Dergiler / 21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum / 2017 / Cilt: 6 Sayı: 16
Ermeni Mezalimini Konu Alan Çukurova Ağıtları Üzerine Bir Değerlendirme
- Sayfa
- 19–40
- DOI
- —
Özet
İlk örneğine M.Ö. ikinci asırda Hunlar arasında rastlanan, İslâmiyet’ten öncekidönemlerde “yuğ” merasimine bağlı olarak terennüm edilen ve Orhun Yazıtlarında “sıgıt” teriminin karşılığı olan ağıt yakma geleneği, günümüzde de canlı birşekilde yaşatılmaktadır. Anadolu sahasında; bayatı, deme, deşet, deyiş, deyişet, dil,las, lavik, ölgülü, sabu, sızılama, şin, şivan, yakım, yas vb. kelimelerle de bilinenağıtların en çok söylendiği yerlerden biri Çukurova bölgesidir.Tamamen yaşanılan olaylarla ilgili olan ve yüreğin derinliğinde hissedilen acı-ların şiirleşmesiyle ortaya çıkan ağıtlar, daha çok hanımlar (anne, eş, nine, gelin,nişanlı, abla vs.) tarafından söylenir. Ağıtlarda başta ölüm olmak üzere insanoğlunun canını yakan, yüreğini sızlatan her türlü olaya yer verilir. Çukurova yöresindetespit edilen ağıtlardan bazıları; gurbet, ayrılık, sevda, hastalık, ölüm ve kaybedileneşyalar gibi konular üzerine yakılırken, bir kısmı da Ermenilerin Türklere karşıuyguladıkları insanlık dışı zulmü ve insafsızca yapılan katliamları konu almaktadır. Bu gün çeşitli sanatçılar tarafından seslendirilen “Haçin Ağıtı” başta olmaküzere konuyla ilgili birçok ağıt örneğinde; masum insanların diri diri fırınlaradoldurulup yakılması, derilerinin yüzülmesi, kazanlarda kaynatılması, süngülerleparçalanması, kazıklara oturtulması, çocukların yetim, hanımların dul bırakılması ve kadınlara/kızlara tecavüz edilmesi gibi konular yakılan ağıtlarla ebedîleştirilmiştir. Bu ağıtlar, Birinci Dünya Savaşından sonra Çukurova bölgesine gelen Ermenilerin Fransızların da kışkırtmasıyla Türkler üzerinde nasıl bir soykırım uyguladı-ğının somut delilidir. Bildiride, konuyla ilgili olarak yakılan ağıtlar tespit edilerek,çeşitli yönleriyle (psiko-sosyolojik açıdan) değerlendirilecektir.