Dergiler / Türk Psikiyatri Dergisi / 2008 / Cilt: 19 - Sayı: 1

Obsesif kompulsif bozuklukta psikofarmakolojik tedavinin yaşam kalitesine etkisi

Psychopharmacological treatment and quality of life in obsessive compulsive disorder

Sayfa
38–45
DOI
—
🏛️Bu makalenin bibliyografik verileri ve tam metin bağlantısı DergiPark üzerinden sağlanmıştır.
DergiPark Kaydı ↗
✨

Yapay Zeka Hızlı Bakış & Çıkarımlar

AI Insight
⚡ TL;DR(1 Cümlede Hızlı Çıkarım)

Bulgular: Tedavi sonrası obsesyon, kompülsiyon ve depresif belirtilerin şiddeti tedavi öncesi değerlerden anlamlı olarak daha düşük bulundu.

📌 3 Maddede Bu Makale

🎯
Amaç & Hipotez:Amaç: Obsesif-kompülsif bozukluk (OKB) kişinin aile ile ilgili, akademik, mesleki ve sosyal işlevselliğini belirgin olarak etkileyen bir hastalıktır.
📊
Temel Bulgular & Veri:Bu çalışmada psikofarmakolojik tedavinin hastaların yaşam kalitesine olan etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.
💡
Sonuç & Katkı:Bulgular: Tedavi sonrası obsesyon, kompülsiyon ve depresif belirtilerin şiddeti tedavi öncesi değerlerden anlamlı olarak daha düşük bulundu.
🔬Tür:Araştırma Makalesi
📍Kapsam:Genişletilmiş Akademik Örneklem
⚙️Değişkenler:Tedavi sonucu · Fluvoksamin · Obsesif-kompulsif bozukluk

Özet

Amaç: Obsesif-kompülsif bozukluk (OKB) kişinin aile ile ilgili, akademik, mesleki ve sosyal işlevselliğini belirgin olarak etkileyen bir hastalıktır. Bu çalışmada psikofarmakolojik tedavinin hastaların yaşam kalitesine olan etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: DSM-IV tanı ölçütlerine göre OKB tanısı konan 53 erişkin hasta Yale-Brown Obsesyon Kompülsiyon Ölçeği (YBOKÖ), Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HDDÖ), Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu Türkçe Versiyonu (WHOQOL-BREF TR) ile değerlendirildi. Hastaların her birine geliş sırasına göre sertralin 100-200 mg/gün, fluvoksamin 200-300 mg/gün ya da paroksetin 40?80 mg/gün tedavilerinden biri 12 hafta boyunca uygulandı. Hastaların %68'i (n=36) 12 hafta sonra YBOKÖ, HDDÖ ve WHOQOL-BREF TR ile tekrar değerlendirildi. Bulgular: Tedavi sonrası obsesyon, kompülsiyon ve depresif belirtilerin şiddeti tedavi öncesi değerlerden anlamlı olarak daha düşük bulundu. Yaşam kalitesi ile ilgili analizlerde tedavi öncesi psikolojik sağlık, fiziksel sağlık, sosyal ilişkiler ve çevre alanı puanları ile tedavi sonrası puanlar arasında anlamlı fark bulunmadı. Tedavi sonrası psikolojik sağlık alan puanı tedavi öncesi depresyon şiddeti ile anlamlı derecede ilişkili bulunurken (r=-0.35, p<0.05) sosyal ilişkiler puanı ise tedavi öncesi aynı alan puanı (r=0.63, p<0.001) ve kompülsiyon şiddeti (r=-0.37, p<0.05) ile ilişkili bulundu. Çoklu regresyon analizleri ile tedavi sonrası sosyal ilişkiler puanı tedavi öncesi kompülsiyon şiddeti ile ilişkili bulunurken, diğer tedavi sonrası yaşam kalitesi alan puanları ile ilişkili tedavi öncesi bir değişken bulunmadı. Sonuç: Tedavi sonuçlarının değerlendirilmesinde klinik bakış açısı ve nesnel değerlendirmelerin esas alınması, yaşam kalitesi değerlendirmelerinden ise bu yaklaşımlara destek olarak yararlanılması gerekmektedir.

