Journals / Vakanüvis - Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi / 2017 / Cilt: 2
Britain's Russian and Caucasus Policy After the Bolshevik Revolution
- Issue
- 2017 · Cilt: 2
- Pages
- 393–416
- DOI
- —
Abstract
Britain’s Russian and Caucasus policy followed a different course before and during the First World War. Undoubtedly, during these political seesaws, British colonialism in India and interests in the Persian Gulf played an important role. As it is known, from the 18th century towards the end of 19th century, Britain supported the Ottoman Empire against Russia for about a hundred years, but she abandoned this policy when Germany emerged as a new power and had close relations with Istanbul. At the beginning of the twentieth century, increasing German influence on the Ottoman Empire carried Britain to a destiny union with Russia, once inexplicable her enemy, even to make a secret deal that shared the Ottoman geography, ranging from the Bosphorus to the Caucasus, from the Mediterranean to the Persian Gulf. However, deciphering this agreement by the Bolsheviks who took over the administration in Russia in October 1917, and Russia’s withdrawal from the war turned this state into an enemy state from the allied one. The signing of Mondros Armistice by the Ottoman Empire gave Britain the opportunity to open up to the Caucasus geography and to control the region by using various elements there. The purpose of the Britain was to establish a security zone for the Middle East and India, starting from the Black Sea and taking control of the line extending from the Caucasus to the Caspian Sea, Iran and Afghanistan. The political structure in the Caucasus against the Bolsheviks and Turks was of great importance for the purpose of the UK.
Özet
İngiltere’nin Rusya ve Kafkasya politikası Birinci Dünya Savaşı öncesi ve savaş sürecinde farklı bir seyir izlemiştir. Şüphesiz bu politik iniş çıkışlarda İngiltere’nin Hindistan sömürgesi ve Basra Körfezi’ndeki çıkarları önemli rol oynamıştır. Bilindiği üzere İngiltere XVIII. yüzyıl sonundan XIX. yüzyıl sonuna kadar yaklaşık yüz yıl Osmanlı Devleti’ni Rusya’ya karşı desteklemiş, ancak Almanya’nın yeni bir güç olarak ortaya çıkması ve İstanbul ile yakın ilişkiler içerisine girmesi üzerine bu politikasından vazgeçmiştir. Osmanlı Devleti üzerinde giderek artan Alman nüfuzu, XX. yüzyılın başında İngiltere’yi bir zamanlar amansız düşmanı olan Rusya ile bir kader birliğine, hatta Boğazlardan Kafkaslara, Akdeniz’den Basra Körfezi’ne kadar uzanan Osmanlı coğrafyasını paylaşan gizli anlaşmalara taşımıştır. Ancak bu anlaşmanın Ekim 1917’de Rusya’da yönetimi ele geçiren Bolşevikler tarafından deşifre edilmesi ve Rusya’nın savaştan çekilmesi bir anda bu devleti, ortak devletten düşman devlete dönüştürmüştür. Osmanlı Devleti’nin Mondros Mütarekesi’ni imzalaması ise İngiltere’ye Kafkas coğrafyasına açılma ve buradaki çeşitli unsurları kullanarak bölgeyi kontrol etme fırsatı vermiştir. Zira İngiltere’nin amacı, Karadeniz’den başlayıp Kafkaslar, Hazar Denizi, İran ve Afganistan’a kadar uzanan hattı kontrol altına alarak Ortadoğu ve Hindistan için bir güvenlik kuşağı oluşturmaktı. Kafkasya’da Bolşeviklere ve Türklere karşı oluşturacağı siyasi yapı, İngiltere’nin biraz önce belirtilen amacı için büyük önem arz ediyordu.