Dergiler / Turkish Studies (Elektronik) / 2016 / Cilt: 11 - Sayı: 20

TÜRK-YUNAN MÜBADELESİNİN TÜRK ROMANINA YANSIMASI: SAVAŞ’IN ÇOCUKLARI/GİRİT’TEN SONRA AYVALIK, KUŞAKLAR YA DA AYVALIK YAŞANTISI, GİRİT’TEN CUNDA’YA VE HASRET ROMANLARINDA MÜBADELE

IMPACT OF TURKISH –GREEK POPULATION EXCHANGES TO THE NOVELS IN TURKEY: SAVAŞ’IN ÇOCUKLARI/GİRİT’TEN SONRA AYVALIK, KUŞAKLAR YA DA AYVALIK YAŞANTISI, GİRİT’TEN CUNDA’YA VE HASRET (SON OF WARS/ AYVALIK AFTER CREATE, GENERATIONS OR LIVING IN AYVALIK, FROM CREATE TO CUNDA AND MISSING)

Sayfa
141–160
DOI
—

Özet

Toplumsal olaylar, edebiyatı her dönemde beslemiş ve yönlendirmiştir. Yazarlar yaşadıkları, tanık oldukları ya da üçüncü bir kişiden duydukları olay ve durumlara kayıtsız kalamamışlar; yazınsal üretim süreçlerine bu bilgileri çeşitli açılardan dâhil etmişlerdir. Türk romanının doğuşundan bugüne kadarki süreçte kaleme alınan pek çok roman, toplumsal olayların izdüşümlerini okura sunmuştur. Bu noktada üç farklı yaklaşımın benimsendiği görülmektedir. Kimi yazarlar, toplumsal olayları/değişmeleri tarihî bir veri olarak düşünüp yaşanılanları uzak bir geçmiş olarak kurgulamış; kimi yazarlar olay örgüleri içerisine bu olayları yerleştirip tamamen kurgusal bir düzlemde yaşanılanları bir fon olarak sunmuş; kimi yazarlar ise otobiyografik unsurları ön plana çıkararak "ben" dilinin hâkim olduğu eserler yazmışlardır. Türk-Yunan mübadelesi de yazarlar tarafından gerçekten kurmaya aktarılan olaylardan biridir. 30 Ocak 1923'te Lozan'da imzalanan anlaşma gereğince Türk topraklarına yerleşmiş Ortodokslarla Yunan topraklarındaki Müslümanlar zorunlu olarak mübadeleye tabii tutulmuşlar, mübadiller değişimin öncesinde ve sonrasında büyük acılar, kayıplar yaşamışlardır. Tarihin bütün dramatik gerçeklikleri gibi mübadele de yazınsal eserlere konu olarak yansımış, mübadele esnasında yaşanan olaylar; bireysel ve toplumsal perspektiften kurgulanmıştır. Gerçek hikâyelerin yansıması sayılabilen bu eserlerde insan merkeze alınarak yaşanılanlar irdelenmiştir. Türk edebiyatı tarihinin özellikle son çeyrek yüzyılında, bir motif olmanın ötesinde, doğrudan mübadelenin işlendiği pek çok roman vardır. Bu eserlerin pek çoğu mübadil ailelerden gelen yazarların büyüklerinden işittiklerini edebiyat aracılığıyla tarihe düşürme isteklerinin sonucudur. Yılmaz Gürbüz, Ertuğrul Erol Ergir, Handan Gökçek, Saba Altunsay, Kemal Yalçın, Feride Çiçekoğlu, Ahmet Yorulmaz, Canan Tan, Yılmaz Karakoyunlu gibi yazarlar bu konu çerçevesinde romanlar kaleme almış yazarlardır. Bu makalede Ahmet Yorulmaz'ın Savaş'ın Çocukları/Girit'ten Sonra Ayvalık, Girit'ten Cunda'ya ve Kuşaklar ya da Ayvalık Yaşantısı ile Canan Tan'ın Hasret romanları mübadele bağlamında incelenmiş; eserlerde mübadelenin hangi izlekler etrafında işlendiği üzerinde durulmuştur. İnsanî temeller etrafında biçimlenen duyguların yön verdiği eserlerde mübadelenin kişiler üzerinde bıraktığı derin izlerin yanı sıra kitlelerde yarattığı boşluğun da ele alındığı görülmüş; yazarların tarihsel gerçekliğe bağlı kalarak realist bir tavırla eserlerini oluşturduğu tespit edilmiştir

Abstract

Social events have affected and supplied information to literature. Writers remained indifferent to the events or situations either they witnessed or heard from third persons. They have included this information from various aspects in their writing activities. In a lot of Turkish novels published since the birth of Turkish novel to the present time the reflections of social events have been presented to readers. At this point it is observed that there appears to be three different approaches that have been adopted. Some writers have considered the social events/ changes as historical evidences and fictionalized these events happened in a distant past; some writers presented the past events by placing these issues as a background within the events that they covered; some other writers put more emphasis on autobiographical elements and made publications by means of focusing on “I” language. Turkish-Greek population exchange is one of the events being fictionalized from reality by the authors. According to the convention signed on 30th January 1923 in Lausanne, the orthodox population lived in Turkey and the Muslims lived in Greece were exchanged compulsory between Greece and Turkey. The exchanged population suffered alot from the pains and the loses of lifes before and after the exchanges. Turkish –Greek population exchange “mübadele”, like any other dramatic events of historical realities including the events ever being experienced from personal and societal perspective has been covered in the published documents. In these publications considered as the ones covering genuine human stories the events have been covered from an anthropocentric perspective. In the last quarter of the century of the history of Turkish literature particularly far from being imagery, there have been many novels covering “mübadele”. Many of these novels published by the writers coming from “mübadil” families who wish to include the past events heard from their grandparents by means of using literature so as to include these events in history. Among these writers written novels in this context include Yılmaz Gürbüz, Ertuğrul Erol Ergir, Handan Gökçek, Saba Altunsay, Kemal Yalçın, Feride Çiçekoğlu, Ahmet Yorulmaz, Canan Tan, Yılmaz Karakoyunlu, etc. In this article the novels of Children of War/ From Create to Ayvalık, From Create to Cunda Generations or Living in Ayvalık written by Ahmet Yorulmaz and Missing by Canan Tan are evaluated on the bases of “mübadele” and its roots are determined. It is clear that in these written documents sapped by human emotions, “mübadele” left deep memories along with confusions in the populations were seen. It is determined that the writer wrote his novels by means of relying on historical realities