Journals / Turkish Studies (Elektronik) / 2018 / Cilt: 13 - Sayı: 30

ALTERNATIVE FINANCING SOURCES FOR PROVINCIAL SPECIAL ADMINISTRATIONS: CARBON CERTIFICATES

İL ÖZEL İDARELERİNDE ALTERNATİF FİNANSMAN KAYNAKLARI: KARBON SERTİFİKALARI VE KULLANIMI

Pages
477–494
DOI
—

Abstract

Climate change is one of the most important threats to our world and our country today. In order to reduce greenhouse gas emissions caused by climate change, flexibility mechanisms have been established in the Kyoto Protocol with mitigation obligations. These are clean development mechanism, common execution mechanism and emission trading. In 1992, the United Nations Conference on Environment and Development discussed climate change. Scientists have proven that the world is warming up the way it has never been before, showing the main reason for this as greenhouse gases emissions caused by human activity. In this context, the United Nations Framework Convention on Climate Change (UNFCCC) was adopted and opened for signature and entered into force in 1994. In addition to the natural climate changes observed in comparable time periods, climate change is defined as a change in climate as a result of human activities directly or indirectly disrupting the composition of the global atmosphere. It is possible for countries to turn to emission-reducing measures by trading emissions. Emissions trading is carried out in two platforms as mandatory markets and voluntary markets. Turkey; due to its location, it can only benefit from voluntary markets. It offers opportunities for businesses, institutions and organizations that carry out emission-reducing activities such as emissions trading, renewable energy and forestry, based on the basis of ensuring the balance between low emission producers and multi- emission producers, closing the gap between emission production and reduction and promoting reduction. Considering the legal privileges and powers, it is considered that the special provincial administrations will be able to provide additional financial resources for their services and investments while contributing to the improvement of the environment, which is one of the areas of legal liability, on the one hand. Furthermore, with the approval of the Paris Climate Agreement, which came into force in 2016, Turkey will benefit from all mechanisms and Turkey will grow the carbon emission market and bring new opportunities to both the public and the private sector.

Özet

İklim değişikliği, günümüzde dünyamızı ve ülkemizi tehdit eden en önemli olaylardan biridir. İklim değişikliğine sebep olan sera gazları emisyonlarının azaltılması için Kyoto Protokolü’nde azaltım yükümlülükleri ile birlikte esneklik mekanizmaları da oluşturulmuştur. Bunlar; temiz kalkınma mekanizması, ortak yürütme mekanizması ve emisyon ticaretidir. 1992 yılında toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda iklim değişikliği tartışılmıştır. Bilim adamları dünyanın daha önce olmadığı şekilde ısınmaya başladığını kanıtlamış, bunun temel nedenini de insan faaliyetlerinin neden olduğu sera gazları emisyonları olarak göstermişlerdir. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kabul edilerek imzaya açılmış ve 1994 yılında yürürlüğe girmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığında bulunan sözleşme çevirisinde yapılan tanıma göre iklim değişikliği “karşılaştırılabilir zaman dilimlerinde gözlenen doğal hava olaylarına ek olarak, doğrudan veya dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan faaliyetleri sonucunda iklimde oluşan bir değişiklik” olarak tanımlanmıştır. Ülkelerin emisyon ticareti yaparak emisyonu azaltıcı tedbirlere yönelmeleri mümkündür. Emisyon ticareti; zorunlu piyasalar ve gönüllü piyasalar olarak iki platformda gerçekleştirilmektedir. Türkiye; konumu gereği yanlızca gönüllü piyasalardan yararlanabilmektedir. Temeli, az emisyon üretenler ile çok emisyon üretenler arasında dengeyi sağlamaya, emisyon üretilmesi ve azaltılması arasındaki açığı kapatmaya ve azaltımı teşvik etmeye dayanan emisyon ticareti, yenilenebilir enerji ve ormanlaşma gibi emisyon azaltıcı faaliyetleri yürüten işletmeler, kurum ve kuruluşlar için fırsatlar sunmaktadır. Kanuni imtiyazları ve yetkileri düşünüldüğünde, İl özel idarelerinin de bu kapsamda yürüteceği faaliyetlerle, bir yandan kanuni yükümlülük alanlarından biri olan çevrenin iyileştirilmesine katkı sağlarken, diğer yandan hizmetleri ve yatırımları için ek finansal kaynak elde edebileceği değerlendirilmektedir. Ayrıca, 2016’da yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşması’nın Türkiye tarafından onaylanmasıyla bütün mekanizmalardan yararlanabilecek ve Türkiye karbon emisyonu piyasası büyüyerek hem kamuya hem özel sektöre yeni fırsatlar getirecektir.