Dergiler / Turkish Studies (Elektronik) / 2016 / Cilt: 11 - Sayı: 1
BİZANS DÖNEMİNDE DARKALE: YERLEŞME VE BAZI MİMARİ BULGULAR
- Sayfa
- 59–76
- DOI
- —
Özet
Manisa ilinin Soma ilçesine bağlı bir köy durumunda olan Darkale'nin tam olarak ne zaman yerleşim gördüğü belli olmamakla birlikte, Bizans dönemindeki varlığı ve adı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bu çalışma, tarihsel süreç içinde Darkale'nin bulunduğu toprakların durumuna değinmenin yanı sıra buradaki yerleşmeyle ilgili tartışmalar üzerinde durarak Darkale'deki Bizans dönemi kalıntılarını tanıtmaktadır. Antik dönemde Mysia bölgesinin sınırları içinde kalan Darkale'nin bulunduğu topraklar, Bergama Krallığı'nın sonrasında da Roma İmparatorluğu'nun territoriumunda ayrılmasıyla birlikte Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olmuştur. Kaikos (Bakırçay) nehrinin suladığı verimli ovalar bölgeye zenginlik katarken, yerleşimin bulunduğu Tırhala Dağı da savunmayı güçlendirmiştir. Konumunun kazandırdığı avantajlar nedeniyle Darkale Bizans döneminde önemli bir yerleşme olmalıdır. Bu yerleşme, özellikle I.Manuel Komnenos döneminde Türklerin Batı Anadolu'ya yaptıkları akınları engellemek, bölgenin savunmasını arttırmak ve buradaki yerleşmeleri korumak için oluşturulan Neokastra themasının içinde yer almıştır. Darkale'deki Bizans dönemi yerleşmesiyle ilgili farklı görüşler bulunmaktadır. Germe, Thrakoula, Khliara araştırmacılar tarafından üzerinde durulan olasılıklardır. Çalışmada her bir şehrin lokalizasyonu üzerinde ayrıntılı durulmuştur. Tüm olasılıklar değerlendirildiğinde ve Clive Foss'un yerleşimin Bizans dönemindeki 'ta khliara' (?? ??????) olan adının Türk döneminde Tahrala şeklinde dönüşmüş olabileceği fikri göz önüne alındığında Khliara kentinin Darkale'deki yerleşme için daha olası olduğu belirtilmiştir. Yerleşmedeki Bizans dönemine ait mimari verilerin çoğunluğunu tahkimat kalıntıları oluşturmaktadır. Temenni Tepesi'ne çıkan yamaçtaki duvar kalıntıları, Asar Tepe'deki ve Orta Bağlar mevkilerindeki kalıntılar, Kırkoluk Camisi ve Minareli Cami'de devşirme olarak kullanılan mimari plastik eserler ve Kırkoluk Camisi'nin çevresinde oluşturulan açık alanda toplanan parçalar yerleşmenin Bizans dönemine işaret eden verilerdir. Asar Tepe'de yan yana iki birimden oluşan bir tahkimat kalıntısı bulunmaktadır. Kayalık tepe üzerindeki küçük tahkimat, doğu-batı doğrultusunda boyutlarındadır. Moloz taş ve kireç harcı ile inşa edilmiş olup, kırık tuğlalar taşların arasında kullanılmıştır. Bu kalıntının yaklaşık 7 m batısındaki diğer mekan 10x8 m boyutlarındadır. Doğudaki mekandan daha özenli bir işçiliğe sahiptir. Moloz taş ve kireç harcının kullanıldığı kalıntının güney duvarı kırık ve yarım tuğlalarla, 1 sıra taş-1 sıra tuğla almaşık örgü düzenindedir. İki mekan arasında kısmen izlenebilen kalıntılar bulunmaktadır. Tüm Bakırçay ovasına hakim konumdaki tepede yer alan kalıntı bir gözetleme kulesine ait olmalıdır Asar Tepe, dik yamaçlar ve sarp kayalıklarla çevrili olup ulaşımı zordur. Taş döşeli bir yol uygun eğimli yamaçları takip ederek tepenin yakınındaki kısmen düzlük alana kadar ulaşır. Yer yer basamaklı bir düzenlemeye sahip yol yaklaşık 1 km boyunca takip edilebilmektedir. Topografyaya göre yer yer genişleyen yer yer daralan yolun kenar hattında daha düzgün ve büyük döşeme taşları kullanılmıştır. Darkale yerleşmesini ve Soma ovasını gören Temenni Tepesi üzerinde de 70m uzunluğunda bir savunma hattı bulunmaktadır. Bu uzun duvarı, yerleşimin savunmasını destekleyen bir hat olarak tanımlamak mümkündür. Bazı bölümlerde mevcut duvar yüksekliği 2- 2.50m'yi bulurken, bazı bölümlerde