Journals / ISGUC The Journal of Industrial Relations and Human Resources / 2001 / Cilt: 3 Sayı: 1
Küreselleşme: Sorunlar ve Çözüm Önerileri
- Pages
- 1–1
- DOI
- —
Özet
Küreselleşme süreci gerek akademik gerekse siyasi çevrelerde son dönemin en çok tartışılan konusu. Rusya, Endonezya, Arjantin, Meksika ve Asya'da ortaya çıkan ve etkileri global düzeyde hissedilen krizlerin de etkisiyle küreselleşme sürecinde yaşanan sorunlara çözüm arayışları hızlanmıştır. Gelir dağılımında yaşanan eşitsizlikler, istihdamda meydana gelen dönüşümler, finansal krizler, sosyal sorunlar, az gelişmiş ülkelerin durumu küreselleşme sürecinde yaşanan önemli sorunlardan bazılarıdır. Küresel düzeyde yaşanan sorunlar karşısında bu sorunların çözümünde ulusal ve uluslar üstü kurumların önerdiği çözümlerin çok etkili olamaması yeni yapılanma ve küresel düzeyde çözüm arayışlarını gündeme getirmektedir. Bu makalede küreselleşme sürecinde yaşanan bazı temel sorunlara değinilmekte ve bu sorunların çözümünde önerilen çözüm arayışlarının uygulanabilirliği tartışılmaktadır. Küreselleşme Küreselleşme son dönemin en gözde konularından birini oluşturmakta , akademik ve siyasi çevrelerde çeşitli boyutlarıyla çok tartışılmaktadır. Kimi yazarlar küreselleşmenin çok daha önceden başlayan bir sürecin devamı olarak algılarken kimi yazarlar da geçmiştekinden farklı , özellikle son çeyrek yüzyılda özellikle enformasyon teknolojileriyle öne çıkan bir süreç olduğunu belirtmektedir. Robertson(1999,s21) küreselleşme sözcüğünün kullanımının çok yakınlarda yaygınlaştığını ifade etmektedir. Daha önceki dağınık ve sürekli olmayan kullanımına karşın, küreselleşme terimi 1980'lerin başına , hatta ortalarına kadar akademik çevreler tarafından kesinlikle önemli bir kavram olarak kabul görmedi. Küreselleşme sürecinin ortaya çıkmasında ve hızlanmasında teknolojideki gelişmeler, bilgi ekonomisinin öne çıkması, Dünyada yaşanan neo-liberal politikaların yükselişi, Çok uluslu sermayenin küresel bir pazarda yayılışı etkili olmuştur. Küreselleşme süreci kazananları ve kaybedenleri fırsatları ve dezavantajları içinde paradoksal olarak bulunduran bir süreçtir. Giddens küreselleşmeye yaklaşımları şüpheciler ve radikaller olmak üzere 2 bölüme ayırmaktadır. Şüpheciler daha çok siyasal solda özellikle eski solda toplanmaktadır. Hükümetler ekonomik yaşamı hala denetimleri altında tutabilmekte ve refah devleti varlığını sürdürmektedir. Şüphecilere göre , küreselleşme nosyonu , refah sistemlerini ortadan kaldırmak ve devlet harcamalarında kısıntı yapmak isteyen serbest piyasacıların ortaya attığı bir ideolojidir. Gördüklerimiz ise olsa olsa yüz yıl önceki dünyanın bir tekrarından ibarettir. Para ticareti dahil olmak üzere yoğun ticaretin yapıldığı, açık bir küresel ekonomi on dokuzuncu yüzyılın sonunda da vardı. (2000b,s.20-21) Giddens bu tartışmada radikallere hak vermektedir. Dünya ticaretinin bugünkü düzeyi eskisinden çok daha fazla ve çok daha kapsamlı mallarla hizmetleri içeriyor. Ancak en büyük farklılık, finans ve sermaye akışının düzeyinde görülüyor. Eski dönemlerde , elektronik paraya (yalnızca bilgisayarda