Journals / Sanat ve Tasarım Dergisi / 2022 / Cilt: 12 - Sayı: 2
UGLINESS AND ITS MANIFESTATIONS IN CONTEMPORARY ART ON THE GROUND OF KLEINIAN PSYCHOANALYSIS
- Journal
- Sanat ve Tasarım Dergisi
- Pages
- 347–364
- DOI
- —
Abstract
Melanie Klein and her psychoanalytic theory are the main areas guiding this research to uncover the unconscious roots of the growing ugliness information in contemporary art. It can be thought that this is due to the unconscious phantasy and symbolization studies of Klein’s psychoanalytic theory, emphasis on death instincts and the concepts of paranoid-schizoid and depressive position, which are the basic discourses of her theory. The relationship between ugliness and death instincts in art first emerges by examining the connection between phantasy and symbolization, which is the most important step of creativity, and death instincts. For this reason, the research primarily includes Klein’s views on phantasy then, as a counter-aesthetic, she explains the ugliness, death drives and the sadism-masochism dualism in which these impulses manifest themselves and reveals the ways of showing themselves in works of art by examining them. In addition, the concepts of uncanny and abject also took place in the research as a manifestation of ugliness, in terms of both its ties with ugliness and its relations with the death instincts. This research has attempted to explain the relations of all the above-mentioned contents with each other on the basis of Klein psychoanalysis. In this context, the ideas of Freud, Hanna Segal and Julia Kristeva, who have an important place in the literature, are thought to contribute to the deepening of the subject.
Özet
Çağdaş sanatta giderek artan çirkinlik enformasyonunun bilinç dışı köklerini açığa çıkarmak için Melanie Klein ve onun psikanalitik teorisi, bu araştırmaya rehberlik eden başlıca alandır. Bunun sebebi, Klein’in psikanalitik teorisinin bilinç dışı düşlem ve sembolleştirme çalışmalarına, ölüm dürtülerine verdiği önem ve kuramının temel söylemlerinden olan paranoid-şizoid ve depresif konum kavramları olarak düşünülebilir. Sanatta çirkinlik ve ölüm dürtüleri arasındaki ilişki ilk olarak yaratıcılığın en önemli basamağı olan düşlem ve simgeleştirme ile ölüm dürtüleri arasındaki bağın incelenmesiyle ortaya çıkar. Bu nedenle araştırma, öncelikle Klein’in düşlem ile ilgili görüşlerine yer verir. Daha sonra ise bir karşı estetik olarak çirkinliğin, ölüm dürtüleri ve bu dürtülerin kendini gösterdiği sadizm-mazoşizm ikilisini açıklayarak ve sanat yapıtlarında kendilerini gösterme biçimlerini irdeleyerek ortaya çıkarır. Bunun yanı sıra, hem çirkinlikle olan bağları hem de ölüm dürtüleri ile olan ilişkileri bakımından tekinsizlik ve abject kavramları da çirkinliğin bir tezahürü olarak araştırmada yer bulmuştur. Bu araştırma, yukarıda sözü edilen tüm içeriklerin birbirleri ile olan ilişkilerini Klein psikanalizi zemininde açıklamaya girişirken bu kavramlar ile ilgili ve konunun derinleşmesine katkı sağlayacağı düşünülen, literatürde önemli yeri olan Freud, Hanna Segal ve Julia Kristeva gibi isimlerin fikirleri de konunun derinleştirilmesi için önemlidir.