Journals / TÜRKAV KAMU YÖNETİMİ ENSTİTÜSÜ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ / 2021 / Cilt: 1 Sayı: 1
AVRUPA’DA YAŞAYAN TÜRKLER İÇİN TÜRKÇENİN ÖNEMİ
- Pages
- 129–140
- DOI
- —
Özet
Türkçenin geçmişi milattan önce yaklaşık 3500’lü yıllara kadar gitmektedir. Türkçeye ait tespit edilen en eski yazılı belge ise 600’lü yılların sonunda Köktürkler döneminde yazılmış olan Çoyr yazıtıdır. Türkçe Köktürklerden sonra Uygurlar ve Karahanlılar döneminde tek bir çizgide gelişmiş ve daha sonraki dönemlerde Batı Türkçesi, Doğu Türkçesi ve Kuzey Türkçesi olmak üzere çeşitlenmiştir. Batı Türkçesi, Anadolu topraklarında Anadolu Selçukluların, Beyliklerin, Osmanlıların ve Türkiye Cumhuriyetinin dili olarak konuşula gelmiştir. Batı Türkçesinin bu tarihî süreci içinde Türk kültürüne ait çok zengin birikim oluşmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa ülkelerinde iş gücü ihtiyacı meydana gelmiş, iş gücü ihtiyacını karşılamak için değişik ülkelerle anlaşmalar yapılmıştır. Anlaşma yapılan ülkelerden biri de Türkiye’dir. Yapılan anlaşmalarla Türkiye’den bu ülkelere iş gücü göçü başlamıştır. Bu göçlerle birlikte Batı Türkçesi Avrupa ülkelerinde konuşulmaya, yazılmaya ve okullarda ders olarak verilmeye başlamıştır. Günümüzde Avrupa ülkelerinde yaklaşık 7 milyon Türk yaşamaktadır. Avrupa ülkelerinde Türklerin en çok yaşadığı birkaç ülke şunlardır: Almanya’da 3 milyon - 3,5 milyon, Fransa’da 900 bin - 1 milyon, Bulgaristan’da 800 bin, İngiltere’de 500 bin, Hollanda’da 480 bin, Avusturya’da 360 bin – 500 bin, Yunanistan’da 350 bin, Belçika 220 bin. Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerin ilk zamanlar en büyük sorunları gittikleri ülkelere uyum sağlayamamalarından ve bulundukları ülkelerin dilini bilmemelerinden kaynaklı iken günümüzdeki en büyük sorunları asimilasyona uğrama ve ana dili Türkçenin yeni kuşaklar tarafından kullanımında görülen bozulmalar ve değişmelerden kaynaklı olmuştur. Avrupa’ya ilk gidenlerin çoğu gittikleri ülkelerin dillerini bilmezken günümüzde onların çocukları, torunları Türkçeyi konuşamaz duruma gelmişlerdir. Yeni yetişen kuşaklarla birlikte Türkçenin kullanımı azalmış, bulunulan ülkenin dili daha yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hatta bazıları tarafından bulundukları ülkenin dili birinci dil olarak kullanılmaya başlanmıştır. Türkçenin kullanımında görülen bu olumsuz yöndeki değişim dil yoluyla gerçekleşecek olan kültür aktarımı da olumsuz yönde etkilenmeye başlamıştır. Çünkü bir toplumun kültürü ve dili iç içedir. Bir toplumun kültüründe ne varsa o mutlaka dilinde de yaşar. Bir milleti diğer milletlerden ayıran kültürel özellikler dili de etkilemiştir. Kültür ile dil arasındaki bu önemli ilişki, dili kültürün en önemli aktarıcısı durumuna getirmiştir. Türk kültürünün en önemli göstergelerinden biri olan akrabalık adları ne Almancada ne de Fransızcada bulunmaktadır. Türkçede farklı akrabalık bağlarını gösteren “hala, teyze, yenge; amca, dayı, enişte” için Almancada “die Tante, der Onkel”, Fransızcada “tante, oncle” olmak üzere sadece iki kelime bulunmaktadır. Buna benzer dil yoluyla aktarılabilecek olan pek çok kültürel unsur yeni kuşaklara aktarılmayacaktır. Türkçenin kullanımında görülen bozulma, değişme ilerleyen yıllarda kültürde de kendini göstermeye başlayacak ve yeni kuşaklar tarafından Türkçe ile kazanılacak kültürel kodlar kaybolacaktır. Bu makalede, Batı Türkçesinin tarihî süreci, dilkültür ilişkisi, Avrupa’da yaşayan Türkler, Avrupa’da Türkçenin kullanımı ve Avrupa’da Türk kültürünün devamı için Türkçenin önemi üzerinde durulmuştur.