Abstract

Objective: Obsessive compulsive disorder (OCD) is an illness that considerably influences the family, academic, occupational and social functioning of patients. In this study, we aimed to investigate the impact of psychopharmacological treatment on quality of life in patients with OCD. Method: Using the Yale?Brown Obsessive?Compulsive Scale (Y-BOCS), Hamilton Depression Rating Scale (HDRS) and the World Health Organization Quality of Life Measurement Instrument Short Form, Turkish Version (WHOQOL-Bref TR) we assessed 53 patients who met the DSM-IV criteria for OCD to establish baseline values. The patients were consecutively assigned to receive either sertraline (100?200 mg/day), fluvoxamine (200?300 mg/day) or paroxetine (40?80 mg/day). We reassessed 36 (68%) of the initial group after 12 weeks. Results: The scores of obsession, compulsion and depression severity at follow-up were significantly lower than those of baseline scores. There is no significant difference between the pre and post-treatment quality of life domain scores. While psychological health scores at follow-up was significantly associated with baseline HDRS scores (r=-0.35, p<0.05), social relationship scores at follow-up was significantly associated with baseline social relationship scores (r=0.63, p<0.001) and compulsion scores (r=-0.37, p<0.05). Regression analyses revealed that social relationship scores at follow-up was associated with baseline compulsion severity whereas other follow-up quality of life domain scores were not predicted by any baseline variable. Conclusions: Clinical viewpoint and objective evaluations should be essential in the evaluation of treatment outcome, and quality of life researches may be important complement to clinical researches.

🔖

Bu Makaleye Atıf Yap

BEŞİROĞLU, L., UĞUZ, F., YILMAZ, E., AĞARGÜN, M. Y., AŞKIN, R., AYDIN, A. (2008). Obsesif kompulsif bozuklukta psikofarmakolojik tedavinin yaşam kalitesine etkisi. Türk Psikiyatri Dergisi, Cilt: 19 - Sayı: 1, 38–45. https://ajindex.com/articles/90263

📄 Tam Metin PDF Okuyucu

📄

PDF görüntüleyici hazırlanıyor...

Kaynakça (16)

  1. Akdemir A, Örsel S, Dağ İ ve ark. (1996) Hamilton depresyon derecelendirme ölçeği (HDDÖ)'nin geçerliliği, güvenilirliği ve klinikte kullanımı. 3P Dergisi, 4:251-259.
  2. Black DW, Gaffney, Schlosser S ve ark. (1998) The impact of obsessive-compulsive disorder on the family: preliminary findings. J Nerv Ment Dis, 186: 440-442.
  3. Bobes J, González MP, Bascaran MT ve ark. (2001) Quality of life and disability in patients with obsessive-compulsive disorder. Eur Psychiatry, 16:239-245.
  4. Bystritsky A. Saxena S, Maidment K ve ark. (1999) Quality of life changes among patients with obsessive-compulsive disorder in a partial hospitalization program. Psychiatr Serv, 3: 412-414.
  5. Calvocoressi L, Lewis B, Harris M ve ark. (1995) Family accommodation in obsessive-compulsive disorder. Am J Psychiatry, 152: 441-443.
  6. Cooper M (1996) Obsessive-compulsive disorder: effects on family members. Am J Orthopsychiatry, 66: 296-304.
  7. Çilli AS, Telcioğlu M, Aşkın R ve ark. (2004) 12 month prevalence of obsessive-compulsive disorder in Konya, Turkey. Compr Psychiatry, 45:367-374.
  8. Çorapçıoğlu A (1999) DSM IV Eksen I bozuklukları için yapılandırılmış klinik görüşmenin Türkçeye uyarlanması ve güvenilirlik çalışması. İlaç ve Tedavi Dergisi, 12:233-236.
  9. Doğan O, Gülmez H, Ketenoğlu C ve ark. (1995) Ruhsal bozuklukların epidemiyolojisi, 1. baskı, Sıvas. Dilek Matbaası, s. 50-52. Emmelkamp PMG, de Haan E, Hoogduin CAL (1990) Marital adjustment, and obsessive-compulsive disorder. Br J Psychiatry, 156:55-60.
  10. Erol N, Kılıç C, Ulusoy M ve ark. (1997) Türkiye Ruh Sağlığı Profili. 1. baskı. Ankara. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü. Eser SY, Fidaner H, Fidaner C ve ark. (1999a)
  11. Yaşam kalitesinin ölçülmesi, WHOQOL-100 ve WHOQOL-Bref. 3P Dergisi, 7(Ek. 2)5?13. Eser SY, Fidaner H, Fidaner C ve ark. (1999b) WHOQOL-100 ve WHOQOL-BREEF'in psikometrik özellikleri. 3P Dergisi, 7(Ek. 2)23-40.
  12. First MB, Spitzer RL, Gibbon M ve ark. (1997) Structured clinical interview for DSM-IV clinical version (SCID-I/CV). Washington American Psychiatric Press.
  13. Freund B, Steketee G (1989) Sexual history, attitudes and social functioning of obsessive-compulsive patients. J Sex Marital Ther, 1: 31-41.
  14. Gill TM, Feinstein AR (1994) A critical appraisal of the quality of life measurements. JAMA, 272: 619-626.
  15. Goodman WK, Price LH, Rasmussen SA ve ark. (1989) The Yale-Brown Obsessive Compulsive Scale, I: Development, use and reliability. Arch Gen Psychiatry, 46:1006-1011.
  16. Hamilton M (1960) A rating scale for dep