Journals / Turkish Journal of Public Health / 2019 / Cilt: 17 Sayı: 3
The prevalence of dental care in primary school students and the affecting factors
- Pages
- 228–237
- DOI
- —
Abstract
Objective: The aim of this study was to investigate the incidence of dental caries and related factors in first year primary school students. Methods: The data of the study was taken from the “Strong Teeth” project conducted in 2008-2012 in Mersin, Toroslar district. The data of 4010 out of 4323 students in the first year of 41 primary schools were included in the study. Chi-square, t-test, linear by linear association and logistic regression tests were used to investigate the variables related to dental caries. Statistical significance level was accepted as α ≤0.05. Results: Of the 4010 primary school students included in the study, 79.5% were seven years old and 51.9% were male. 48.4% of the students had never been to a dentist before. The mean number of decayed teeth was 4.4±3.6 (DMF=4.49±3.6) in primary teeth, 0.4±0.9 (DMF=0.42±1.0) in permanent teeth, and the total number of caries was 4.9 (±3.5). The prevalence of milk tooth decay was higher in boys (85.8%) than girls (82.8%), while the prevalence of permanent tooth decay was higher in girls (20.6%) than boys (17.6%) (p <0.05). 25.6% of the students had at least one loss of milk teeth and 1% had at least one permanent tooth loss. Binary logistic regression analysis showed that inadequate maternal education increased the likelihood of children presenting with caries 1.84 (CI 1.27-2.67) times, while inadequate father education increased the same likelihood by 1.47 (CI 1.13-1.92) times and eating sugar every day by 1.58 (CI 1.18-2.12) times.Conclusion: It should be accepted as a national policy that the tooth brushing habit should be gained in the preschool period. In schools, it is recommended that parents should be included in oral dental health protection programs and that sugary foods and drinks in the school canteen should be controlled
Özet
Amaç: İlköğretim birinci sınıf öğrencilerinde, diş çürükleri ve diş çürüğü ile ilişkili bazı etmenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın verileri Mersin’in Toroslar ilçesinde 2008-2012 yılında yürütülen “Güçlü Dişler” projesinden alındı. Çalışmaya 41 ilkokulun birinci sınıfında okuyan 4323 öğrencinin 4010’unun verileri dâhil edildi. Öğrenciye ait sosyodemografik özellikler tanımlayıcı istatistiklerle özetlendi. Diş çürüğü ile ilişkili olabilecek değişkenlerin araştırılmasında ki-kare, t-test, Linear by linear association ve lojistik regresyon testleri kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi α≤0.05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya alınan 4010 ilköğretim 1.sınıf öğrencisinin %79.5’i yedi yaşında ve %51.9’u erkekti. Öğrencilerden %48.4’ü daha önce hiç diş hekimine gitmemişti. Öğrencilerde; ortalama çürük diş sayısı süt dişlerinde 4.4±3.6 (dmf=4.49±3.6), kalıcı dişlerde 0.4±0.9 (DMF=0.42±1.0), toplam çürük sayısı ise ortalama 4.9 (±3.5)’ti. Süt dişi çürüğü prevalansı erkeklerde (%85.8) kızlara (%82.8) göre daha fazla (p<0.05), kalıcı diş çürüğü prevalansı ise kızlarda (%20.6) erkeklere (%17.6) göre daha fazlaydı (p<0.05). Öğrencilerin %25.6’sında en az bir süt dişi kaybı, %1’inde en az bir kalıcı diş kaybı bulunmaktaydı. Binary logistik regresyon analizi ile anne eğitiminin yetersiz olmasının 1.84 (CI 1.27-2.67) kat, baba eğitiminin yetersiz olmasının 1.47 (CI 1.13-1.92) kat, çocuğun her gün şeker yemesinin 1.58 (CI 1.18-2.12) kat diş çürüğü olma olasılığını artırdığı saptanmıştır. Sonuç: Diş fırçalama alışkanlığının, okul öncesi dönemde kazandırılması gerektiği, ulusal bir politika olarak kabul edilmelidir. Okullarda velilerin, yapılacak ağız diş sağlığı koruma programlarına dâhil edilmesi, okul kantinindeki şekerli yiyeceklerin ve içeceklerin de kontrol altına alınması önerilir.