Journals / Uluslarası Müzik ve Sahne Sanatları Dergisi / 2018 / Sayı: 2
A Review of Sam Shepard’s Play Curse of the Starving Class in Perspective of Virtue Concept
- Issue
- 2018 · Sayı: 2
- Pages
- 59–79
- DOI
- —
Abstract
Abstract Focusing on the “virtue” concept, this paper reviews Sam Shepard’s “Curse of the Starving Class” as a critical approach to the lifestyle of modern American society. The family structure and interrelations among its members as implied in the design of dialogues, characters, and the plot, is almost bizarre from any view of pre-modern virtue concept, and it draws a realm of individualistic life consisted of seemingly aimless, scattered and splitted behaviours instead of a whole family picture with common goals and shared feelings. The most prominent of the changes in descriptions of the “virtue” concept through its journey from antiquity to the current era has been the modern one which splits it into two areas, individual and public, according to the individual’s new position in the economical production relations. While, in any given traditional western society, the goal to searching for goodness in one’s whole life is the main virtual consideration, the modern view focuses more on the public domain and leaves the search to the individual’s “free will”. Identity erosion in the play’s characters appeares in the familial components like parental role modelling, love, protection amd reliability.
Özet
Bu makale “erdem” kavramının tarihsel izini sürerek, modern Amerikan toplumunun yaşam tarzına eleştirel bir yaklaşım sunan Sam Shepard’ın, Aç Sınıfın Laneti adlı oyununu incelemektedir. Oyunun diyalog, karakter ve olay dizisi tasarımının öne sürdüğü şekilde aile yapısı ve aile bireyleri arasındaki ilişkiler, herhangi bir modern öncesi erdem tanımı bakış açısından son derece farklıdır ve ortak amaçları ve duygu paylaşımı olan bütünlüklü bir aile resmi yerine görünürde amaçsız, dağınık ve parçalanmış davranışlardan oluşan bireysel bir hayatın resmini çizer. Antik çağdan günümüze “erdem” kavramı tanımlamalarındaki en belirgin değişiklik onu, bireyin ekonomik üretim ilişkilerindeki durumuna uygun olarak bireysel ve kamusal olarak iki alana ayıran modern tanımlama olmuştur. Herhangi bir geleneksel batı toplumunda iyiliği, kişinin tüm hayatında araması gerektiği hedefi temel erdem düşüncesi olmuşken, modern görüş daha çok kamusal alana odaklanır ve bu arayışı, bireyin “özgür iradesine” bırakır. Modern yaşam biçiminin, oyun kişilerinde yaratığı kimlik aşınması aile ilişkisinde ebeveyn rol modeli, koruma, sevgi ve güven gibi bileşenlerde kendini gösterir.