Journals / Cumhuriyet İlahiyat Dergisi / 2019 / Cilt: 23 - Sayı: 3

Does Religiosity Affect Subjective Well-Being? A Cross-Sectional Study on Hemodialysis (HD) Patients

Dindarlık Öznel İyi Oluşu Etkiler Mi? Hemodiyaliz (HD) Hastaları Üzerinde Kesitsel Bir Çalışma

Pages
1419–1444
DOI
—

Abstract

The aim of this study, which is a field reseach, is to determine the level of religiosity and subjective well-being (SWB) of patients with chronic renal failure who are receiving hemodialysis treatment with a descriptive approach and by using socio-psychological methods and to try to determine the relationship between their religiosity and subjective well-being. The sample of the study consists of 205 individuals who were determined by stratified random sampling method from the patients treated in Turkish Ministry of Health, Hitit University Çorum Erol Olçok Training and Research Hospital and Çorum District Dialysis Units. 54.1% (n=111) of the participants are males and 45.9% (n=94) are females. Data was collected via a “Religiosity Inventory”, developed by Kula, and “Subjective Well-Being Scale”, developed by Dost, to determine participants’ religiosity and subjective well-being as well as a personal information form to determine demographic characteristics. Statistical analysis of the data showed significant differences and relationships between demographic variables, religiosity, and subjective well-being. Moreover, a statistically significant relationship between the levels of religiousness and subjective well-being of the participants was found and that religiosity accounts for 31.9% of subjective well-being variance. The findings of the study show that the major hypotheses and sub-hypotheses have statistically been validated and that religiosity is a significant and important predictor of subjective well-being.Summary: Throughout history, existential questions and the answers sought for these questions have remained important for human beings. Human beings have always wondered about life, meaning of life, death, after death and pursued meaning systems that will satisfy this curiosity. While various thinkers and philosophers put forward opinions about the secrets of life; religion has presented the transcendent dimension to the individual as a source of meaning. Thus, the individual has found the definitive answer to many of his questions about existence in religion, and this sense of certainty has contributed positively to his psychological well-being. However, human beings may also face disasters, diseases or adversities in the natural flow of life and sometimes unexpectedly, such situations make them desperate. Desperation creates a feeling of loneliness in the person and this can trigger a sense of meaninglessness for him. The feeling of vacuum in the inner world of the individual who struggles with difficulty or the sense of meaninglessness somehow affects his subjective well-being.From this perspective the subject of the study is the effect of religiosity levels on subjective well-being of individuals who are struggling with chronic renal failure and have experienced a compelling treatment process such as hemodialysis. The aim of this study is to determine the level of religiosity and subjective well-being of these patients. The sample of the study consists of 205 individuals who were determined by stratified random sampling method from the patients treated in Turkish Ministry of Health, Hitit University Çorum Erol Olçok Training and Research Hospital and Çorum District Dialysis Units.The major hypothesis of the study is “The religiosity levels of hemodialysis patients have a significant effect on their subjective well-being.” Further sub-hypotheses are as follows: 1. Women’s religiosity is higher than men’s. 2. There is a significant relationship between the perception of subjective happiness and religiosity levels of the participants. The subjective happiness perception levels of the individuals with high religiosity scores are also high. 3. There is no significant difference between the SWB levels of the participants according to gender variable. 4. There is a significant relationship between the perception of subjective religiosity and SWB levels of participants. According to this; subjective well-being increases as the person’s self-religious perception levels increase.5. There is a significant positive relationship between the religiosity scores of the participants and SWB scores. 6. Religiosity is a significant predictor of subjective well-being. Thus; the SWB level is expected to increase as the religiosity scores increase.The data of the study was obtained by using Personal Information Form prepared by the researcher, Kula’s Religiosity Inventory and Dost’s Subjective Well-Being Scale. The study was conducted in hospitals. After getting the necessary legal permissions and consent of the patients, the patients were informed about the study and the study was conducted on a voluntary basis. The questionnaires were applied by the researcher in person through face-to-face interviews with patients in hospitals, sometimes on weekdays and sometimes on Saturdays. Together with the physician of the hemodialysis unit, district hospitals were visited to reach the target group receiving treatment in these districts.In accordance with the relational screening model, the data of the study was analyzed with SPSS 16.0 package program. The mean (x̄) and standard deviation (ss) scores of the Religiosity Inventory and Subjective Well-Being Scale were calculated according to independent variables and tables were created. The significance of the difference between the two means obtained from two independent sample groups was determined by independent samples t-test for independent samples. One-way Varayns analysis (ANOVA) was used to test hypotheses about whether there was a difference between the means of more than two sample groups. In case of significant differences between means, LSD test and Tamhane’s T2 test from post-hoc multiple comparison tests were usedand the direction of the differences were determined as such. To determine the relationship between two continuous variables, religiosity and subjective well-being, Pearson Moments Correlation Analysis technique was used, and Simpl

