Dergiler / Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi / 2011 / Sayı: 59
Ölümsüzlüğe uzanan taşlar: Hacı Bektaş Velî Külliyesi Haziresi’ndeki mezar taşları
- Sayı
- 2011 · Sayı: 59
- Sayfa
- 15–70
- DOI
- —
Özet
Hazret Avlusu’ndaki mezar taşlarının bugüne kadar okunuşları, fotoğraflanmaları, çizimleri, değerlendirilmeleri kaleme alınmamıştır. Bektaşilik kültür evreninin parçaları sayılabilecek mezar taşları, bu kültürün sonsuza taşınmasına aracılık etmektedirler. Çünkü burada, dergâha gönüllü hizmetleri bulunan aşçı, postnişin, mihmandar, ekmekçi, türbedar, kahveci mesleklerindeki babalar, dedeler ve dervişler yatmaktaydı. Taşlar, Hacı Bektaş Velî’ye kendini teslim etme ve bağlanma yolunda aşkla ölme, Asitanı’na (Dergâh) vücudunu bağlama, canını terk edip dergâhına gelme, ömrünü bu yolda adama, temiz ve mübarek soyuna bağlanma, ruhu Hasan ile Hüseyin’in canlarına erişme, Haydar aşkı ile mahvolma gibi anlamları sonsuzlaştırıyordu. Bu makalede, kaleme alınan 41’i yazılı, 20’si yazısız 61 mezar taşı tanıtılmaktadır. Bu çalışmada, söz konusu taşların, fotoğraf ve çok sayıda çizimleri eşliğinde, ilk defa bir sanat tarihçisi gözüyle değerlendirilmeleri bulunmaktadır.
Abstract
The reading, photography and illustration of tombstones in Hazret Avlusu (Hazret Yard) has not been evaluated in any literature, so far. These tombstones can be regarded as components of the cultural universe of Bektashism. 41 are with and 20 without inscription are introduced. Because in this place rest in peace Babas (Fathers), Dedes (Grandfathers) and Dervishes serving the dergâh (lodge) voluntarily and having such professions as Cook, Postnişin (Sheikh), Mihmandar (Keeper of the Guest House), Ekmekçi (Baker), Türbedâr (Tomb Keeper), Kahveci (Keeper of the Coffeehouse). These stones were eternalizing such values as offering oneself and self-commitment to Hacı Bektas Velî, dying from his admiration, committing one’s body to his Dergâh (Lodge), leaving one’s spirit and coming to his dergâh (lodge), sacrificing one’s life for this purpose, attaching oneself to his pure and sacred line, attaining the spiritual level of Hasan and Hüseyin, as well as self-denial with the admiration of Haydar. Inside, you will find for the first time the evaluation of the mentioned tones accompanied by umerous photographs and illustrations from the standpoint of an Art Historian.