Dergiler / Başkent University Journal of Education / 2017 / Cilt: 4 - Sayı: 1
19. Yüzyılda Almanlara Türkçe Öğretmek Amacıyla Yazılmış Bir Kitap: Mürşid-i Lisân-ı Osmanî
- Sayfa
- 74–83
- DOI
- —
Özet
Bu çalışmanın amacı, 1893'te Johannes Jacob Manisacıyan tarafından yazılmış ve 1902'de yeniden basılmış olan Lehrbuch der Modernen Osmanischen Sprache ya da Türkçe adıyla Mürşid-i Lisân-ı Osmânîyi incelemektir. Bu incelemede hem eserin yazıldığı dönemdeki Türkçe öğretimi değerlendirilmiş hem de içerik özellikleri bakımından eserin Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine katkıları ele alınmıştır. Eserin en önemli özelliği; yazarin Berlin Üniversitesinde Türkçe öğretmiş olması ve kitabı yazarken buradaki deneyimlerinden yararlanmış olmasıdır. Manisacıyan'ın Merzifon'da bulunan bir Protestan okulunda Türkçe değil, fen bilimleri öğretmeni olarak çalışmış olması, burada oldukça bilinen bir botanik ve zooloji müzesi oluşturmuş olması ve alanı dışında böyle bir eser yazımş olması da eseri daha dikkat çekici hale getirmektedir. Eserde, alfabe yöntemi ve dil bilgisi çeviri yönteminin özelliklerine uygun olarak Türkçe öğretimi gerçekleştirilmiş; alıştırmalar, okuma metinleri ve sözcük listeleri sunularak öğretim pekiştirilmeye çalışılmıştır. Dil bilgisi öğretiminin Türkçe ve Türkçede yer alan Arapça ve Farsça dil bilgisi unsurlarının ayrıntılı analizi ile gerçekleştirilmesi; okuma ve yazmaya yer verilip dinleme ve konuşmaya yönelik hiçbir etkinliğin olmaması dönemin dil öğretim anlayışını da yansıtmaktadır. Bu çalışmada, eser bu özellikleri itibarıyla ele alınmış ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Abstract
The aim of this study is to analyze the work Lehrbuch der Modernen Osmanischen Sprache or Mürşid—i Lisân—i Osmânî in Turkish written by Johannes Jacob Manisacıyan in 1893 and reprinted in 1902. This particular analysis focuses on Turkish language teaching during the period the book was written, and it also elaborates on its contribution to teaching Turkish as foreign language in terms of its content features. The very significance of this work lies in the fact that its author worked as Turkish language teacher at Berlin University and added his experience of that time while writing it. Moreover, the fact that Manisacıyan worked as Science —not Turkish- teacher in Protestant school in Merzifon, that he established botanic and zoology museum,and also that he wrote book on field which was not his main field of study make it an outstanding work. The analyses reveal that in the book, the alphabet and grammartranslation method were utilized in teaching Turkish, and learning was reinforced through the provision of exercises, reading texts and vocabulary lists. That grammar teaching is attained by thorough analysis of Turkish grammar as well as of the Arabic and Persian (Farsi) linguistic elements in Turkish; the presence of reading and writing, yet the absence of listening and speaking activities reflect the notion of language teaching in that period.