mastitis patients who were treated between 01 January 2006-01 January 2015 at Health Sciences University Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Oncology Training and Research Hospital were evaluated. Acute phase reactants, microbiological characteristics, clinical and laboratory data were evaluated retrospectively on day 0th, day 3rd, week 1st, week 2nd and week 3rd after infection. Our study was an observational epidemiological study and the results were evaluated with Mann-Whitney U test, Chi-square and Fisher’s Exact test in IBM SPSS statistic program version 23.0. p< 0.05 was considered significant in interpretation. Results: A total of 33 patients were included in our study, 4 of which were lactating, 29 of which non-lactating mastitis patients. Enterobacter cloacae, Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa were isolated in one sample, Candida albicans, methicilline resistant coagulase-negative staphylococcus, methicilline sensitive coagulase-negative staphylococcus, were isolated in two samples, and methicilline sensitive Staphylococcus aureus was isolated in three samples. Oral or parenteral antimicrobial treatment was applied as treatment. All of the patients had redness in the breast, sensitivity in 28, ulcerated lesion in 12, purulent discharge in 20, fever in 21, nipple traction in four, and axillary lymphadenopathy in four. The most common clinical finding for empirical antibiotherapy was nipple traction, and the best response was fever. Conclusion: Mastitis is frequently caused by gram-positive microorganisms and empirical treatment should be included in these factors. The most effective parameters in the treatment follow-up were fever, redness, sensitivity and C-reactive protein. It was concluded that the microorganism detected by the invasive procedures and the determination of the resistance status should contribute to the treatment in the patients who completed the treatment period of 2-3 weeks and who did not respond to the treatment at the end of this period.