Journals / Uluslararası İnsan Çalışmaları Dergisi / 2022 / Cilt: 5 - Sayı: 9
A Symbolic Approach to the Jewish New Year: Rosh Hashanah in Antakya
- Pages
- 122–139
- DOI
- —
Abstract
Jews are one of the communities that have lived in Antakya for many years. The aim of this research is to analyze the rituals of the Jews living in Antakya with a symbolic approach in the context of their time perception and beliefs. Religious festivals are rituals framed by rules around many symbolic traditions maintaining religious identity and drawing boundaries with the other. Rosh Hashanah is the Jewish New Year’s Day and is celebrated in the second week of September. The start of a new year includes a number of symbolic behaviors and consumption traditions that are obligatory in this festival. In this study, in which the field research method was used, the findings obtained by participatory observation and in-depth interview techniques were tried to be described with a symbolic approach. The relations between religion and food are revealed through the functions of sacred or taboo foods and beverages which are considered sacred by the community. These communities transform foods and beverages into a taboo or sacred field in line with their religious beliefs and practices. This field is created by re-attaching symbolic meanings to foods and beverages in the light of religious beliefs and practices. The symbolic meaning network of foods and beverages consists of the formation of cultural memory through religious communities, holy books, religious leaders, and oral traditions and of making them objects of religious rituals. In conclusion, it can be said that the religious identities of the Jews living in Antakya and the symbolic bond they establish with food is extremely important in maintaining the "Judaism" identity.
Özet
Museviler uzun yıllardır Antakya’da yaşayan cemaatlerden birisidir. Bu araştırmanın amacı Antakya’da yaşayan Musevilerin zaman algısı ve inançları bağlamında simgesel yaklaşımla ritüellerini analiz etmektir. Bayramlar dini kimliği sürdüren, öteki ile sınırları çizen simgesel birçok geleneğin etrafında kurallara bağlanmış ritüellerdir birisidir. Roş Aşana Musevilerin Yılbaşı Bayramı olup, eylül ayının ikinci haftasında kutlanır. Yeni bir yıla giriş bu bayramda yapılması zorunlu olan simgesel birtakım davranış ve tüketim geleneklerini içinde barındırır. Alan araştırması yöntemi kullanılan çalışmada, katılımlı gözlem ve derinlemesine görüşme teknikleri ile elde dilen bulgular simgesel bir yaklaşımla betimlenmeye çalışılmıştır. Din ve yemek arasındaki ilişkiler cemaat tarafından kutsal veya tabu olan yiyecek ve içeceklerin işlevi üzerinden ortaya konmuştur. Bu cemaatler dinsel inançlar ve uygulamalar doğrultusunda yiyecek ve içecekleri tabusal veya kutsal bir alana dönüştürmektedir. Bu alan dinsel inançlar ve uygulamalar ışığında yiyecek ve içeceklere yeniden simgesel anlam yüklemekle oluşturulmaktadır. Yiyecek ve içeceklerin simgesel anlam ağı, söz konusu dinsel cemaatler, kutsal kitaplar, dini liderler, sözlü gelenekler aracılığıyla kültürel belleğin oluşmasından ve dinsel ritüellerin birer nesnesi haline getirilmelerinden oluşmaktadır. Sonuç olarak, Antakya’da yaşayan Musevilerin dinsel kimlikleri ve yiyecekler ile kurdukları simgesel bağın “Musevilik” kimliğinin sürdürülmesinde son derece önemli olduğu söylenebilir.