Özet

Bir alan araştırması olan bu çalışmanın amacı betimsel bir yaklaşımla sosyo-psikolojik metotlardan faydalanarak, hemodiyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezlikli hastaların dindarlık ve öznel iyi oluş (ÖİO) düzeylerini belirlemek ve dindarlık düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi tespit etmeye çalışmaktır. Araştırmanın örneklemi T.C. Sağlık Bakanlığı, Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çorum İlçe Diyaliz Ünitelerinde tedavi gören hastalardan tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 205 kişiden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan hastaların % 54,1’i (111 kişi) erkek, % 45,9’u (94 kişi) da kadındır. Veriler demografik özellikleri belirlemek için hazırlanan kişisel bilgi formunun yanı sıra katılımcıların dindarlıklarını ve öznel iyi oluşlarını tespit etmek için Kula tarafından geliştirilen "Dindarlık Envanteri" ve Dost tarafından geliştirilen “Öznel İyi Oluş Ölçeği” aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi demografik değişkenler, dindarlık ve öznel iyi oluş arasında anlamlı farklılıklar ve ilişkiler göstermiştir. Ayrıca, katılımcıların dindarlık düzeyi ile öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ve dindarlığın öznel iyi oluştaki varyansın % 31,9’unu açıkladığı saptanmıştır. Araştırma bulguları temel hipotez ve alt hipotezlerin istatistiksel olarak doğrulandığını ve dindarlığın öznel iyi oluşun anlamlı ve önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir.Özet: Tarih boyunca varoluşsal sorular ve bu sorulara aranan cevaplar insan için önemini korumuştur. İnsanoğlu hayatı, hayatın anlamını, ölümü, ölüm sonrasını hep merak etmiş ve bu merakını giderecek anlam sistemlerinin peşine düşmüştür. Çeşitli düşünürler, filozoflar hayatın sırlarına ilişkin görüşler ortaya koyarken; din, aşkın boyutu bir anlam kaynağı olarak bireye sunmuştur. Böylece birey, varoluşla ilgili pek çok sorusunun kesin cevabını dinde bulmuş ve bu kesinlik duygusu onun psikolojik iyi oluşuna olumlu katkı sağlamıştır. Ancak insan, yaşamın doğal akışı içerisinde ve bazen beklenmedik bir anda bir takım felaketler, hastalıklar ya da olumsuzluklarla da karşı karşıya kalabilmekte ve bu tür durumlar onu çaresiz bırakmaktadır. Çaresizlik, kişide yalnızlık hissi oluşturmakta ve bu da onun için anlamsızlık duygusunu tetikleyebilmektedir. Böylesi durumlarda birey, zaman zaman varoluşu sorgulayabilmektedir. Zorlukla mücadele eden bireyin iç dünyasında oluşan boşluk hissi ya da anlamsızlık duygusu onun öznel iyi oluşuna bir biçimde etki etmektedir. Bu pespektiften araştırmanın konusu, kronik böbrek yetmezliği gibi ciddi bir hastalıkla mücadele eden ve hemodiyaliz gibi zorlayıcı bir tedavi süreci yaşayan kişilerin dindarlık düzeylerinin öznel iyi oluşları üzerindeki etkisi olarak belirlenmiştir. Çalışmanın amacı bu hastaların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemi T.C. Sağlık Bakanlığı, Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çorum İlçe Diyaliz Ünitelerinde tedavi gören hastalardan tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 205 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın temel hipotezi “Hemodiyaliz hastalarının dindarlık düzeyleri hastaların öznel iyi oluşları üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir.” şeklinde kurulmuştur. Diğer alt hipotezler aşağıdaki gibidir:1. Kadınların dindarlığı erkeklere kıyasla daha yüksek düzeydedir.2. Öznel mutluluk algısı ile katılımcıların dindarlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki vardır. Dindarlık puanı yüksek olan kişilerin öznel mutluluk algı düzeyleri de yüksektir.3. Cinsiyet değişkenine göre; katılımcıların ÖİO düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır.4. Öznel dindarlık algısı ile katılımcıların ÖİO düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki vardır. Buna göre; kişinin kendisini dindar görme düzeyleri arttıkça, ÖİO düzeyi de artmaktadır.5. Katılımcıların dindarlık puanları ile ÖİO puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. 6. Dindarlık öznel iyi oluşun anlamlı bir yordayıcısıdır. Buna göre; dindarlık puanları arttıkça, ÖİO düzeyinin de artacağı öngörülmektedir. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Kula’nın Dindarlık Envanteri ve Dost’un Öznel İyi Oluş Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma hastanelerde yapılmıştır. Gerekli yasal izinler ve hastaların onamları alındıktan sonra hastalar çalışma hakkında bilgilendirilmiş ve çalışma tamamen gönüllülük esasına göre yürütülmüştür. Anketler hastanelerde bazen hafta içinde bazen de cumartesi günlerinde hastalarla yüz yüze görüşmeler yoluyla bizzat araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Hemodiyaliz ünitesi doktoru ile birlikte tedavisini ilçelerde alan hedef kitleye ulaşmak için ilçe hastaneleri ziyaret edilmiştir. İlişkisel tarama modeline uygun olan çalışmanın verileri SPSS 16.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Dindarlık Envanteri ve Öznel İyi Oluş Ölçeğinden alınan puanların ortalaması (x̄) ve standart sapma değerleri (ss) bağımsız değişkenlere göre hesaplanarak tablolar oluşturulmuştur. İki bağımsız örneklem grubundan elde edilen iki ortalama arasındaki farkın anlamlılığı bağımsız örneklem için t-testi (independent samples t-test) ile belirlenmiştir. İkiden fazla örneklem grubunun ortalamaları arasında fark olup olmadığı ile ilgili hipotezleri test etmek için de tek yönlü Varayns analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ortalamalar arası anlamlı farklılıkların oluştuğu durumlarda ise “post-hoc” çoklu karşılaştırma testlerinden LSD testi ve Tamhane’s T2 testi kullanılmış ve bu şekilde farklılıkların yönü tespit edilmiştir. İki sürekli değişken olan dindarlık ve öznel iyi oluş arasındaki ilişkiyi tespit etmek için Pearson Momentler Çarpımı Korelâsyon Analizi tekniği kullanılmış, dindarlığın bağımlı değişken olan ÖİO üzerinde gözlenen değişimlerin ne kadarını açıkladığını belirlemek için de Basit Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen istatistiklerin anlamlılığı 0.05 düzeyinde ve çift yönlü olarak sın