Dergiler / Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi / 2026 / Cilt: 9 Sayı: 1
Türkiye’de Enerji Yoğunluğunun Uzun Dönem Dinamikleri: Yapısal Kırılmalar Altında Bir Makroekonomik Analiz
- Sayfa
- 1–1
Özet
Bu çalışmanın amacı enerji yoğunluğunun reel GSYH, doğrudan yabancı yatırımlar, sanayi katma değeri, çevre vergileri ve ticari dışa açıklık gibi makroekonomik değişkenler tarafından nasıl şekillendiğini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda 1994-2019 dönemine ait yıllık veriler kullanılmış ve serilerin özellikleri birim kök ve yapısal kırılma testleriyle incelenmiştir. Farklı bütünleşme derecelerine sahip seriler dikkate alınarak çalışmada ARDL sınır testi yaklaşımı tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığını göstermektedir. Uzun dönem sonuçlarına göre doğrudan yabancı yatırımlar ve ticari dışa açıklık enerji yoğunluğunu artırıcı yönde etkide bulunurken sanayi katma değerinin enerji yoğunluğunu azaltıcı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Bu durum dışa açıklık ve sermaye girişlerinin enerji talebini artırdığını ve buna karşılık üretim yapısındaki verimlilik artışlarının enerji kullanımını daha etkin hale getirdiğini göstermektedir. Bu bulgular çerçevesinde çalışmada düşük enerji yoğunluklu ve teknoloji odaklı yatırımların teşvik edilmesi önerilmektedir.
Abstract
The study examines how energy intensity is shaped by a set of macroeconomic variables, including real GDP, foreign direct investment, industrial value added, environmental taxes and trade openness. The analysis relies on annual data covering the period 1994-2019. Series properties are evaluated through unit root and structural break tests. Given that the variables are integrated at different orders, the ARDL bounds testing approach is adopted. The results point to a long run relationship among the variables. Foreign direct investment and trade openness are associated with higher energy intensity. In contrast, industrial value added is linked to lower energy intensity. These patterns indicate that capital inflows and external integration are tied to rising energy demand. At the same time, improvements in production efficiency are linked to more efficient energy use. In light of these findings, policy efforts should give priority to technology oriented investments with lower energy intensity.