Dergiler / Amme İdaresi Dergisi / 2012 / Cilt: 45 - Sayı: 4
1948-1955 yılları arasında Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerinde kamu diplomasisi
- Dergi
- Amme İdaresi Dergisi
- Sayfa
- 119–138
- DOI
- —
Özet
Uluslararası ilişkiler bağlamında "hegemonya " kavramı, güçtii bir devletin daha zayıf olanlarla ilişkisi anlamında değil, devletler ve devlet dışı oluşumların da yer aldığı ve sisteme bütünüyle nüfuz eden bir düzene ilişkin değerler yapısına atfen kullanılmaktadır. Soğuk Savaş 'm ilk yıllarında Washington, içinde Amerikan sisteminin yaşatılabi-leceği bir dünya düzenini sürdürmek için bu türden hegemonik ajanda oluşturmuştur. Amerika Birleşik Devletleri 'nin bu hegemonik süreçte egemen konumunu, zayıf konumdaki ülkelerin kendi rızalarıyla kabul etmeleri için kullandığı en önemli araç kamu diplomas is ivdi. 11. Dünya Savaşı sonrası Amerika Birleşik Devletleri, kamu diplomasisi yürüttüğü ülkelerden biri olan Türkiye 'ye kendi politikalarını benimsetmek konusunda hiç zorluk çekmemiştir. Türkiye, bu süreçte elde ettiği çıkar doğrultusunda Amerikan hegemonyasını kendi rızası ile benimseyip, Soğuk Savaş süresince kendi çıkarlarını ABD 'nin yanında yer almakta görmüştür. Bu doğrultuda da Amerika Birleşik Devletleri'nin uyguladığı kamu diplomasisine kimi zaman abartıya kaçabilecek ölçüde olumlu yanıtlar vermiş, kendisi de elinden geldiği ölçüde Amerikan kamuoyunda daha iyi anlaşılabil-mek için çaba sarf etmiştir.
Abstract
In the context of international relations, the concept of "hegemony " is used not in the sense of the relationship of powerful state with weaker ones. Rather, it refers to a system of values related to an order that influences the system as a whole, which the states and non-state formations take place. During the early years of the Cold War, Washington, D C., in order to sustain a world order that would ensure the continued existence of the American system, formed hegemonic agenda. In this hegemonic process, public diplomacy was the most significant means used by the United States to make its dominant position recognized by weaker countries on their own accord. Turkey, in this process, adopted the American hegemony of its own volition, and for the sake of its interests, took side of the United States throughout the Cold War. To this end, Turkey responded positively to the public diplomacy implemented by the United States, sometimes to an exaggerative extent, and endeavored to be better understood in the American public opinion to the best of its ability.