sadece yüzeyde izi takip edilebilmektedir. Duvarın dış kaplamaları mevcut değildir. İç dolgusu ise moloz taş ve kireç harcından oluşmaktadır. Mevcut duvar kalınlığı 1.30m civarındadır. Temenni Tepesi'ndeki ve Asar Tepe'deki kalıntılar yerleşmenin savunma yönünün yoğun olduğunu göstermektedir. Manuel Komnenos tarafından, Türklere karşı oluşturulan, savunmaya yönelik Neokastra Theması'nda birçok yerleşim yeniden tahkimatlandırılmıştır. Asar Tepe ve Temenni Tepesi'ndeki tahkimat kalıntıları moloz taş ve kireç harçlı özensiz işçiliğiyle Komnenos dönemi kalelerine benzemektedir. Bu yeni kaleler zinciri içinde yer alan tahkimatların inşa tarzında belli bir düzen göze çarpmamaktadır, çünkü asıl amaç biran evvel bölgeyi koruyacak savunma yapılarının inşasıdır. Bizans'ın oluşturduğu savunmaya yönelik bu düzen 11. yüzyılda başlamış ve 13. yüzyıl boyunca da varlığını devam ettirmiştir. Darkale'deki tahkimat kalıntıları da bu döneme aittir. Yerleşmede, mimari verilerin yanında mimari plastik eserlerin çokluğu ve kalitesi de dikkat çekicidir. Fevkani bir yapı olan Kırkoluk Camisi'nin altındaki 18.-19. yüzyılda yapıldığı düşünülen çeşmede, Minareli Cami'de ve Darkale Köyü'nün hemen girişine yapılmış olan yeni çeşmede yoğun devşirme malzeme kullanılmıştır. Yerleşimin çevresinden toplanan birçok taş eser de Kırkoluk Camisi'nin etrafında oluşturulan parkta sergilenmektedir. Taş eserlerin bir kısmı üslup ve kompozisyon açısından Erken Bizans dönemine, eserlerin çoğunluğu ise Orta Bizans dönemine tarihlenmektedir. Taş eserler içinde özellikle liturjik işlevli parçaların çoğunlukta olması yerleşimde dini işlevli bir yapının da olduğunu işaret etmektedir. Sonuç olarak, bugünkü Darkale'nin bulunduğu alandaki yerleşme, Roma döneminde Pergamon'u doğudan gelecek tehlikelere karşı koruyan bir garnizon niteliğindedir. İlerleyen dönemlerde, özellikle 11.-13. yüzyıllarda Batı Anadolu limanlarıyla iç kesimi birbirine bağlayan yolların önemini kaybetmesi ve kuzey-güney yol bağlantısının önem kazanmasıyla Darkale'deki yerleşme bu yol üzerindeki başlıca noktalardan biri olmuştur. Asar Kale'de ve Temenni Tepesi'nde yer alan tahkimatlar inşa tekniği bakımından diğer Neokastra tahkimatlarıyla benzerlik göstermektedir. Neokastra sisteminin bir parçası olan Darkale'nin Kaikos ovasına hakim bir noktada bulunması, yol güzergahında yer alması, etimolojik olarak adının değişimi, tarihsel olaylar ve mimari kalıntılar, bu yerleşimin Khliara olma ihtimalini yükseltmektedir.
Abstract
Darkale, which was included in the Mysia region in Antiquity, was within the territorium of Pergamon, an important city of the Roman Empire after the Kingdom of Pergamon. When the Roman Empire was divided into two parts, the area became a part of the Eastern Roman Empire. The plains irrigated by River Kaikos (Bakırçay) enriched the region while Tırhala Mountain remained as fortified defence. Owing to its advantageous location, Darkale must have been an important settlement during the Byzantine Period as well. This settlement was especially included in the theme of Neokastra in order to stop Turkish raids into Western Anatolia, and also to reinforce regional defense and protect the settlements. There are various opinions on the Byzantine Period settlement in Darkale. Germe, Thrakoula and Khliara are possibilities on which the researchers dwell. Although we do not possess the epigraphic data necessary to positively define the settlement in Darkale, etymological change of its name, historical development and architectural remains of a defence system in the area from the Byzantine Period support the possibility of Khliara.