Journals / Turkish Studies - Economics, Finance, Politics / 2019 / Cilt: 14 - Sayı: 1
THE HISTORICAL CHARACTER OF THE BALANCE OF POWER AND ITS IMPLEMENTATION IN THE CRIMEAN WAR OF 1853- 56
- Pages
- 1–30
- DOI
- —
Abstract
Balance of power as a structure of an international system dominated thinking about interstate politics for several centuries. The main objective of this article is not to discuss different interpretations of the balance of power, but to get geographical, sociological and historical clear limits, within which the balance of power operated. Since XVII. century onwards, the balance of power has been central to debates over the order in which the states would be cooporating with and conflicting against each other, and had become a commonplace reference for the contemplation of their future strategies. The relationship between the balance of power concept and its action depended rather on concrete sequences of historical action than on logical links between ideas and practice. Although XVII century is appreciated, the most important political events of two different centuries, namely XVIII and XIX centuries are addressed in this article for actualizing the essential principle necessary for the tradition of the balance of power at work. Thus the protagonists of the argument are the then states including the Ottoman, Britain, France, Austria, Prussia, and Russia. In XVII. century, at the outset of harnesing the balance of power by major powers, a mechanistic calculus in regards to the behaviour of rival powers would potentially be politically misleading the states concerned. It was being understood that the situation was rather more complex; it was felt by prominent powers that the balance of power must have been chosen in full consciousness of its tactical and ethical dimensions. The naked power relations based on mere calculations of military capacity were treated as something that would help impoverish the long-term strategies. Following the dissolution of a long historical tenet for any empire with an intention of asserting a universal monarchy while considering engulfing her rivals compeletely up to the XVII century, the development and evolution of the balance of power would go through different periods of historical experience since the Utrecht Treaty of 1713 that paved the path towards a balance of power system. The hegemonic tendency of any major power over the rest in the state system had been curtailed to some great extend, enabling small scale of states to maintain their autonomy. Then an interest based foreign policy was not as deeply involved in managing the affairs of other states. When placing the focus on mere interests, any major power had not assumed the role of global hegemon. Interest based foreign policy did not necesseraly call for powers to cut off from the rest of the world, but rather that the best method of preserving national security against other states in the balance of power was to mostly focus on its own national interests. XVIII. Century may have necessiated a more passive role to achieve their own national securities as their continued economic prosperity in their overseas col
Özet
Bu yazının amacı güç dengesiyle ilgili birbirinden farklı yorumları tartışmak değildir; amaç, güç denge sisteminin jeopolitik, sosyolojik ve tarihsel sınırlarını açık şekilde ortaya koymaya çalışmaktır. Uluslararası bir sistem olarak güç dengesi, yüzyıllar boyunca devletler arasında geçerli düşünceler üzerinde hakimiyet sağlamıştı. XVII. yüzyıldan beri güç dengesi üzerine yapılan tartışmalarda, devletlerin karşılıklı iş birliği içinde oldukları ya da birbirleriyle savaştıkları düzene odaklanmak merkezi bir rol oynamıştı. Güç dengesi kavramıyla ona özgü faaliyetler arasındaki ilişkiler, düşünceyle pratik arasında sürüp giden bir tartışmadan ziyade, tarihsel eylemlerin zamansal farklılıklarına bağlıydı. Her ne kadar XVII. yüzyıl önemli bulunsa da, bu makalede XVIII. ve XIX. yüzyıl boyunca faaliyet halindeki güç dengesi geleneğinde ihtiyaç duyulan ilkelerin gelişmesi ve uygulanması ele alınmıştır. Tartışmanın özneleri Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa, Avusturya, Prusya ve Rusya’dır. XVII. yüzyıla kadar süren uluslararası geleneklerde büyük güçlerin tek başına rakiplerini yutarak tek bir evrensel güç haline gelme mücadelesi vardı; fakat 1713 Utrecht Sözleşmesi’yle birlikte birden fazla devletin uluslararası sisteme hakimiyet sağlama stratejisi kabul edilmiş ve küçük devletlerin yaşama güvenceleri güç denge sistemi üzerinden sağlanmaya başlanmıştı. Büyük bir gücün tek başına uluslararası sisteme tek başına engel olma eğilimlerini dizginleyecek yeni bir devletler sistemi ortaya çıkmıştı. XVII. yüzyıl başında büyük güçlerin güç dengesinden yararlanma davranışları çoğunlukla mekanik bir hesaplamaya dayandığı için, yanlış siyasi sonuçlara ve eylemlere ulaşılabiliyordu. Sorunun çok daha karmaşık olduğu anlaşılmıştı. Güç dengesinde taktiksel ve ahlaksal boyutların ne kadar önemli olduğu keşfediliyordu. Sadece askeri hesaplamalar üzerinden yürütülen stratejilerin büyük güçler arasındaki ilişkileri kısa sürede yıprattığı ve fakirleştirdiği görülmüştü. Bunun üzerine devletlerin kendi özel menfaatlerine öncelik vermeleri ve bu menfaatler üzerinden diğer güçlerle ilişkilerini yeniden düzenleyebilecek kuralların oluşma dönemine girilmişti. XVII. Yüzyılın ortalarından itibaren gelişen bu süreç büyük güçlere daha çok pasif bir rol biçiyordu; genel menfaatler sahasında yeterince gelişmiş bir iş birliği sahası oluşturulamıyordu. Bu dönem büyük güçlerin sömürgelerindeki faaliyetlerine odaklandığı, uluslararası bir sorumluluk almaya yanaşmadıkları bir yüzyıldı. Fakat Fransa’nın XIX yüzyıl başında uluslararası sisteme tek başına hâkim olma faaliyetleri büyük bir yenilgiyle sonuçlanınca, rekabetçi büyük güçlerin uluslararası sistemle ilgili sorumluluklarını almaya başlamışlardı. Bu durumun ürünü olarak, 1815 Viyana Kongresi’yle birlikte devletlerin bağımsızlıkların korunacağı ve büyük güçler arasında güç dengesinden ziyade, ulaşılmış denge halinin geçerli olacağı ilan edilmişti. Fakat güç denge sistemine kısa sürede tekrar geri