Dergiler / Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi / 2015 / Sayı: 74
Gezgin bir alevî dedesi: Âşık Davut Sularî
- Sayı
- 2015 · Sayı: 74
- Sayfa
- 199–209
- DOI
- —
Özet
Âşıklık geleneğinin XVI. asırda başladığı genel bir kabuldür. Bu asırdan günümüze kadar söz konusu geleneğin temsilcileri arasında Alevî-Bektaşî meşrepli olanların sayısı azımsanmaya- cak sayıdadır. XX. asırda da sözlü, yazılı ve elektronik ortamda devam eden âşık edebiyatının önemli bir temsilcisi ise Davut Sularîdir. Âşık edebiyatının bu önemli ismi, Alevî-Bektaşî bir ozan olarak dedelik görevini de ifa etmiştir. Ancak, Türk âşıklık geleneğinin önemli isimle- rinden biri olmasına ve onun hakkında bazı bilimsel araştırmalar yapılmasına karşın, Davut Sularînin akademik çevrelerde yeteri kadar ilgi gördüğü söylenemez. Bu makalenin amacı, Davut Sularînin Türkiye ve Avrupadaki çok sayıda yeri gezmesinin sebebini araştırmaktır. Bu yüzden araştırmada, onun biyografisi dikkate alınmış ve onu tanıyan kişilerin görüşlerine yer verilmiştir. Ayrıca, Türk tasavvuf edebiyatının bir parçası olan Alevî-Bektaşî terminoloji- sinin onun şiirlerindeki yansımasına dikkat çekilmiştir. Neticede, onun gezginliği keyfî seya- hatlerden kaynaklanmamış; aksine o, âşıklık kimliğini kullanarak dedelik vazifesini yerine getirmeye ve insanları irşat etmeye çalışmıştır.
Abstract
It is a common acceptance that the minstrel tradition started in the XVI century. From this century to the present, the number of the Alewi-Bektashi representatives of this tradition cannot be underestimated. A major representative of the minstrel tradition which also exis- ted in the XX century in oral, writen and electronic media is Davut Sularî. Tis primary figu- re of the minstrel tradition also served as a grandfather as an Alevi-Bektashi poet. Although Sularî is one of the foremost figures of the minstrel tradition and there are some scientific research studies about him, he has not atracted enough atention within the academic circ- les. Te aim of this article is to explore why Davut Sularî travelled to many places both in Turkey and Europe. Terefore, in this study his biography was taken into consideration and the views of those who knew him were referred to. In addition, the refection of the Alewi- Bektashi terminology as part of the Turkish Sufi literature in his poems was paid atention. As a result, Sularî did not travel for arbitrary reasons. In contrast, he triewto fulfill his duty as a grandfather by using his minstrel identity as well as enlightening people.