Dergiler / Bogazici Journal: Review of Social, Economic and Administrative Studies / 2004 / Cilt: 18 - Sayı: 1

Broadcasting Policy in Turkey Since 1980

1980'den Beri Türkiye'de Yayıncılık Politikası

Sayfa
77–91
DOI
—

Özet

Bu makale Türkiye'de tecimsel yayıncılığa yönelişin ya da devlet tekelinden ikili yayıncılık sistemine geçişin başlıca göstergelerini incelemektedir. Ussal politika yapımı modelleri ışığında bakıldığında, 1980'den sonra neredeyse bütün hükümetler görünürde bir yayıncılık politikasına sahip olmamakla suçlanabilirler. Ne var ki, hükümetlerin hepsinde ortak olan ve —iletişime eleştirel ekonomi politik yaklaşımın sağladığı görüyle- basitçe "tecimselleşmeye yönelik bir politika" olarak betimlenebilecek bir politikasızlık politikası vardır. Yasal düzenlemenin mahiyeti ve başlıca politika aktörlerinin düzenleme getirme ve düzenlemeyi uygulama konusundaki isteksizlikleri velveya güçsüzlükleri özel çıkarların hukuk ihlallerine ve yayıncılık alanını egemenlikleri altına almalarına izin vermiştir. Türkiye'de insanların yayıncılık arenasına tüketici (ya da sadece seyirci) olmaktan ziyade yurttaş olarak katılmalarının bağlam dışı kalması, politik yaşamın çeşitli alanları açısından olduğu kadar yayıncılık açısından da önemli bir sorun oluşturmaktadır.

Abstract

This article examines the main indicators of a movement towards commercial broadcasting or a change from state monopoly to a dual system in broadcasting in Turkey. Even though the governments between 1980 and 1999 were notorious for a lack of broadcasting policy in the light of rational models of policy-making, there was a policy of non-policy common to all governments, that is, a "policy towards commercialization" —an argument, informed by a critical political economy of communications. The nature of the regulation and the unwillingness and/or dispowerment of the main actors in issuing and implementing the regulation allowed private interests to enjoy the violations of the law and to dominate the broadcasting arena. People's involvement in broadcasting as citizens, rather than consumers (or mere spectators) is completely out of context in Turkey and constitutes the major problem in broadcasting policy as much as in other areas of political life.

Anahtar kelimeler: Türkiye