Journals / Turkish Studies (Elektronik) / 2015 / Cilt: 10 - Sayı: 9
OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA TÖMBEKİ KAÇAKÇILIĞI VE KAÇAK TÖMBEKİ TÜKETİMİ
- Journal
- Turkish Studies (Elektronik)
- Pages
- 303–320
- DOI
- —
Abstract
This paper tries to investigate tombeki smuggling and the consumption of smuggled tombeki within the framework of the Ottoman-Iranian tombeki trade between 1891 and 1914. It will use both qualitative and quantitative methods based on historical data in order to understand the issue of smuggling and consumption of smuggled tombeki. The Ottoman Empire gave the concession for the importation, distribution, and selling of Iranian tombeki within Ottoman borders to the Tombeki Régie. Nonetheless, the Empire and the Régie faced the problem of strong smuggling activities. This article will aim to explain how the Ottoman Empire and the Tombeki Régie perceived the problem of smuggling and which methods they adopted to struggle against it. Additionally, it will attempt to explain why Ottoman consumers used the tombeki sold by smugglers instead of the commodity imported and sold by the Tombeki Régie. Here, it will explain that the consumption of smuggled tombeki was directly related to the high prices of tombeki imported by the Régie. Ottoman consumers rationally preferred to purchase low-priced smuggled tombeki sold by smugglers. According to the Ottoman government’s standpoint, the Régie’s high price policy was the basic reason for the issue of smuggling, but the Régie advocated that the government was responsible for this issue, which originated in a lack of security. The Régie and the government started to decrease prices of tombeki to increase the demand for the legally imported commodity, but they could not compete with cheap smuggled tombeki. At the end of the day, the Régie could not afford to pay its debts and was abolished in 1914
Özet
Bu makale; 1891-18914 yılları arası Osmanlı tömbeki ticareti bağlamında, tömbeki kaçakçılığı ve kaçak tömbeki tüketimini incelemeyi amaçlamaktadır. Makale; tarihsel materyallere dayalı olarak, hem kalitatif hem de kantitatif metotları kaçakçılık ve tüketim sorunsalını anlamak amacıyla kullanacaktır. Osmanlı yönetimi İran tömbekisinin Osmanlı topraklarına ithalat edilmesi, dağıtım ve satım imtiyazını Tömbeki Rejisi olarak bilinecek olan Tömbeki Şirketine (Société du Tombac) vermiştir. Ancak; Osmanlı İmparatorluğu ve Tömbeki Rejisi büyük bir kaçakçılık problemi ile karşılaşmışlardır. Makale; Osmanlı İmparatorluğu ve Tömbeki Rejisinin kaçakçılığı nasıl algıladığı ve kaçakçılıkla mücadele için hangi metotları geliştirdiklerini ortaya koymaya çalışacaktır. Dahası; Osmanlı sınırlarının ve sahillerinin uzunluğu nazara alınarak, kaçakçıların İran'dan Osmanlı topraklarına tömbekiyi nasıl kaçırdıkları anlaşılmaya çalışılacaktır. Buradan; Osmanlıların neden Tömbeki Rejisi tarafından ithal edilen tömbekiyi değil de kaçakçıların sattığı ürünü tükettikleri açıklanacaktır. Osmanlı yönetimi ve Tömbeki Rejisi kaçakçılık sorunsalını güvenlik açısından algılamışlardır. Bu bakış açısı ile kaçakçılığın Irak, Yemen, Hicaz ve Suriye bölgelere yayıldığını açıklamışlardır. Bundan dolayı kaçakçılığı çözmek için güvenlik politikaları takip etme yoluna gitmişlerdir. Diğer taraftan; Osmanlı Devleti ve Tömbeki Rejisinin gözetimine karşı kaçakçılar, hacı ve ziyaretçilerin görünümü ile kendilerini kamufle ederek hile taktiğini kullanmışlardır. Osmanlı tüketicileri rasyonel olarak kaçakçılar tarafından pazarlanan düşük fiyatlı tömbekiyi satın almayı seçmişlerdir. Osmanlı yönetimi kaçakçılığın temel nedeni olarak Tömbeki Rejisinin yüksek fiyat politikasını görmüştür. Rejiye göre ise; güvenlik yokluğundan kaynaklanan kaçakçılıktan Osmanlı yönetimi sorumluydu. Osmanlı yönetimi ve Tömbeki Rejisi güvenlik tedbirlerinin yanında Rejinin ithal ettiği tömbekiye talebi arttırmak için fiyat indirimine gitmişlerdir. Fakat Reji ucuz kaçak tömbeki ile rekabet edemeyerek iflas ederek kredi ödemelerine mukabil Osmanlı Bankasına devredilmiştir. Banka Rejinin gelir ve giderleri arasında bir denge kurmak için sermaye artırımına gitmesine rağmen Reji borçlarını ödeyemeyerek 1914 yılında lağvedilmiştir