Dergiler / Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi / 2022 / Sayı: 22

Osmanlı Devleti’nin İlk Şeyhülislâmı Molla Fenârî ve Fusûlü’l-Bedâyiʿ fî Usûli’ş-Şerâyiʿ Adlı Eseri Üzerine Metodolojik Bir İnceleme

A Methodological Research on Molla Fanârî’s Work Named Fusûl al-badâyiʿ fî usûl al-sharâyiʿ

Sayfa
188–214
DOI
—

Özet

Osmanlı Devleti’ni oluşturan dinî, ahlakî, sosyal ve kültürel değerler önemli ölçüde Sünnî itikad, Hanefî fıkhına ve tasavvufî ahlaka dayanır. Osmanlı sultanlarının da desteklediği bu düşünceyi temsil eden ulemâ, devletin kuruluşundan itibaren Sünnî, Hanefî, tasavvufî geleneği geliştirmek ve yaymak için faaliyette bulunmuş ve kitaplar yazmışlardır. Orhan Gazi’nin kurduğu İznik Medresesi ve bu medreseye tayin edilen başta Dâvûd-i Kayserî olmak üzere Alâeddîn Esved, Kutbüddîn-i İznikî, Molla Hüsrev, Zenbilli Ali Cemâlî ve bu medresede tahsil görmüş Kara Hoca’nın (Alâeddîn Esved) öğrencisi Molla Fenârî bu düşünceyi yerleştirmede önemli rol oynamışlardır. Molla Fenârî Osmanlı Devleti’nde müderrislik, kadılık ve şeyhülislâmlık gibi önemli görevleri îfâ etmenin yanında aklî ve naklî ilimlerde zirve bir şahsiyet olması sebebiyle hemen her ilim dalında eserler vermiştir. O, beyânî, burhânî ve irfanî bilgiyi sentezleyerek meşru bir zeminde buluşturan bir ilim adamıdır. Bu makalede Molla Fenârî ve onun Fusûlü’l-Bedâyiʿ fî Usûli’ş-Şerâyiʿ adlı Hanefî fıkıh usulü eseri metodolojik açıdan ele alınacaktır. Böylece Osmanlı’nın ilk dönem fıkıh usulü düşüncesinin tarihî seyrini gözlemleme imkânı doğacaktır.

Abstract

The religious, moral, social and cultural values of the Ottoman Empire are based on Sunni belief, Hanafi fiqh, and the morality of Sufi. Since the establishment of the empire, the scholars of the Ottoman have also been engaged in developing and spreading this tradition and writing books. The Iznik Madrasa established by Orhan Gazi, and in particular, Dâvûd-i Kayserî, Alâeddin Esved, Kutbüddîn-i İznikî, Molla Hüsrev, who was designated for this madrasa, and Molla Fanârî, the student of Kara Hoca (Alâeddîn Esved), who was educated in this madrasa, played a significant role in establishing this idea. Molla Fanari produced works in almost every branch of science due to his important duties such as professorship (mudarris), qadi and sheikh al-Islam in the Ottoman Empire, as well as being a top name in the sciences of rational (aqlî) and revealed (naqlî). He synthesised the narrative and rational knowledge by synthesizing it on a wise level in metaphysical contemplation. In this article, Molla Fanarî and his study Fusûl al-badâyiʿ fî usûl al-sharâyiʿ will be analysed methodologically. Consequently, it will be possible to observe the historical progress of the first-period Ottoman fiqh method thought.

Anahtar kelimeler: Hanefî fıkıh usulü, Molla Fenârî, Fusûlü’l-Bedâyiʿ fî Usûli’ş-Şerâyiʿ, Sünnî, Hanefî, Şeyhülislâm