Yapay Zeka Hızlı Bakış & Çıkarımlar
AI InsightÇalışmada bu iki sorun, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları ile medeni usul ve iş hukuku doktrini ışığında değerlendirilmekte; isticvabın bu uyuşmazlıklarda mümkün olmadığı, izin belgelerinin ise "borcu söndüren belge" kategorisinden ayrı tutulması gerektiği savunulmaktadır.
📌 3 Maddede Bu Makale
Özet
Yıllık ücretli izin alacağına ilişkin uyuşmazlıklarda ispat yükü, İş Kanunu m. 56/6 hükmü ve Yargıtay uygulamasıyla açık biçimde işverene yüklenmiş olmakla birlikte, son dönem yargı uygulaması bu ispat rejimini iki bakımdan zedelemektedir. Birincisi, Yargıtay'ın "uzun süre izin kullanmama" iddialarında öngördüğü "asilin dinlenmesi" yöntemi alt derece mahkemelerince teknik bir isticvap işlemine dönüştürülmekte; bu durum Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 171'in ikrar yaptırımı aracılığıyla ispat yükünün fiilen işçiye geçmesine yol açmaktadır. İkincisi, kanunen tutulması zorunlu yıllık izin belgelerinin "borcu söndüren belge" sayılarak temyiz aşamasında dahi kabul edilmesi, teksif ilkesini ve maddi iş hukukunun emredici niteliğini zayıflatmaktadır. Çalışmada bu iki sorun, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları ile medeni usul ve iş hukuku doktrini ışığında değerlendirilmekte; isticvabın bu uyuşmazlıklarda mümkün olmadığı, izin belgelerinin ise "borcu söndüren belge" kategorisinden ayrı tutulması gerektiği savunulmaktadır.
Abstract
Although the burden of proof in disputes concerning the entitlement to annual paid leave is clearly placed on the employer under Article 56(6) of the Labour Code and the case law of the Court of Cassation, recent judicial practice has undermined this burden of proof in two respects. First, the Court of Cassation's requirement that the employee be "personally heard" in cases involving long unused leave periods is, in lower court practice, transformed into a technical interrogation (isticvap) under Articles 169-171 of the Code of Civil Procedure (CCP); through the deemed-admission sanction in CCP Article 171, the burden of proof is de facto shifted onto the employee. Second, treating statutorily mandated annual leave records as "debt-extinguishing documents" — and thus admitting them even at the cassation stage — undermines both the principle of concentration and the mandatory character of substantive labour law. The study examines both problems in light of recent Court of Cassation and Regional Court of Justice case law and procedural-labour law scholarship.