Dergiler / Kutadgubilig: Felsefe Bilim Araştırmaları / 2025 / Cilt: 0 Sayı: 52
Eleştirel Gerçekçilik Bağlamında Hume’un Nedensellik Anlayışının Sorgulanması: Bilimsel Gerçekçilik ve Ontolojik Derinlik Üzerine
- Sayfa
- 103–124
- DOI
- —
Özet
Bu makalede, eleştirel gerçekçiliğin Roy Bhaskar özelinde temel bazı ontolojik ve epistemolojik iddialarının, Humecu bilim felsefesine nasıl eklemlenebilip eklemlenemeyeceği ve bilimsel gerçekçilik tartışmasında eleştirel gerçekçiliğin katkılarıyla dönüşen Humecu bilim felsefesi tartışılacaktır. Humecu bilim felsefesi yaklaşımı, dış dünyanın insan zihninden bağımsız olduğu kabulü ile yola başlarken; olgular arasındaki zorunlu bağlantı düşüncesinin olmadığını, bunun bir düzenlilik olarak karşımıza çıkan psikolojik bir durum olduğu kanaatindedir. İnsanlar dış dünyanın şimdiye kadar nasıl geldiyse aynı şekilde bugün ve yarın da devam edeceğini isterler/umarlar/düşünürler. Böyle bir bakış açısı ile kurulan dış dünyada, toplum ve insan ilişkilerini anlamak ve algılamak eleştirel bir göz aracılığıyla gerçekleşebilir. Bu bağlamda, eleştirel gerçekçilik, öncelikli olarak bilimin genelleyici olması gerektiği konusu üzerinde durarak, bilimin bütüncül bir açıklama kapasitesinin olduğunu iddia eder. Aynı zamanda sosyal bilimsel bir araştırma yürütmenin de ele alacağı en önemli obje toplum ve toplumu meydana getiren mekanizmalardır. Bu mekanizmaların sosyal bilim felsefesi bağlamında açıklanması eleştirel gerçekçilik ile Humecu bilim felsefesini yakınlaştırabilir. Bu bakımdan, Bhaskar’ın eleştirel gerçekçiliği merkeze alınarak Humecu bilim felsefesi irdelenip bilimsel gerçekçilik tartışmasında bu tarz bir felsefenin olanaklılığı tartışma konusu yapılacaktır. Aynı zamanda, Humecu bilim felsefesi ile Bhaskar’ın eleştirel gerçekliği arasındaki uzlaşı ve gerilim noktalarının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Hume’un deneyim temelli epistemolojisi, bilimsel teorilerin empirik gözlemlere dayanması gerektiği yönündeki vurgusuyla, bilimsel bilgiye erişimde dikkatli bir metodolojik yaklaşım sunmaktadır. Buna karşın, Bhaskar’ın eleştirel gerçekçiliği, bilimsel bilginin derin yapıları ve mekanizmaları anlamaya yönelik ontolojik bir derinlik önerir. Benzer bir şekilde, Hume’un ve Humecu nedensellik anlayışı, gözlemsel verilere odaklanırken; Bhaskar’ın yaklaşımı, bu verilerin ardındaki mekanizmaları araştırmayı önemser.
Abstract
This article explores how Critical Realism’s fundamental ontological and epistemological claims, mainly as developed by Roy Bhaskar, can or cannot be integrated with the Humean philosophy of science. It also examines how the Humean philosophy of science transforms within the context of Critical Realism’s contributions to the scientific realism debate. The Humean approach to the philosophy of science begins with the assumption that the external world exists independently of the human mind. However, it denies the existence of necessary connections between phenomena, interpreting such connections as psychological habits manifesting as patterns of regularity. Humans expect, hope, or think that the external world will continue in the same way as it has in the past. Understanding and perceiving the relationships between society and human interactions in such a world can occur through a critical lens. In this context, Critical Realism emphasizes the necessity of science’s generalizability and capacity to provide comprehensive explanations. It also argues that the primary objects of social scientific inquiry should be society and the mechanisms that constitute it. Explaining these mechanisms within the framework of the philosophy of social science may bring Critical Realism closer to the Humean philosophy of science. Thus, this article critically examines the Humean philosophy of science through the lens of Bhaskar’s Critical Realism, discussing the feasibility of such a philosophy in the context of the scientific realism debate. It also highlights the convergence and tension between the Humean philosophy of science and Bhaskar’s Critical Realism. Hume’s experience-based epistemology emphasizes the necessity of empirical observation for scientific theories, offering a careful methodological approach to scientific knowledge. In contrast, Bhaskar’s Critical Realism proposes ontological depth to understand scientific knowledge’s underlying structures and mechanisms. Similarly, while Humean causality focuses on observational data, Bhaskar’s approach prioritizes the exploration of the mechanisms behind these data.