Dergiler / Turkish Studies (Elektronik) / 2017 / Cilt: 12 - Sayı: 20

TEMEL NASLAR ÇERÇEVESİNDE TEKFÎRCİLİK

TAKFIR WITHIN THE FRAMEWORK OF DIVINE REVELATION

Sayfa
63–84
DOI
—

Özet

Hz. Peygamber'in vefatından kısa bir süre sonra başlayan siyasî ihtilafların itikâdî alana yansımasıyla birlikte oluşan grup ve fırkalar, birbirlerine karşı tekfîre varan söylemler geliştirmiştir. İslâm tarihinde Müslümanlar arasında içe dönük mücadelenin artmasıyla birlikte tekfîr söylemi alanını genişletmiş ve günümüze kadar da artarak devam ettirmiştir. Bu çalışmada çerçevesini genişleterek yayılan tekfîr söyleminin bir silah olarak kullanılmasının Müslüman camiasına verdiği zarara işaret edilerek bir sonuca ulaşılmak hedeflenmiştir. Bu amaçla makalede İslâm dinine mensup olduğunu ifade etmesine rağmen başkası tarafından o dinin sınırları içinde olmadığı iddiası, ayet ile hadîs metinleri ve onların içeriği bağlamında problematik açıdan incelenmiştir. Tekfîr akımı, ümmetin birliğini bozması yanında hali hazırda Müslümanlar arasındaki en başat sorunlardandır. Öyle ki tekfîrcilik, İslâm toplumunun hepsini kuşatıcı ve kapsayıcı bakış açısını engelleyen, onları ortak bir paydada birleşmesine mani olan, onların birbirlerine karşı sevgi ve muhabbetini olumsuz etkileyen ciddi bir tehdittir. Tekfîr diline bağlı yaşanan bu süreçte her türlü ihtilaf ve iftirâkın daha da büyümesi hatta derinleşmesi kaçınılmaz olmaktadır. Böylece İslâm dünyasındaki birlik ve beraberlik ruhunun yok olması yanında Müslümanların birbirleriyle uğraşması sebebiyle önemli oranda enerjisi bu alanda tüketilmektedir. Tekfîr, başkası tarafından kişinin söz ya da fiillerinin İslâm inancına uygun olmadığı düşüncesiyle onu, küfürle itham etmektir. Dinî bir kavram olan tekfîrin kullanılmasında alınacak başlıca referans Kur'an ve sünnet/hadîstir. Bu iki kaynağın tekfîre bakışı net ifade edilirse meselenin önemli oranda vuzûha kavuşacağı aşikârdır. Dolayısıyla bu çalışmada ayet ve hadîslerin tekfîre bakışı yansıtılmaktadır. Ayrıca ilgili ayetler için müfessirlerin, rivâyetler için hadîs âlimlerinin görüşlerine başvurulduktan bulunulacaktır. Temel naslar çerçevesinde bakış açısı yakalandıktan sonra yapılan tekfîrde bir ölçü ya da izafiliğin olup olmadığı anlaşılacaktır. Bu görecelikte ortaya çıkan temel sorun grup fanatizmi ve kendi din anlayışlarını kabul etmeyen gruplara karşı psikolojik üstünlük sağlama çabası olduğu görülecektir. Bu problemin üstesinden gelme durumunda Müslüman toplumun vahdetini sağlama önündeki önemli engellerden birinin kalkacağı anlaşılmaktadır. Böylece kendisini Müslüman gören, diliyle kelime-i şehâdeti ikrar eden veya İslâm'ın bazı emirlerini, amellerine aktaran bir Müslüman hakkında tekfîr ithamında daha dikkatli olunması gerektiği anlaşılacaktır.

Abstract

The groups and factions formed as a consequence of the reflection of political conflicts appeared following the death of the Prophet (pbuh) within the faith area have developed statements including takfir to one another. Along with the expansion of the inward-oriented struggles between Muslims throughout Islamic history, takfir has extended its area and maintained it increasingly until today. This study aims to reach a conclusion by making a reference to the damage to Muslim communities caused by using takfir discourse that widens its scope as a weapon. To this end, in this paper the problematic of the claim made by others that someone is a non-Muslim, though s/he professes the Islamic religion, is analysed within the context of verses and hadith together with their contents. The stream of takfir not only breaks the unity of Muslims but also appears as one of the major problems confronting Muslims. Indeed, takfir is a serious threat to developing a comprehensive and an inclusive viewpoint of Muslim communities, finding a common ground between them and adversely affects the sense of affection and attachment towards one another. It seems unavoidable that any conflicts and separation as a consequence of takfir discourse will grow worse and deepen. Hence, Muslims consume most of their mental energies by continually struggling against each other along with the disappearance of the spirit of unity and solidarity of Muslim communities. Takfir is an act of accusing someone of fidelity as s/he is believed to have words and actions which are not suitable for the Islamic religion. The main reference which is to be taken to the use of takfir as a religious concept is Qur'an and Sunnah/hadith. It is obvious that the issue will be mainly clarified to the extent that views of these two sources over takfir are satisfactorily provided. Therefore, this study provides the viewpoint of verses and hadith over takfir. After referring to the views elaborated both by glossators over relevant verses and hadith scholars over relevant narratives, an individual evaluation will be provided. It will come out whether there is a standard or relativeness in takfir made after forming an opinion within the framework of divine revelation. It will be seen that the main problem appearing in this relativeness is group fanaticism and struggling to gain a psychological advantage against the groups who refuse the religious interpretation imposed on them. It seems obvious that one of the major obstacles to delivering solidarity of Muslim communities will be removed if the aforementioned problem is successfully overcome. Consequently, it requires caution when accusing anyone who professes Islam, recites the Shahada and/or transfers some tenets of Islam into his/her deeds of infidelity.