Journals / NOSYON: Uluslararası Toplum ve Kültür Çalışmaları Dergisi / 2022 / Sayı: 10

The relationality of individual and cultural trauma history

Bireysel ve kültürel travma tarihinin ilişkiselliği

Pages
95–106
DOI
—

Abstract

In everyday use, trauma used as medical or psychological. It is possible to trace the historical trace of this usage back to the nineteenth century. Railway accidents emerged and had catastrophic results that were not seen in previous periods with the acceleration of industrial development in the nineteenth century. When the outbreak of these accidents, the concept of trauma began to be discussed together with hysteria, one of the leading diseases of the nineteenth century. The symptoms peresented by the railway survivors brought along various discussions. These symptoms, which developed independently of the physical effect of the accident, have opened up discussion of the possibility of these effects being psychological. The lawsuits filed by the survivors and the inconclusive results of these lawsuits caused the trauma discussions to disappear until the First World War. The trauma discussions reopened again and bullet shock, a more specific form of war neurosis, came to the fore with the war neurosis observed in the soldiers in the First World War. The bullet shock, which affected millions of soldiers, caused trauma to no longer be the subject of only individual psychology and to evolve into a cultural dimension as a form of collective trauma that affects the masses. The war experiences of the twentieth century have led to a new field of research called cultural trauma. In this study, it has been tried to understand the common principles between the cultural trauma theory, which claims that trauma is not a direct result of the event, but a phenomenon constructed by discourse and narrative developed after experience, and the psychological trauma understanding that center on trauma to the psyche. Within this framework indications that trauma can be read in a sociocultural context are presented.

Özet

Gündelik kullanımda travma, tıbbi ya da psikolojik olana gönderme yapmaktadır. Bu kullanımın tarihsel izini on dokuzuncu yüzyıla kadar sürmek mümkündür. On dokuzuncu yüzyılda endüstriyel gelişimin ivme kazanmasıyla demiryolu kazaları patlak vermiş ve daha önceki dönemlerde rastlanmayan trajik sonuçlar doğurmuştur. Bu kazaların patlak verişiyle travma kavramı, on dokuzuncu yüzyılın önde gelen hastalıklarından olan histeri ile birarada tartışılmaya başlanmıştır. Demiryolu kazazedelerin gelişen semptomlar çeşitli tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Kazanın fiziksel etkisinden bağımsız gelişen bu semptomlar, bu etkilerin psikolojik olma ihtimalini tartışmaya açmıştır. Kazazedelerin açtıkları tazminat davaları ve bu davaların sonuçsuz kalması, travma tartışmalarının Birinci Dünya Savaşı’na kadar sönümlenmesine yol açmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nda askerlerde gözlenen savaş nevrozlarıyla, travma tartışmaları yeniden alevlenmiş ve savaş nevrozunun daha spesifik bir formu olan mermi şoku ön plana çıkmıştır. Milyonlarca askeri etkileyen mermi şoku, travmanın artık salt bireysel psikolojinin konusu olmaktan çıkmasına ve kitleleri etkileyen kolektif travma biçimi olarak kültürel boyuta evrilmesine neden olmuştur. Yirminci yüzyılın savaş deneyimleri kültürel travma olarak adlandırılan yeni bir araştırma alanını doğurmuştur. Bu çalışmada travmanın, meydana gelen olayın doğrudan sonucu olmadığını, deneyim sonrası geliştirilen söylem ve anlatıyla inşa edilen bir olgu olduğunu iddia eden kültürel travma teorisi ile travmayı psişeye yerleştiren psikolojik travma anlayışı arasında arasında ortak ilkeler anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, travmanın sosyokültürel bağlamda okunabileceğinin emareleri sunulmaktadır.

Keywords: travma tarihi, histeri, demiryolu kazaları, mermi şoku, psikolojik travma, kolektif travma