Journals / Turkish Studies (Elektronik) / 2019 / Cilt: 14 - Sayı: 4

A VIEW ON UNTRANSLATABILITY/TRANSLATABILITY FROM WORLD LITERATURE PERSPECTIVE

DÜNYA EDEBİYATI AÇISINDAN ÇEVRİLEMEZLİK/ ÇEVRİLEBİLİRLİK

Pages
2029–2041
DOI
—

Abstract

From the moment when the concept of world literature has been introduced, the importance attached to translation has been weakened by neglect at times, yet from the 80’s onwards, it has regained its previous position with emergence of translation studies as an autonomous discipline and development of theoretical approaches to the translation. Since antiquity translation has come to be seen as both the driving force of the power struggle among central and periphery, minor and major literatures, canonical and non-canonical texts, and main agency in the circulation of literary works in world literature. In response to the idea that literary translation has infinite number of possibilities and expositions, current research approaches undertaken both in literary criticism and literary translation studies has turned their attention from the issues of “loyalty”, “untranslatability” between source and target texts, to the position of literary works among cultures, the selection of the works to be translated and their reception in the receiving culture. When viewed from this aspect, we see that translation processes have a privileged position in the institutionalization of the world literature. In this article, the approach of world literature concept to the translation has been considered within historical development of the concept from the time of its emergence until the present day. In this framework, it has been attempted to demonstrate how translation become an effective power by expanding the boundaries of world literature, having a say in the field of struggle between national and global literatures, regarded as one of the conditions for the acceptance to the “literary republic” – the term successfully coined by Pascale Casanova – and by approving value judgements and viewpoints in world literature and establishing new values and viewpoints when necessary. The emergence of world literature concept and its current position, latest discussions and ideas about the future of the discipline, contribution of translation to the world liteature has been discussed with reference to the views of proglobalization literary theorists. Besides, an opposing view of some literary critics who take an anti-globalization perspective and offer the notion of “untranslatability” as a counter argument to the the scope of “world literature” which is increasingly expanding and becoming amorphous by translatability was also addressed in the scope of this study, thus demonstrating intricate and intertwined structure of untranslatability and translatability.

Özet

Dünya edebiyatı kavramının ortaya atıldığı andan itibaren çeviriye yüklenen önem, zaman zaman unutularak zayıflasa da 80'lerden itibaren çeviribilimin özerk bir disiplin olarak doğuşu ve çeviriye yönelik kuramsal yaklaşımların gelişmesiyle birlikte önceki konumunu tekrar kazanmıştır. Çeviri gerek yazınsal yapıtların dünya edebiyatında dolaşımında gerekse de neredeyse antikçağ edebiyatından beri var olan merkez ve çevre, minör ve majör olmayan edebiyatlar, kanonik ve kanonik olmayan metinler arasında güç mücadelesinin itici gücü olarak görülmeye başlamıştır. Yazınsal çevirinin sonsuz sayıda olanakları olduğu fikrine karşılık olarak yazınsal eleştiri ve yazınsal çeviri araştırmalarında dikkatler kaynak metin ve erek metin arasındaki “sadakat”, “çevrilemezlik” gibi sorunlardan, yazın yapıtlarının kültürlerarasındaki konumu, çevrilecek yapıtların seçilmesi ve bu yapıtların alıcı kültürde alımlanması gibi meselelere yönelmiştir. Tüm bu anlatılanların ışığında çeviri süreçlerinin dünya edebiyatı alanının kurumsallaşmasında da imtiyazlı bir konuma sahip olduğunu görmekteyiz. Makalemizde dünya edebiyatı kavramının çeviriye yaklaşımı, kavramın ortaya çıktığı dönemden günümüze kadar geçirdiği tarihsel gelişim içinde ele alınmıştır. Bu çerçevede çevirinin dünya edebiyatının sınırlarını genişleten, evrensel ve ulusal edebiyatların mücadele alanında söz sahibi olan, Pascale Casanova’nın tanımladığı “edebiyat cumhuriyetine” kabulün koşullarından biri sayılan, dünya edebiyatındaki değer yargılarının ve bakış açılarının onaylanmasında ve yeri geldiğinde yeni değerler ve bakış açıları oluşturulmasında nasıl etkili bir güç haline geldiği gösterilmeye çalışılmıştır. Dünya Edebiyatı kavramının ortaya çıkması ve günümüzdeki konumu, güncel tartışmalar ve disiplinin geleceği hakkında fikirler, çevirinin dünya edebiyatına katkısı küreselleşme yanlısı edebiyat kuramcılarının görüşlerinden hareketle tartışılmıştır. Küreselleşme karşıtı perspektiften hareket eden bazı edebiyat kuramcılarının çevrilebilirlik yoluyla giderek genişleyen ve sınırları belirsizleşen “dünya edebiyatı” kapsamında karşı bir görüş olarak “çevrilemezlik” kavramını sunmaları da çevrilemezliğin çevrilebilirlikle iç içe geçmiş, girift yapısını gösteren bir karşı sav olarak makalede işlenmiştir.