Journals / Türk Jinekolojik Onkoloji Dergisi / 2010 / Cilt: 13 - Sayı: 4

SERVİKS KANSERİ TANISI İLE RADİKAL HİSTEREKTOMİ OLAN HASTALARIN KLİNİK PARAMETRELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Pages
9–96
DOI
—

Abstract

AIM: We evaluated retrospectively the patients whom type 3 radical hysterectomy was performed because of early stage cervical cancer in our hospital gyneacologic oncology clinic. We evaluated the post-operative complications, pathologic results, and analyzed the prognostic parameters effecting the survival. Methods and Mmaterials: We retrospectively evaluated the patients with early stage cervical cancer whom pelvic and para-aortic lymph node dissection with type 3 hysterectomy were performed between the years 2004-2009. We evaluated the hospital records of 50 patients but only 34 of them had enough information about their follow-ups. Hospitalization of these 34 patients during and after operation and early complications encountered were analyzed. Patients were also analyzed for demographic data, pathologic reports, tumor size, FIGO stage, vaginal, endometrial, ovarian, parametrial, pelvic lymph nodes, paraaortic lymph node involvement, deep stromal involvement. The effects of these parameters for survival of the patients and postoperative pelvic and para-aortic lymph node involvement were analyseed. Conclusion: Although the most common complication is bladder dysfunction we did not encountered bladder dysfunction in our series. Lenfocyst formation was encountered only in one patient and treated with percutaneous drainage. Pulmonary emboli is the most common mortal complication of radical hysterectomy. We applied elastic stockings and low molecular weight heparin before the operation as a precaution and we did not determine this complication in our series. The mean hospitalisation period was 13.08 ± 5.08 (4-30) days. Wound infection and wound dehiscence was the cause of long hospital stay. Conclusion: We analyzed that as the disease stage increased survival decreased.The survival decreased and mortality increased significantly in patients with positive pelvic lymph nodes.

Özet

Amaç: Bu çalışmada erken evre serviks kanseri tanısı alan ve Hastanemiz Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde tip 3 radikal histerektomi yapılan hastalarda operasyon sonrası oluşan komplikasyonları; patolojik sonuçlarını; prognozu etkileyen parametreleri ve sağkalımları incelemeyi amaçladık. Matryal ve Metod: 2004-2009 yılları arasında erken evre serviks kanseri nedeni ile radikal histerektomi ve pelvik paraaortik lenf nodu diseksiyonu yapılan serviks kanserli 50 hastanın retrospektif olarak dosyaları tarandı. 34 hastaya ulaşılarak sağkalımları ve onkoloji takipleri hakkında bilgi toplandı. Hastaların yatış dosyaları incelenerek operasyon sırası ve sonrasında oluşan erken dönem komplikasyonlar hakkında bilgi toplandı. Hastalarda yas; gravida; parite; düşük; kürtaj sayıları ve patoloji raporları çıkartılarak tümörün boyutu; FIGO evre; vagina; endometrium; over; parametrium; pelvik lenf nodu; paraaortik lenf nodu tutulumu olup olmadığı; derin stromal tutulum olup olmadığı incelendi. Daha sonra bu parametrelerin pelvik ve paraaortik lenf nodu tutulumu ve hastaların postoperatif dönem prognoz; yaşam sürelerine olan etkileri ortaya koyulmaya çalışıldı. Bulgular: Mesane disfonksiyonu en sık görülen komplikasyon olmasına rağmen bizim serimizde mesane disfonksiyonuna rastlanılmadı. Lenfokist oluşumuna bir hastada rastlanıldı. Pulmoner emboli; serviks kanserinin cerrahi tedavisi sırasında en fazla mortaliteye neden olan komplikasyondur. Hastalarımıza varis çorabı giydirilmiş operasyon öncesi subkutan profilaktik düşük molekül ağırlıklı heparin uygulaması yapılmış ve bu komplikasyona rastlanılmamıştır. Hastanede kalış süresi ortalama süresi 13.08 ± 5.08 (4-30 gün) olarak tespit edilmiştir. Yara yeri enfeksiyonları; eviserasyon hastanede kalış süresini uzatan bağımsız değişkenler olarak tespit edilmiştir. Sonuç: Hastalık evresi ilerledikçe sağkalımın azaldığı gözlemlendi. Sonuç olarak pelvik lenf nodu tutulumu olanlarda survi; tutulum olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı azalmıştır ve mortalite; tutulum olan grupta anlamlı olarak yüksek bulunmuştur.