bir rakam olarak mevcut para) göre ayarlanmış olan bugünkü dünya ekonomisiyle paralel sayılabilecek hiçbir örnek yok(2000b,s.21-22) . Küreselleşmeye eleştirel bir açıdan yaklaşan Hirst-Thompson küreselleşme yeni mi sorusuna " eğer küreselleşmeyi , ülkeler arasındaki büyük ve artan bir ticaret akışı ile sermaye yatırımının gerçekleştiği açık bir uluslar arası ekonomi diye yorumlarsak, bu sorunun cevabının kesinlikle olumsuz olduğunu belirtmektedir. Gerçek anlamda bütünleşmiş bir dünya ticaret sistemi on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında oluşturulduğu için , uluslar arası ekonominin karmaşık bir göreli açıklık-kapalılık hikayesi vardır. Denizaltı telgraf kabloları 1860'lardan beri kıtalararası piyasaları birbirine bağlamaktadır. Binlerce mil uzaklıktaki yerlerle günlük ticaret ve fiyat belirlemeyi olanaklı kılan bu kablolar , günümüzün elektronik ticaretinden çok daha büyük bir yenilikti"(1998,s.8) Ülkelerarası ticaret eskiden beri devam etse de küreselleşme sürecinin özellikle son çeyrek yüzyılda enformasyon teknolojilerinin ve telekomünikasyonun gelişimi ve yaygınlaşmasıyla hız kazandığı söylenebilir. Dünya ölçeğinde globalleşme bilgi ve sermayenin,hizmetlerin, sınırlar arasında mal akışının büyümesini yansıtırken ülkeler arasında ekonomik dayanışmanın büyümesine de işaret eder. Aşağıdaki trendler bu gelişmeye kanıt olarak gösterilebilir(Govindarajan-Gupta 1999,s.5-7): • 1989 ve 1996 yılları arasında sınırlar arası mal ve hizmet ticareti yıllık ortalama % 6.2 oranında büyüdü. Aynı periyod içinde dünya gayri safi milli hasılası yıllık ortalama % 3.2 oranında büyüdü. • 1980'den 1994 e , Dünya gayri safi milli hasılasında doğrudan yabancı yatırımlar % 4.8 den %9.6 'ya büyüdü. • 1970'de, Japonya, Almanya ve ABD 'arasında sınırlar arası tahvil ve öz sermaye akışının artış hızının gayri safi milli hasılaya oranı %5'in altındaydı.1996 yılında bu ülkeler için bu rakamlar %83, %197 ve % 152 oranında yükseldi. İnsani Kalkınma raporuna göre küreselleşme yeni bir olgu olmasa da şu dört alanda farklıdır(HDR,2000): • Yeni pazarlar : Yabancı para ve sermaye piyasaları küresel olarak birbirine bağlıdır ve 24 saat işlem yapılabilir. • Yeni araçlar : İnternet linkleri, mobil telefonlar, medya ağları • Yeni aktörler : Dünya Ticaret Örgütü ulusal hükümetlerin üstünde bir otoritedir. Çok uluslu şirketler bir çok ülkeden daha büyük bir ekonomik güce sahiptir, küresel gönüllü kuruluşlar (NGOs) ve ulusal sınırları aşan diğer gruplar • Yeni kurallar: ulusal hükümetlerin gücünü daraltan ve ulusal hükümetleri daha çok bağlayan ticaret , hizmet ve entelektüel mallar üzerinde çok taraflı antlaşmalar. Küreselleşme 18. ve 19. Yüzyıldan itibaren devam eden bir süreç olarak değerlendirilebilirse bile özellikle 20. Yüzyılın son çeyreğinde ekonomik, teknolojik ve ideolojik faktörlerinde etkisiyle geçmiştekinden çok farklı bir çehre ve hız kazandığı söylenebilir. . Küresel Sorunlar Küreselleşme süreci içinde paradoksal bir çatışmayı bulunduran bir süreçtir. Ülkeler arasında da ülke içinde de , sektörler arasında da sektör içinde de kaybedenler ve kaz